Taşınmaz Mülkiyetine ve Buna İlişkin Ayni Haklar Çekişme Konusu Değilse İcraya Konabilmesi İçin KESİNLEŞMESİ Gerekli Midir?

Ortaklığın Giderilmesi Davası

Bu soruya cevabımız KESİNLİKLE HAYIR olacaktır. Taşınmaz mülkiyeti ve taşınmaza bağlı ayni haklara ilişkin bir dava yada talep yoksa, ECRİMİSİLE DAİR MAHKEME KARARLARI KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONABİLİR. İlgili Yargıtay Kararlarını ekte bilginize sunuyorum:

T.C. YARGITAY

8.Hukuk Dairesi
Esas: 2017/13461
Karar: 2017/14386
Karar Tarihi: 02.11.2017

TAKİBİN İPTALİ DAVASI – TAKİP DAYANAĞI İLAMIN HÜKÜM KISMINDA TAŞINMAZIN AYNIYLA İLGİLİ KAYIT VE SİCİLLERDE DEĞİŞİKLİK YARATAN BİR HÜKMÜN BULUNMADIĞI – İLAMIN KESİNLEŞMEDEN İNFAZININ MÜMKÜN OLDUĞU – ŞİKAYETİN REDDİ GEREĞİ

ÖZET: Takip dayanağı ilamın hüküm kısmında taşınmazın aynıyla ilgili kayıt ve sicillerde değişiklik yaratan bir hükmün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilamın kesinleşmeden infazı mümkün olduğundan şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir.

(6100 S. K. m. 367)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda … 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 13.02.2017 tarih 2017/86E-2017/149 …. Sayılı kararıyla şikayetin kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez alacaklı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Borçlu vekili, takibe dayanak ilamın gayrimenkulün aynına ilişkin olması nedeniyle kesinleşmeden icraya konulamayacağından takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece taşınmazın aynı ihtilaflı olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir. Hükme karşı alacaklı vekilinin istinaf talebinde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

6100 sayılı HMK’nun 367/2. maddesi gereğince gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez.

Somut olayda; takip dayanağı … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/463E- 2016/909K. Sayılı ilamının hüküm bölümünde “Men’i müdahale davasının kabulü ile taşınmaza davalının vaki müdahalesinin önlenmesine, ecrimisil talebinin kabulüne” karar verilmiştir. Bu haliyle ilamın hüküm kısmında taşınmazın aynıyla ilgili kayıt ve sicillerde değişiklik yaratan bir hükmün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ilamın kesinleşmeden infazı mümkün olduğundan şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi doğru değildir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının, yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 371/1-ç. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C. YARGITAY 12.Hukuk Dairesi Esas: 2018/3829 Karar: 2018/8156 Karar Tarihi: 17.09.2018

TAKİBİN İPTALİ İSTEMİ – MAHKEMECE KARAR TARİHİ OLAN TARİH İLE TAKİP TARİHİ OLAN TARİHLER ARASINDA YASAL FAİZ TALEP EDİLEBİLECEĞİ – BİRİKMİŞ FAİZ ALACAĞININ KISMEN İPTALİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Mahkemece karar tarihi olan 25.03.2014 ile takip tarihi olan 24.11.2014 tarihleri arasında yasal faiz talep edilebileceği nazara alınarak, birikmiş faiz alacağının kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

(2004 S. K. m. 366) (YİBK. 24.11.1995 T. 1994/2 E. 1995/2 K.) (YHGK. 05.04.2000 T. 2000/12-739 E. 2000/746 K.) (YHGK. 08.10.1997 T. 1997/12-517 E. 1997/776 K.)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Dava, kamulaştırmasız el atma davasından kaynaklı ilamlı takipte ilama aykırı şekilde faiz talep edildiğinden takibin iptaline ilişkin olup, mahkemece kamulaştırmasız el atma davalarında dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

İlamda, faiz ve faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebilir. Ancak, hükmün infazı için kesinleşmesi gereken hallerde, faizin, kararın kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanması gerekir (İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 24.11.1995 tarih, 1994/2 E. – 1995/2 K. sayılı ve HGK’.nun 05.04.2000 tarih, 2000/12-739 E. – 2000/746 K. sayılı ilâmlarında vurgulandığı üzere). Ayrıca, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm fıkrası olup, ilamın aynen infazı zorunludur. İcra mahkemesi, infazın ilama uygunluğunu denetlemekle görevli olup, ilamı yorumlayıp, değiştiremez (HGK’nun 8.10.1997 tarih, 1997/12-517 E, 1997/776 K.).

Somut olayda, takip dayanağı ilamda kamulaştırmasız el atma bedeli ve ECRİMİSİL miktarına hangi tarihten itibaren faiz işletileceğine hükmedilmediği, anılan alacak kalemlerinin tahsili için başlatılan ilamlı takipte ise dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği anlaşılmakta olup, ilamın infazı için de kesinleşmesine gerek bulunmadığından, tüm alacak kalemleri için karar tarihi olan 25.03.2014 tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebilir.

O halde, mahkemece karar tarihi olan 25.03.2014 ile takip tarihi olan 24.11.2014 tarihleri arasında yasal faiz talep edilebileceği nazara alınarak, birikmiş faiz alacağının kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/09/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nv-author-image

Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladı.1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladıktan sonra 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundu. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladı. 2011 Yılından beri kurcusu olduğu"CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda avukatlık hizmeti vermektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.