Yargıtay Kararlarına Göre “Boşanma Davalarında Ağır Kusur Kabul Edilen Haller ” Nelerdir?

ZİNA SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI

Boşanma davalarında diğer eşe göre daha ağır kusuru olan eş, talep halinde nafaka ve maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kaldığı gibi, Ağır kusurlu eşin boşanma davası da reddedilir. Peki, boşanma ağır kusur sayılan haller nelerdir?

  1. “Mahkemece davacı erkeğin, uyuşturucu madde kullandığı, aşırı alkol tükettiği ve bunların etkisinde kalarak kadına hakaret ettiği, davalı kadının da erkeğe, hakaret ettiği ve bu nedenle davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu ….”
  2. “Şiddete yönelik eylemlerinin olduğu ve kadını öldürmekle tehdit ettiği”
  3. “kadına kusur olarak sadakatsizlik vakıasının güven sarsıcı davranış boyutunda olduğu mahkemece belirlenen diğer kusurlu davranışlar hep birlikte değerlendirildiğinde yine de kadının  ağır  kusurlu  olduğunun  anlaşılmasına göre”
  4. “boşanmaya sebebiyet veren olaylarda sadakatsiz davranışta bulunan kadın tam kusurlu olup...”
  5. “davalı-karşı davacı erkeğin birlik görevlerini ihmal ettiği ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davacı-karşı davalı kadının erkeğin güven sarsıcı davranışlarını öğrendikten sonra tarafların tartıştıkları ancak arkadaşlarının devreye girmesiyle barışarak akşam dışarıda yemek yeme planları yaptıkları, bu sebeple kadının eşini affettiği, af nedeniyle delil olmasa da ekonomik özgürlüğü bulunmayan kadının bu durumu kabul etmek zorunda kaldığı, bu sebeple davalı-karşı davacı erkeğin güven sarsıcı davranışının kabul edilmesinin gerektiği; davacı-karşı davalı kadının ise, barışmak niyetiyle eşi ve eşinin ailesi ile ortak arkadaşlarının kadının ailesinin evine geldikleri ortamda, eşinin annesini aşağılayarak hakaret ettiği ve kovduğu gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda kadının az, erkeğin ise daha ağır kusurlu olduğunu”
  6. “toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin eşine yönelik sürekli fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmakla, davacı-davalı erkeğin  boşanmaya sebep olan olaylarda yine de ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre”
  7. eşini öldürme girişiminde bulunmak, onu intihara zorlamak gibi eşlerden biri tarafından diğerinin hayatına karşı yapılmış acı sonuç doğuran davranışlar”
  8. eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır.  Dövme ve fiziksel şiddet uygulama, evden kovma, aç bırakma, anormal cinsel ilişkiye zorlama gibi davranışlar pek kötü davranışa örnek olarak gösterilebilir” Bu davranışları yapan eş boşanmada ağır kusurlu kabul edilir.
  9. “onur kırıcı davranış” ise, eşlerden birinin diğerine hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır. Ayrıca her türlü onur kırıcı davranış değil, ağır derecede onur kırıcı bir davranışın boşanma sebebi sayıldığı da bilinmelidir.”
  10. “davacı-karşı davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uygulaması ve sarf ettiği hakaret sözcükleri dikkate alındığında bu eylemlerin onur kırıcı davranış sayılacağı”
  11. davacı-karşı davalı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davalı-karşı davacı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı kadın, davalı-karşı davacı erkeğe nazaran daha ağır kusurludur.”
  12. “Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı kadının hakaret eyleminden sonra evlilik birliğinin devam ettiği, bu eylemin davacı erkek tarafından affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, davalı kadına kusur olarak yüklenilemeyeceğinin; yine davalı kadına kusur olarak yüklenen eşinin şartlarını beğenmediği vakıasının, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gözetildiğinde davalı kadının 7 metrekarelik bir odada kalmak istememesinin olağan olduğu bu vakıanın da kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek, davalı kadına oranla daha ağır kusurludur.”
  13. “Bu durumda reddedilen boşanma davasını açarak fiili ayrılığa sebep olan davacı erkek boşanmada tam kusurludur”
  14. “Tarafların bölge adliye mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusur durumlarına göre, kıskanç davranışları olan ve çevreye eşinin son olaydaki davranışlarını anlatan erkek ile güven sarsıcı davranışları bulunan kadının eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekirken davalı-davacı erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
  15. “Tarafların bölge adliye mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusur durumlarına göre, erkeğin ablasının kolunu ısıracak derecede sinirli ve agresif davranışları olan, erkeğin işyerine giderek agresif tavırlar sergileyen, eşine toplum içinde “Allah belanı versin, yavşak, pezevenk, s…tir git, hayvan, adam değilsin” diyerek ağır hakaretlerde bulunan, küfür eden ve kıskanç tavırları olan kadın ile agresif davranışları olan, teslim edilen araca zarar veren, eşini darp eden, zaman zaman gece eve gelmeyerek fiili ayrılık döneminde ev sahibine kadın ve çocuğun oturduğu evin boşaltılacağına dair ihtar çeken erkek eşit kusurludur. Hal böyle iken davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
  16. “Mahkemece, kadının kusurunun daha ağır olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kadının birlik görevlerini yapmadığı, düğünde, ölümde eşinin yanında olmadığı, eşine hakaret ettiği, davacı-karşı davalı erkeğin ise hakaret ettiği, kadını evden kovduğu, sık sık seni istemiyorum, seni sevmiyorum dediği anlaşılmaktadır. Bu durumda evlilik biriliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu kadının tam kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
  17. Tarafların bölge adliye mahkemesince kabul edilen kusur durumlarına göre, son olayda eşine şiddet uygulayan ve güven sarsıcı davranışları bulunan kadının, son olayda eşine şiddet uygulayan ve eşine küfreden erkeğe göre ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına karşın; tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiştir.

Yukarıda, Yargıtay kararlarından alıntılar yaparak, Yargıtay’ın boşanmada ağır kusur olarak kabul ettiği bazı halleri size fikir vermesi açısından paylaştık. Ağır kusurun önemini tekrar vurgulamak istiyorum.

1-AĞIR KUSURLU EŞİN AÇTIĞI BOŞANMA DAVASI REDDEDİLİR,

2-AĞIR KUSURLU EŞ NAFAKA ALAMAZ,

3-AĞIR KUSURLU EŞ LEHİNE MADDİ-MANEVİ TAZMİNATA HÜKMEDİLEMEZ,

4-AĞIR KUSURLU EŞ, DİĞER ŞARTLARI DA VARSA EŞİNE NAFAKA VE MADDİ MANEVİ TAZMİNAT ÖDEMEK ZORUNDA KALIR.

5-AĞIR KUSUR OLARAK KABUL EDİLEN HAL “ZİNA”VEYA “HAYATA KAST ” İSE HAKİM, KUSURLU EŞİN ARTIK DEĞERDEKİ PAY ORANININ HAKKANİYETE UYGUN OLARAK AZALTILMASINA VEYA KALDIRILMASINA KARAR VEREBİLİR.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nv-author-image

Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladı.1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladıktan sonra 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundu. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladı. 2011 Yılından beri kurcusu olduğu"CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda avukatlık hizmeti vermektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.