Bu Karara Güler Misin Ağlar Mısın? Yargıtay” Sadakat Yükümlülüğüne Aykırı Davrandığı İçin Eşi Tarafından FİZİKSEL ŞİDDETE Maruz Kalan Kadın Boşanmada Ağır Kusurludur”

Paylaşımı Yapan Av.Mehmet CANSIZ on

Bu kararı görünce önce çok şaşırdım, onun için “Bu karara güler misin, ağlar mısın” şeklinde başlık atmayı uygun gördüm.

Evlilik birliğinin en önemli yükümlülüklerinden biri tabi ki eşlerin birbirine karşı sadık olmasıdır. Aldatma tabii ki kutsal saydığımız bu birliğe atılan bir dinamittir, bombadır. Buna hiç şüphe yok. SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL EDEN KADIN DA OLSA ERKEK DE OLSA TABİİ Kİ AĞIR KUSURLUDUR.

PEKİ YA KADINA ŞİDDET NEDİR?  Bu hafif bir evlilik kusuru mudur? Tabii ki değildir. ŞİDDET için de yukarıdaki sözlerimin tamamı geçerlidir. ŞİDDET DE EVLİLİK BİRLİĞİNE ATILAN FİZİKSEL BİR DİNAMİTTİR. Fiziksel olarak güçlü durumda olan erkeğin, kendinden zayıf gördüğü eşine karşı uyguladığı en büyük zulümdür. 

Evlilik bir sözleşmedir Medeni Kanun anlamında. Taraflar bu sözleşmeye aykırı davranırlarsa, yasaların belirlediği yaptırımlara maruz kalırlar. Tekrar belirtmekte çok büyük fayda görüyorum: YASALARIN BELİRLEDİĞİ YAPTIRIMLARA.. 

Aşağıda sunduğum Yargıtay kararına bu nedenle kesinlikle katılmıyorum. Bu kararda özet olarak ne diyor:”Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalı-karşı davacı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı kadın, davalı-karşı davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurludur.  diyor.

Peki bundan ne sonuç çıkıyor? Bu karar televizyonlarda gördüğümüz, her geçen gün daha da artan KADINA ŞİDDET VEYA KADIN CİNAYETLERİ hakkında bir çözüm mü üretiyor yoksa KADINA ŞİDDETİ VE KADIN CİNAYETİ İŞLEYEN CANİLERİ ÖZENDİRİYOR MU?

Bu sorunun cevabını bence düşünmeye gerek yok. Tabi ki bu canilere cesaret veriyor.

Yukarıda da belirttiğim gibi evlilik “aile” dediğimiz birliği kuran ve taraflara karşılıklı haklar veren ve karşılıklı yükümlülükler yükleyen bir sözleşmedir. TARAFLARDAN BİRİSİ SÖZLEŞMEYİ İHLAL EDERSE YAPTIRIMINI DA MAHKEMELER VERİR. 

Kadın veya erkek “hiç farketmez” bu evlilik sözleşmesine aykırı davranır veya ihanet ederse, diğer taraf %100 haklı sebeple mahkemeye başvurur ve eşinden boşanır. “HADİ SANA GÜLE GÜLE” der.AMA ŞİDDETE BAŞVURAMAZ. ŞİDDETE BAŞVURANIN KARŞISINA ADALET MEKANİZMASI OLAN MAHKEMELER ÇIKAR VE ONU CEZALANDIRIR.

Yukarıda saydığım nedenlerle aşağıda sunduğum Yargıtay kararını çok yanlış buluyorum ve KADINA ŞİDDETİ VE KADIN CİNAYETLERİNE DUR DEMEK BİR TARAFA “BU CANİLERİ ÖZENDİRİCİ” BİR KARAR” olduğunu düşünüyorum. 

T.C. Yargıtay

2.Hukuk Dairesi
Esas: 2019/1533
Karar: 2019/7174
Karar Tarihi: 17.06.2019

BOŞANMA DAVASI – BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNCE DAVACI-KARŞI DAVALI KADININ TAM KUSURLU OLDUĞUNUN KABULÜ İLE KADININ BOŞANMA DAVASININ REDDİ DOĞRU DEĞİL İSE DE KADININ BOŞANMA DAVASININ REDDİ TEMYİZE KONU EDİLMEDİĞİ – HÜKMÜN ONANMASI

karşı davalı kadın, davalı-karşı davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurludur. Bu husus gözetilmeden bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ile kadının boşanma davasının reddi doğru değil ise de; kadının boşanma davasının reddi temyize konu edilmediğinden bu konuda bozma yapılmayarak, kararın kusura ilişkin gerekçesinin bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

(4721 S. K. m. 166) (6100 S. K. m. 370)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi, erkek lehine hükmedilen tazminatlar ve kendisinin reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Dava; kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası, karşı dava ise erkek tarafından açılan Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacı-karşı davalı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle tam kusurlu kabul edilerek, kadının boşanma davasının ve tazminat ve nafaka taleplerinin reddine, erkeğin boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, erkek lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri ile erkek lehine hükmedilen tazminatlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı-karşı davalı kadının süresinden sonra talep etmiş olduğu yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediği gerekçesiyle davacı-karşı davalı kadının yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalı-karşı davacı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı kadın, davalı-karşı davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurludur. Bu husus gözetilmeden bölge adliye mahkemesince davacı-karşı davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ile kadının boşanma davasının reddi doğru değil ise de; kadının boşanma davasının reddi temyize konu edilmediğinden bu konuda bozma yapılmayarak, kararın kusura ilişkin gerekçesinin bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir (HMK m. 370/2).

SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının kusur belirlemesine ilişkin gerekçesinin DÜZELTİLEREK, temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentle gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliği ile karar verildi. 17.06.2019  (¤¤)


Av.Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladı.1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladıktan sonra 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundu. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladı. 2011 Yılından beri kurcusu olduğu"CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda avukatlık hizmeti vermektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

0 Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir