Boşanmada “edinilmiş mallar” ve “kişisel mallar” nelerdir?

Soru: “30 yaşındayım. 6 ay sonra evleneceğim. Kardeşim ile birlikte yıllar önce kurduğumuz bir şirketimiz var.Şirkette kardeşimle paylarımız %50-50. Ben veya kardeşim vefat edersek, %50 hisselerimizin, mirasçılarımıza (eş ve çocuklara değil) değil, sağ kalan kardeşe kalmasını,mirasçıların şirket hissesinden birşey talep edememelerini istiyoruz. Nasıl bir yol izleyebiliriz?

Bu soruya cevap verilebilmesi için, edinilmiş mal, kişisel mal, mirasta mahfuz hisse hukuki kavramları üzerinde durulması gerekiyor. Bu Yazımızda
edinilmiş mal, kişisel mal kavramları üzerinde duracağız.

1 Ocak 2002’den itibaren (Farklı bir mal rejimi seçilmediyse) tüm evli çiftler için uygulanacak yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Bu mal rejiminde, edinilmiş mallar ile kişisel malların hangileri olduğu büyük önem taşıyor. Tarafların hak ve alacaklarını belirlemek üzere tasfiyeye girecek olan mallar, edinilmiş mal tanımına giren mal varlıklarıdır.

Edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.

Bir eşin edinilmiş malları şunlardır:

1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,

2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,

3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,

4. Kişisel mallarının gelirleri,

5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.

C)Kişisel mallar tasfiyeye girmez:

Aşağıda sayılanlar kişisel maldır:

1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

3. Manevî tazminat alacakları,

4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

D)Örnekler:

*Annenizden kalan bir daire kişisel maldır. Ama bu dairenin kira geliri edinilmiş maldır.

*Kişilik haklarınıza saldırıdan dolayı aldığınız manevi tazminat kişisel maldır.

*Annenizden kalan dairenin yerine aldığınız bir daire de kişisel mal olarak kabul edilir.

*Milli piyangodan aldığınız bilete çıkan ikramiye kişisel maldır.

*Evliliğin devamı süresince alınan bir dairenin veya arabanın kimin kazancıyla alındığı önemli değildir. Bu daire veya araba edinilmiş maldır.

*Evlenmeden önce size ait olan bir evi evlendikten sonra satarak yerine başka bir ev alırsanız bu bir kişisel maldır.

E)Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.

F)Kime ait olduğu kesin olmayan mallar:

Bir malın kime ait olduğu belli değilse iddia eden taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

G)Mal rejiminin ne zaman sona erer?

1)Mal rejimi, eşlerden birinin ölümüyle ölüm tarihinde,

2)Eşlerin başka bir mal rejimini kabulüyle, sözleşmenin yapıldığı tarihte,

3)Mahkeme tarafından evliliğin iptaline karar verilmesiyle dava tarihinde,

4)Mahkeme tarafından boşanma kararı verilmesiyle dava tarihinde,

5)Mahkeme tarafından mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde dava tarihinde sona erer.

Yukarıdaki soruya dönersek;

Evlenmeden önce kurulmuş olan şirket hissesi, kişisel maldır. Fakat şirketten elde edilen gelir edinilmiş maldır. Bir eş, evlenmeden önce sahibi olduğum şirket hissem eşime kalmasın, kardeşime kalsın diyorsa ve aynı zamanda ileride çocuklarım olursa o na da kalmasın diyorsa, bu konuda resmi bir vasiyetname düzenleyebilir.Bu vasiyetnamede şirket hissesinin tamamını kardeşine bıraktığını belirtebilir. Ama bu kesin bir çözüm değildir.

Tam bu arada devreye “saklı pay” veya eski tabirle “mahfuz hisse” kavramı devreye giriyor.

Kişinin kendi malına istediği şekilde tasarruf etmesi en doğal hakkıdır. Ancak ölüme bağlı bir tasarrufla kendisinden mirasçılarına kalacak olan malların tamamının, bazı yasal mirasçılar aleyhine başkalarına verilmesine (bu malların elde edilişinde kısmen yakın aile üyelerinin doğrudan veya dolaylı bir katkısı olduğu düşüncesi ile ve kalanların mağdur olmasını önlemek maksadıyla) Kanun müsaade etmemiştir. Bu sebeple Medeni Kanun saklı pay veya eski adıyla mahfuz hisse adı verilen ve bazı mirasçıların tereke üzerinde Medeni Kanunla düzenlenen miras paylarının belirli bir kısmının her halde hakları olduğu kabul edilen bir müesseseye yer vermiştir. 

Mahfuz hisseye (saklı paya) sahip olan mirasçılar, ölenin eşi, çocukları ve bunların altsoyu, ana ve babası ve bunların çocukları yani ölenin kardeşleridir.

Bunun dışındaki kimselerin örneğin kardeş çocuklarının (yeğenlerin) veya büyük ana ve büyükbabanın saklı payları yoktur. Medenî Kanunun 506 ncı maddesindeki düzenlemeye göre kanunî mirasçılar değişik oranlarda mahfuz hisselere sahiptirler. 

Saklı pay oranı; 

1.   Altsoy için yasal miras payının yarısı,

2.   Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,

3.   Kardeşlerden her biri için yasal miras payının sekizde biri,

4.   Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçüdür. 

Sağ kalan eş çocukları ile mirasçı olduğunda eşin saklı payı, normal miras hakkının %100’ü yani kendisine kalan ¼ lük payıdır.

Sağ kalan eş, üçüncü zümre başı yani büyük ana ve/veya büyükbaba ile birlikte mirasçı olduğunda miras hakkı ve aynı zamanda mahfuz hissesi dörtte üçün dörtte üçüdür yani dokuzda onaltısıdır.

Üçüncü zümredekilerin ve bunların altsoylarının mahfuz hissesi yoktur. 

Mahfuz hissenin ne anlama geldiğini daha net anlatabilmek için şu şekilde örnekler verilebilir. Sağ kalan eş iki çocuğuyla beraber mirasçı olduğunda murisin tasarruf hakkı şu şekilde hesaplanır:

Eşin miras hakkı 2/8, her iki çocuğun toplam miras hakkı ise 6/8’dir. Bu durumda saklı pay toplamı: (1/4 + 3/8) =5/8 olarak hesaplanır. Murisin tasarruf hakkı da kalan (8/8 – 5/8 =) 3/8 olur. Yani miras bırakan kişi bu örnekte tüm servetinin sekizde üçünü vasiyet yoluyla istediği kişilere veya kuruluşlara bırakabilir. Bunun üzerinde bir tasarruf hakkı yoktur. 

Bir başka örnek verelim. Murisin geride bıraktığı mirasçıları sadece iki kardeşi olsun. Bu  durumda murisin iki kardeşinin her birinin miras hakkı 1/2,  saklı payları ise bunun  1/8’i ve neticede her bir kardeşin saklı payı 1/16 dır. Toplam mahfuz hisse, 1/16+1/16  = 2/16 dir. Bu durumda muris saklı paylardan arta kalan 14/16 oranındaki mallarını vasiyet yoluyla istediği kişi ve kuruluşlara bırakabilir. Murisin bu mahfuz hisseleri aşan tutarlarda yani kanunî mirasçıların haklarını çiğneyecek şekilde vasiyette bulunması veya mansup mirasçı tayin etmesi mümkün değildir. Muris iradî bir tasarruf ile mahfuz hisseli mirasçıların haklarını ihlal edecek şekilde çeşitli tercihlerde bulunduğu takdirde mirasçıların kendi mahfuz hisselerini geri almak için tenkis davası açmaları söz konusu olabilir.

Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa veya mal paylaştırmaya elverişli değilse vasiyet alacaklısı, dilerse, tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini, dilerse malı terk ederek tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.

Mirasbırakanın 2 oğlu ve bir karısı olduğunu varsayalım. Baba bir kısım gayrimenkullerini eşine, antika tabloyu ise oğullarına bırakabilir. Terekedeki gayrimenkuller eşin saklı payını karşılamıyor ise mirasbırakanın karısı tenkis davası açabilir. Bu durumda oğulların önünde iki seçimlik hak vardır. Vasiyet alacaklısı olarak oğullar vasiyet edilen tabloyu muhafaza ederek saklı payı tamamlamak için annelerine ödeme yapabilirler veya tabloyu annelerine vererek kendi haklarını annelerinden para olarak isteyebilirler. Burada seçimlik hak sadece vasiyet alacaklısına bırakıldığından annenin doğrudan tabloyu isteme hakkı yoktur.

Başka bir anlatımla Tablo’nun vasiyete rağmen anneye geçmesi oğulların rızasına bağlıdır. Medeni Kanun’un bu kuralının emredici olmadığını tasarruf serbestliği karşısında miras bırakanın saklı paya ilişkin ifanın nasıl yapılacağını vasiyetinde belirlemesinin de mümkün olduğunu ifade etmek gerekir.

Yine örnek vermek gerekirse baba, vasiyetnamesini hazırlarken, mallarına kendi anlayışına göre değer biçmiş ve bu malları miras haklarını ve saklı paylarını gözeterek paylaştırmak suretiyle eşine, kızına ve oğluna vasiyet etmiş olsun. Baba, vasiyete konu mallar arasında bulunan bir grup anonim şirket hisse senedinin oğluna kalmasını vasiyet ederken, hisselerin değerinin oğulun miras payını çok aştığını görerek, oğulun hakkını aşan hisse kısmına tekabül eden parayı annesine ve kızkardeşine vermesini vasiyet edebilir ve vasiyet bu yönü ile de geçerlidir. Ancak baba bu paylaşımda değer tesbitlerini yanlış şekilde veya yanılarak, saklı payları ihlal edecek şekilde yapmışsa, saklı payından mahrum kalan mirasçının tenkis davası açması mümkündür.

Bir Cevap Yazın

WhatsApp Bize Ulaşın
%d blogcu bunu beğendi: