Muhtesatın Tespiti Davası- Mirasçılardan Birinin Mirasçılara Ait Arsa Üzerine Yaptığı Binanın Mülkiyeti Kime Ait Olur?

Yargıtay Kararı

Muhtesatın Tespiti Davası – SATIŞ DOSYASINDAKİ SATIŞ BEDELİNE UYGULAYARAK MUHDESATLAR NEDENİYLE DAVALININ ZENGİNLEŞTİĞİ MİKTARI TESPİT EDİP MUHDESATLI DEĞER İLE MUHDESATSIZ DEĞER ARASINDA FARK BULUNMAMASI HALİNDE DAVANIN REDDİ GEREKTİĞİ

T.C. YARGITAY

3.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/14317
Karar: 2016/9159
Karar Tarihi: 08.06.2016

ÖZET: Mahkemece yapılacak iş; davacıya ait olduğu saptanan muhdesatla ilgili, ortaklığın giderilmesi davası satış dosyasındaki satış tarihi itibariyle taşınmazın muhdesatla birlikte satılması halindeki gerçek sürüm değeri ile bu muhdesatlar olmaksızın yalın haliyle satılması durumundaki gerçek sürüm değerini, konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan alınacak gerekçeli, dayanaklarını, gösterir taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir raporla belirlemek, bu yolla bulunacak iki değer arasında fark oluştuğunda bunları birbirine oranlamak, bulunacak oranı, ortaklığın giderilmesine ilişkin satış dosyasındaki satış bedeline uygulayarak muhdesatlar nedeniyle davalının zenginleştiği miktarı tespit edip, bir karar vermek; muhdesatlı değer ile muhdesatsız değer arasında bir fark bulunmaması halinde ise davanın reddine karar vermektir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

(4721 S. K. m. 722, 723)

Dava ve Karar:

Taraflar arasındaki muhtesatın tespiti-tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı-birleşen davacı vekili, dava dilekçesinde; … … köyünde vaki 309 ve 311 parsel sayılı taşınmazların tarafların murisi … tan kendilerine intikal ettiğini; davalı hissedar … tarafından açılan … Hukuk Mahkemesi’nin…sayılı ortaklığın giderilmesi davasında ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verildiğini; yapılan ihale sonucunda dava konusu taşınmazları davalı …’ın satın aldığını; hissedarı bulunduğu 309 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bir adet ev ile bir adet fındık işçileri için ahşap bina ve bir adet serende tabir edilen yapının bütün masraflarının kendisi tarafından karşılanarak yapıldığını, fakat bu yapılan masrafların satış sırasında nazara alınmadığını belirterek; 7.000 TL dava değeri üzerinden dava konusu yapıların muhtesatının aidiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada ise yapı değerinin tespit edilen 29.690,80 TL üzerinden müvekkiline aidiyetinin tespitini, aksi halde yapıların toplam değeri olan 36.690,80 TL’nin satış tarihi olan 16.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde; tarafların kardeş olduğunu, müvekkilinin taşınmazı eklentileri ile birlikte satın aldığını, ortaklığın giderilmesi davası kesinleştikten sonra aidiyetin tespitinin istenemeyeceğini, ev ve eklentilerine ilişkin malzeme ve masrafların murisleri tarafından karşılandığını savunarak; davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine 7.Hukuk Dairesi 05.06.2014 tarih, ….sayılı ilamı ile “… asıl davanın hukuki yarar bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp, davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, birleşen dava niteliği ve içeriği itibariyle ortaklığın giderilmesi davası sonunda satışına karar verilen 309 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesat nedeniyle sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Davalının satıştan önce de taşınmazda paydaş olduğu, muhdesatın davacıya ait olduğunun kanıtlanması halinde bedeli kadar sebepsiz zenginleşeceği gözetildiğinde, taşınmazın kıymet takdiri de gösterilen muhdesatla birlikte satın alındığı yönündeki mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, birleşen davanın az yukarıda açıklanan niteliği gözetilerek yargılamaya devam olunması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden sonucuna uygun bir hüküm verilmesi gerekirken, davanın niteliğinde yanılgıya düşülerek, yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle, birleşen dava yönünden verilen hükmün bozulmasına,” karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek, yapılan yargılama sonunda; asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın ise kabulü ile 36.690,80 TL’nin satış tarihi olan 16/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; taraflara miras yoluyla intikal eden 309 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatın bedelinin davacı tarafından talep edilip edilemeyeceğidir.

TMK.nun 722/1.maddesi gereğince; “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin ya da bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazisinin bütünleyici parçası olur.” 2.fıkra hükmüne göre de “arazinin maliki de rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.”

TMK.nun 723.maddesi gereğince ise; “malzeme sökülüp alınmaz ise, arazi maliki malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.”

Somut olayda; fındık bahçesi vasıflı 3.280m2 yüzölçümlü 309 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacı tarafından yapıldığı tanık beyanları ile sabittir. Dava konusu taşınmazın,…Sulh Hukuk Mahkemesi’nin… K.sayılı ortaklığın giderilmesi davası ile verilen satış kararı neticesinde Satış Memurluğu’nun 2010/5 E.sayılı dosyasında 16.08.2010 tarihinde üzerindeki bina ile birlikte 27.000 TL bedel karşılığında davalıya satılarak 26.10.2010 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; muhdesatın yapı değerleri, inşa tarihleri ve yıpranma payları dikkate alınarak, 2011 yılı Yapı Birim Maliyetleri üzerinden toplam 36.690,80 TL olarak hesaplanmış, mahkemece; alınan bu rapora dayanılarak hüküm tesis edilmiştir.

Oysa ki, mahkemece yapılacak iş; davacıya ait olduğu saptanan muhdesatla ilgili, ortaklığın giderilmesi davası satış dosyasındaki satış tarihi itibariyle taşınmazın muhdesatla birlikte satılması halindeki gerçek sürüm değeri ile bu muhdesatlar olmaksızın yalın haliyle satılması durumundaki gerçek sürüm değerini, konusunda uzman bilirkişi veya kurulundan alınacak gerekçeli, dayanaklarını, gösterir taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir raporla belirlemek, bu yolla bulunacak iki değer arasında fark oluştuğunda bunları birbirine oranlamak, bulunacak oranı, ortaklığın giderilmesine ilişkin satış dosyasındaki satış bedeline uygulayarak muhdesatlar nedeniyle davalının zenginleştiği miktarı tespit edip, bir karar vermek; muhdesatlı değer ile muhdesatsız değer arasında bir fark bulunmaması halinde ise davanın reddine karar vermektir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nv-author-image

Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladı.1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladıktan sonra 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundu. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladı. 2011 Yılından beri kurcusu olduğu"CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda avukatlık hizmeti vermektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.