2.El Araç Satışında Sonradan Ortaya Çıkan Gizli Ayıp- Ayıbın Alıcıdan Gizlenmediğini İspat Yükü Yükü

2. el Araç Satışından doğan “gizli ayıp sebebiyle sözleşmenin feshi veya tazminat talepli davalarda;

  1. Alıcı tüketici, satıcı normal vatandaş ise, Yetkili Mahkeme Asliye Hukuku Mahkemesi, Görevli Mahkeme de “Araç Noter Satışının Yapıldığı Yer” Mahkemesidir.
  2. Alıcı Tüketici, satıcı da araç alım satım işini ticari amaçla yapan bir şirket veya ticari işletme ise; Görevli Mahkeme Tüketici Mahkemesi, Yetkili mahkeme de,”Araç Noter Satışının Yapıldığı Yer” Mahkemesi ile Tüketicinin İkametgah yeri mahkemesidir.

İLGİLİ YARGITAY KARARLARINI AŞAĞIDA BİLGİLERİNİZE SUNUYORUZ:

1-YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
Esas Yıl/No: 2017/2916
Karar Yıl/No: 2017/3730
Karar tarihi: 23.03.2017
ALACAK DAVASI – MAHKEMECE GENEL MAHKEME SIFATIYLA DAVAYA BAKILARAK KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA HÜKÜM KURULMASI – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil, Genel mahkemeler görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak karar verilmesi gerekirken, tüketici mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

(6502 S. K. m. 1, 2, 3, 73)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı …’ın maliki olduğu otomobili diğer davalının vekaletname ile noterde kendisine sattığını, aracın pert total kaydı olduğu anlaşıldığını, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin iptaline, ödediği bedel 24.300 TL’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.

1-6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.

Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde, davalıların araç satımını meslek edinmediği, bu bağlamda davalıların yasada tanımlanan şekilde satıcı olmadığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Yasanın kapsamı dışında olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil, Genel mahkemeler görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak karar verilmesi gerekirken, tüketici mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-Bozma nedenine göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

2-YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
Esas Yıl/No: 2014/5798
Karar Yıl/No: 2015/6620
Karar tarihi: 04.03.2015
ALACAK DAVASI – DAVALI ÜZERİNE DÜŞEN İSPAT YÜKÜNÜ YERİNE GETİREMEDİĞİ – DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN DEĞERLENDİRİLEREK SONUCUNA UYGUN BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz önünde tutularak davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

(818 S. K. m. 198)

Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı, davalıdan 12.5.2011 tarihli sözleşmeyle araç satın aldığını, toplam 53.000 TL ödeme yaptığını,13.5.2011 tarihinde aracın arıza yaptığını, servise götürdüğünü, aracın pert olduğunu öğrendiğini, davalının aracın bu ayıbını gizleyerek kendisine sattığını, aracın sürekli arızası sebebiyle kullanamadığını, zarara uğradığını belirterek fazla hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8000 TL maddi 10000 TL manevi tazminatın 12.5.2011 tarihinden yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı, davacının aracın pert olduğunu bilerek satın aldığını savunarak davanın reddini savunmuş, karşı davayla açılan bu davayı takip etmesi için avukat tutmak zorunda kaldığını maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 3000 TL maddi 5000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, asıl ve karşı davanın reddini karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2) Davacıyla davalı arasında 12.5.2011 tarihli İzmir 19.Noterliği’nde yapılan satış sözleşmesinde; toplam 53000 TL. satış bedeli karşılığında araç davacıya satılmış ve aynı tarihte davacıya teslim edilmiştir. Davacı araçtaki ayıbın kendisinden gizlendiğini savunarak maddi ve manevi zararının tahsilini talep etmiş, davalı ise davacının aracı piyasa değerinden ucuz aldığını bu haliyle ayıbı bildiğini savunarak davanı reddini istemiştir.

Mahkemece, dava konusu aracın internet sitesindeki satış ilanında aracın pert olduğuna dair bir açıklama olmamakla birlikte aracın sağ ön çamurluğunun ve sağ ön kapısında boya olduğu yönünde açıklama bulunduğu, aracın 12.5.2011 tarihinde İzmir Gaziemir de bulunan V… otomotiv firmasında servis geçmişinin iki kez sorgulandığı, sorgulamalarda pert kaydının olduğu açıkça görüldüğü, satıcı konumundaki davalının aracı sattığı gün yetkili servisten aracın geçmişi hakkında bilgi almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu sorgulamanın davacı tarafından yapıldığı kanaatine ulaşılarak ve ayrıca alınan bilirkişi raporuna göre yaklaşık % 20 piyasa fiyatından daha ucuz bir fiyata davacının aracı hasarlı olduğunu bilerek satın aldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava konusu aracın pert olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Dosya kapsamına göre davaya konu aracın pert olduğu davacıdan gizlenmiştir. Borçlar Kanununun 198. maddesi hükmüne göre, alıcı satın aldığı malı örf ve adete göre imkan bulur bulmaz muayene etmekle yükümlü olup, bir ayıp gördüğünde bunu derhal satıcıya ihbar etmesi lazımdır. Bunu İhmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Adi bir muayeneyle meydana çıkarılamayacak bir ayıp sonradan çıkarsa bunu da derhal satıcıya haber vermelidir. Aksi takdirde satılanı bu ayıplı haliyle kabul etmiş sayılır. Davacı 13.5.2011 tarihinde öğrendiği gizli ayıbı ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece her ne kadar aracın piyasa değerinden düşük satın alınması ve satın alma tarihinde yetkili servis sorgulamasının davacı tarafından yapıldığı, davacının ayıbı bildiğine kanaat getirilmiş ise de; aracın piyasa değerinden düşük satın alınması davacının ayıbı bildiğine karine teşkil etmez. Ayıp davacıdan gizlenmiştir. Ayıbın gizlenmediğinin ispat yükü davalıdadır. Davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiştir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz önünde tutularak davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına bozulmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 04.03.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nv-author-image

Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdu. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladı.1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladıktan sonra 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundu. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladı. 2011 Yılından beri kurcusu olduğu"CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda avukatlık hizmeti vermektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.