Tasarrufun İptali Davası Hangi Şartlarda Açılabilir?

Paylaşımı Yapan Av.Mehmet CANSIZ on

Tasarrufun iptali davası, borçlunun üçüncü kişilerle yaptığı, temelde mal kaçırma amacı güderek alacaklıya zarar vermek için yapılan hukuki işlem­lerin iptal edilmesini sağlamak için, alacaklı tarafından açılan davadır.

Alacaklı davayı kazanırsa, mal üçüncü kişi elinde iken satılır ve alacaklı alacağını malın bedelinden alır.

Tasarrufun İptali davası hem icra hukukuna hem de iflas hukukuna dayanarak açılması mümkündür.

Tasarrufun İptali davası aynî bir dava değil, şahsi bir davadır.

Bu davanın amacı ma­lın mülkiyetini borçluya geri getirmek değil, alacaklının, malı sanki borçlununmuş gibi üçüncü kişinin elinde sattırıp alacağını almaktır. Mal üçüncü kişinin elinden çıkmış ise, davanın konusunu üçüncü kişinin malın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi teşkil eder. Ancak iptal davasını kaybeden üçüncü kişi de malvarlığında ortaya çıkacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada talep edebilir.

İptal davası, malı bu üçüncü kişiden almış olan diğer iyi niyetli kişilerin haklarını ihlal etmez; onların kazanımı geçerlidir. Yani dava iyiniyetli 4. Kişiye karşı açılamaz. Ancak 4. Kişi kötüniyetli ise ancak bu dava ona karşıda açılabilir.

II- İPTALE TABİ İŞLEMLER

Kanun iptale tabi işlemleri üç grup altında düzenlemiştir.

1) Bunlardan birincisi ivazsız tasarruflar (karşılıksız kazandırmalar), ya­ni bağışlardır. Buna göre mutad (alışılmış) hediyeler hariç olmak üzere, ha­cizden veya iflasın açılmasından geriye doğru son 2 yıl içinde yapılan bağış­lar iptale tâbidir.

Bu davanın açılabileceği hak düşürücü süre 5 yıldır.

Hatta borçlunun yaptığı bazı işlemeler karşılıklı olsa bile bağış sayılmıştır:

  • Karı koca ve üçüncü derece kan ve sıhrî hısımlar, evlatlık ile evlat edi­nen arasında yapılan karşılıklı işlemler bağış hükmündedir.
  • Borçlunun kendisine veya üçüncü kişi yararına, kaydı hayat şartı ile irat, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya intifa hakkı kurduğu sözleşme­ler iptale tâbidir.
  • Borçlunun verdiği şeyin sözleşmenin yapıldığı sıradaki değeri ile ivaz ola­rak kabul ettiği şey arasında orantısızlık bulunduğu sözleşmeler iptale tâbidir.
  • Borçlunun aciz halinde yaptığı bazı işlemler hacizden veya iflasın açılmasından geriye doğruya son 1 yıl içinde yapılmış olması şartıyla iptale tabidir. Bunlar:

– Para ve alışılmış ödeme vasıtaları dışında yapılan ödemeler

 Vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeler

– Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler

– Borçlunun teminat göstermeyi daha önce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere, borçlu tarafından mevcut bir borcu temin etmek için verilen rehinler

Ancak burada, bu tasarruflardan yararlanan üçüncü kişi, borçlunun aciz halinde olduğunu bilmediğini ispat ederse iptal davası reddedilir. Yani bura­da ispat yükü üçüncü kişiye yüklenmiştir.

Borçlunun son 5 yıl içinde alacaklıya zarar verme kas­tıyla yapılan hileli işlemler, alacaklı tarafından ispat edildiği takdirde iptale tâbidir.

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler iptale tabidir.

Bu tür İşlemlerin İptal edilebilmesi için:

1-Borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunması gerekir.

İspat Kolaylığı Getiren Karineler;

Borçlu ile tasarruf yapan 3. kişi, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu İle üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sihri hısımları, evlat edinenin veya evlatlığı İse borçlunun durumunu bildiği kabul edilir.

-Ticari işletmelerde ticari işletmelerin tamamını alan kişinin  borçlunun  durumunu  bildiği kabul edilir.

2- Alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan işlemlerin iptal edilebilmesi için, iptale tabi bu işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren, beş yıl içinde, borçlu aleyhine haciz veya İflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

3-Tasarrufun alacaklılarına zarar verme kastı ile yapılmış olduğunun davacı alacaklı veya iflas idaresi tarafından ispat edilmiş olması gerekir.

III- TASARRUFUN İPTALİ DAVASININ TARAFLARI

İptal davası hem hacizde hem de iptalde açıldığı için davanın tarafları da buna göre değişmektedir.

Hacizdeki iptal davasında davacı, takip alacaklısıdır. Ancak davacı alacaklının mutlaka borç ödemeden aciz belgesi ibraz et­mesi gerekir. Bu iptal davası bakımındanözel dava şartı teşkil eder. Davalı ise mutlaka borçlu ve onunla işlem yapan üçüncü kişidir. Bunlar davalı tarafta şekli mecburi dava arkadaşı durumundadır.

İflastaki iptal davasını iflas idaresi açar. Elbette ki iflas idaresinden aciz belgesi istenmez. Davalı ise sadece üçüncü kişidir. Bunun sebebi de son derece basittir. Çünkü müflis iflas etmekle tasarruf yetkisi kısıtlanmış dava takip yetkisi de iflas idaresine verilmiştir. İflas idaresi masanın kanuni temsilcisi konumundadır. Dolayısıyla iflas idaresi hem alacaklıların hem de müflisin haklarını korumakla mükelleftir. Yani iflas idaresi hem davacı hem davalı olamayacağı için, iflasta iptal davası yalnızca 3. Kişiye karşı açılır.

IV- TASARRUFUN İPTAL DAVASINDA YARGILAMA USULÜ

İptal davası her şeyden önce bir davadır. Dava olması sebebiyle de zaten bu dava genel mahkemelerde açılır. Her türlü delil kullanılır. Verilen hüküm kesin hüküm teşkil etmeye elverişlidir. Daha önce anlatmış olduğumuz dava teorisi içinde söylenen şeyler burası içinde geçerlidir.

İptal davası, genel yetki kurallarına göre genel mahkemede açılır.(çünkü davadır) Yani,borçlu ile üçüncü kişi aynı yerde ikamet etmekte ise, dava, ikisinin müşterek yerleşim yerinde açılır. Bunların yerleşim yerleri farklı ise, dava bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabilir.

Görevli mahkeme ise, kural olarak, genel mahkemeler, yani sulh veya asliye hukuk mahkemesidir. Ancak, iptal davası, hacizdeki istihkak davasına karşı, karşılık dava olarak açılırsa, hem icra mahkemesinde görülür, hem de davayı açan alacaklının aciz belgesi ibraz etmesi gerekmez.

İptal davası basit yargılama usulüne göre görülür.(basit yargılama olduğu için acele işlerden olup iflas halinde dahi iptal davası durmaz.

Hakim bu davada her türlü delili serbestçe değerlendirir. (çünkü davadır). Burada üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan birisi burasıdır. Çünkü burada senetle ispat kuralı uygulanmaz. Yapılan tasarrufun hileli olduğu, ivazsız olduğu, zarar verme kastı gibi durumların ispatı hukuki fiil olmaları sebebiyle tanık dahil her türlü delil ile ispatlanmaları mümkündür.

İptale tâbi tasarruf hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi istenebilir. İptal davası, işlemin yapıldığı tarihten itibaren yıllık hak düşürücü bir süreye tâbidir. Beş yıllık iptal davası açması süresi (m.284) ile, İİK m.278,II ve m.279,I’deki (sırasıyla iki, bir yıllık) süreler farklı (ayrı) nitelikte sürelerdir. (bu iki çeşit süreyi birbiri ile karıştırmamak g e r e k i r ) ;

Şöyle ki : İİK m.278,II ve m.279,I’deki (iki ve bir yıllık) süreler, tasarrufun iptale tâbi olma süreleridir. Yani, tasarruf m.278,II’deki iki yıl veya m.279,I’deki bir yıl içinde yapılmış ise, iptale tâbidir. Böyle bir (iptale tâbi) tasarrufun iptali için, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde iptal davası açılabilir (m.284). Buna karşılık, tasarrufun yapıldığı tarih, m.278,II’deki iki yıllık veya m.279,I’deki bir yıllık dönemlerden daha eski bir zamana rastlıyorsa,(m.284’deki beş yıllık dava açma süresi henüz geçmemiş olsa bile) iptal davası açılamaz. Çünkü, tasarruf, iki veya bir yıllık dönemlerden önce yapıldığı için, m.278 veya m.279 hükmüne göre iptale tâbi de ğ i l d i r.

Bunun gibi, m.280,I c.2’deki beş yıllık süre de, iptal davası açma süresi olmayıp, takip talebinde bulunma süresidir. Alacaklı, (m.280,I c.l’e göre) iptale tâbi olan tasarrufun yapıldığı (işlemin gerçekleştiği) tarihten itibaren, beş yıl içinde borçluya karşı icra veya iflâs takibi yapmış ise, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde iptal davası açabilir (m.284).

Alacaklı davayı kaybederse, hukuki işlemin iptale tâbi olmadığı tespit edilmiş olur. Alacaklı iptal davasını kazanırsa, mal üçüncü kişinin elinde satılır, alacaklı alacağını bu malın bedelinden alır.


Av.Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladı.1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladıktan sonra 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundu. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladı. 2011 Yılından beri kurcusu olduğu"CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda avukatlık hizmeti vermektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

0 Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir