TAŞINMAZIN AYNI ÜZERİNDE HAK İDDİASI YOKSA, ELATMANIN (MÜDAHALENİN) ÖNLENMESİNE İLİŞKİN MAHKEME KARARLARININ İNFAZI İÇİN, KARARIN KESİNLEŞMESİ GEREKMEZ. 

TAŞINMAZIN AYNI ÜZERİNDE HAK İDDİASI YOKSA, SADECE ŞAHSİ HAK İDDİASI VARSA, BUNA İLİŞKİN ELATMANIN (MÜDAHALENİN) ÖNLENMESİNE İLİŞKİN MAHKEME KARARLARININ İNFAZI İÇİN, KARARIN KESİNLEŞMESİ GEREKMEZ.

T.C. YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2012/12-823
Karar: 2012/780
Karar Tarihi: 14.11.2012

TAKİBİN İPTALİ DAVASI – TAŞINMAZIN AYNININ İHTİLAFLI OLDUĞU HALLERE İLİŞKİN İLAMLARIN KESİNLEŞMEDEN İCRAYA KONULAMAYACAĞI – YARGILAMA GİDERİNE İLİŞKİN İLAMIN İCRAYA KONULMASI İÇİN KESİNLEŞMESİNİN GEREKMEYECEĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Taşınmazın aynının ihtilaflı olduğu hallere ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulamayacağı yasa hükmü gereğidir. Ne var ki, taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi davasında davalılar bir mülkiyet iddiasında bulunmamışlar, bu hususta bir dava da açmamışlardır. Takibe konu hususunda el atmanın önlenmesine ilişkin karar değil, yargılama giderleridir. Asıl olan mülkiyet hakkına üstünlük tanınması, malikin malına bir an evvel kavuşmasını temin etmek olduğuna ve müdahale edenler tarafından mülkiyete yönelik bir istemde de bulunulmamış bulunmasına göre yargılama giderine ilişkin ilamın icraya konulması için kesinleşmesinin gerekmeyeceği hususu Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

(1086 S. K. m. 443) (6100 S. K. m. 367)

Dava: Taraflar arasındaki “Takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Serik İcra Hukuk Mahkemesi’nce istemin kabulüne dair verilen 16.02.2011 gün ve 2011/30 E.-2011/41 K. sayılı kararın incelenmesi karşı taraf (Alacaklı) vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 20.12.2011 gün ve 2011/11412 E- 2011/29655 Karar sayılı ilamı ile;

(…HUMK.nun 443/4.maddesi gereğince taşınmaz ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez. Taşınmazın aynına ilişkin olmayan ilamların icraya konulabilmesi için bunların kesinleşmesine gerek yoktur.

Somut olayda takip konusu meni müdahale ilamının kaynağı haksız fiile dayalı olup infazı için kesinleşmesine gerek yoktur. Mahkemece bu yöne ilişkin takibin iptal isteminin reddi ile sair itirazların incelenmesine karar verilmesi gerekirken şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir…)

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Şikayetçiler, karşı taraf Süleyman Aksay tarafından Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/581 esas nolu dosyası ile aleyhlerine 221 nolu parsele müdahalenin men’i davası açıldığını, mahkemece davanın kabulü ile müdahalenin men’ine, bakiye 1.107,59 TL harcın davalılardan tahsiline ve hazineye irat kaydına, 821,70 TL yargılama giderinin ve 2.901,28 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, kararın temyiz edilmiş olmasına rağmen davacı Süleyman Aksay’ın Serik 2.İcra Müdürlüğü’nün 2011/660 esas sayılı dosyası ile takibe geçip, gayrimenkulün aynına ilişkin olan mahkeme ilamını icraya koyduğunu, taşınmazın mülkiyetinin ihtilaflı olduğunu, HUMK 443/4.maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin ilamın kesinleşmeden icra edilemeyeceğini, vekalet ücreti, yargılama gideri, harç ve her türlü faizin de karar kesinleşmeden infaz edilemeyeceğini ileri sürerek, icra emrinin ve takibin iptalini istemiştir.

Mahkemece, takibe konu ilamın taşınmazın aynına ilişkin olup kesinleşmeden icraya konulamayacağı gerekçesi ile istemin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir.

Karşı taraf vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Daire’ce yukarıya başlık bölümüne aynen alınan gerekçe ile bozulmuş; Yerel Mahkeme’ce önceki gerekçelerle direnilmiştir.
Direnme kararını temyize karşı taraf vekili(Alacaklı) getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, icra takibine konu edilen, çaplı taşınmaza müdahalenin önlenmesi davası sonucunda el atmanın önlenmesi isteminin kabulüne ilişkin olarak Serik Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nin 2009/581 esas 2010/597 sayılı kararı ile verilen ilamın (yargılama giderleri yönünden) icraya konulması için kesinleşmesinin gerekip gerekmediği buna göre takibin iptaline karar verilmesinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere 1086 sayılı HUMK’nun 443.maddesinde; “Temyizi dava icrayı tehir etmez….Gayrimenkule ve buna müteallik ayni haklara… mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.” hükmü ile; yeni 6100 sayılı HMK’nın 367.md.sinde “(1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz….(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” denilmek suretiyle hangi kararların icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerektiği hususu düzenlenmiştir.

Somut olayda taşınmazın maliki olan S. A. taşınmazına, ekip dikmek suretiyle kısmen müdahale eden şikayetçilerin de bulunduğu kişilere karşı el atmanın önlenmesi davası açmış ve neticeten istem kabul edilerek, el atmanın önlenmesine ve yargılama giderlerine hükmedilmiştir. Hüküm temyiz incelemesinde olup, kesinleşmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında öne sürülen bir görüş olarak, karşı taraf olan S. A.’ın kayden maliki olduğu 221 parsel sayılı taşınmazına, davalılardan olan şikayette bulunanların müdahale ettiği iddiası ile el atmanın önlenmesi (men’i müdahale) istemi ile dava açtığı ve mahkemece müdahalenin önlenmesine karar verildiğine göre, el atmanın önlenmesi davası mülkiyet hakkına dayalı olarak açıldığından verilen karar taşınmazın aynına ilişkin olup, karar kesinleşmeden infaza konulamaz. Dolayısıyla ilamda hükme bağlanan yargılama giderlerinin de ilamın fer’ii niteliğinde olduğundan infaza konulamayacağı hususu savunulmuşsa da, bu görüş azınlıkta kalmıştır.

Taşınmazın aynının ihtilaflı olduğu hallere ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulamayacağı yasa hükmü gereğidir. Ne var ki, taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi davasında davalılar bir mülkiyet iddiasında bulunmamışlar, bu hususta bir dava da açmamışlardır. Takibe konu hususunda el atmanın önlenmesine ilişkin karar değil, yargılama giderleridir. Asıl olan mülkiyet hakkına üstünlük tanınması, malikin malına bir an evvel kavuşmasını temin etmek olduğuna ve müdahale edenler tarafından mülkiyete yönelik bir istemde de bulunulmamış bulunmasına göre yargılama giderine ilişkin ilamın icraya konulması için kesinleşmesinin gerekmeyeceği hususu Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Alacaklı (Karşı taraf) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14.11.2012 gününde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Yüksek Hukuk Genel Kurulunun 14.11.2012 günlü ek gündeminin ikinci sırasına yer alan 2012/12-823 esas sayılı karara karşı görüşlerimizi arz ediyoruz.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, mülkiyet hakkından kaynaklanan davalardan dolayı verilen kararlardan ötürü temyiz incelemesi yapan 1.Hukuk Dairesinin hiçbir sapma göstermeyen uygulaması 1086 sayılı HMUK 443.maddesi ile bu yasayı yürürlükten kaldıran 6100 sayılı HMK’nın 367.maddesi hükümlerine uygun olup, elatmanın önlenmesi davalarında icranın geri bırakılmasına yönelik istekler “işin taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceği” gerekçe gösterilerek reddedilmektedir. Bilindiği üzere HMUK’nın 443.maddesinin 3.fıkrası “gayrimenkule ve buna müteallik ayni haklara mütedair hükümler katiyet kesbitmedikçe icra olunamaz”; 6100 sayılı HMK’nın 367/2maddesi ise “taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez” hükmünü içermektedir.

Ote yandan, HMUK’nın 13.maddesinde “gayrimenkule müteallik davalar, gayrimenkulün bulunduğu mahal mahkemesinde dava sebebi ne olursa olsun gayrimenkulün aynına veya gayrimenkulün üzerinde bir hakka mütedair olanlardır” HMK 12/1.maddesinde de “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir” denilmekte, gerekçesinde de taşınmazın her türlü alıkoyma hakkına ilişkin dava ve işler taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin dava doğrudan doğruya taşınmaz üzerindeki bir ayni hakka örneğin mülkiyet hakkına ilişkin olabileceği gibi… açıklamalara yer verilmektedir.
Harçlar Kanununun “Değer Esası başlığını taşıyan 16.maddesinin 2.fikrasına göre” gayrimenkulün aynına taalluk eden ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden harç alınır.

Öğretide de elatmanın önlenmesi davası ‘ işin aynına yönelik davaya örnek gösterilmektedir. Kesinleşmedikçe icraya konulamayacağı bildirilmektedir (Bakınız Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Kanunu 790-791. sayfalar ile 1482. sayfa; E.. Ö… elatmanın önlenmesi davaları; Yetkiye ilişkin 57-58. sayfa; Tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi 189.sayfa)
Son olarak, mahkeme kararlarının içerdiği infazı öngören hükümleri ile avukatlık parası, yargılama gideri gibi fer’i hükümlerin bir bütün olduğu hem yargısal ve hem de yasal uygulamalar gereğidir.

Tüm bu nedenlerle, somut olaydaki elatmanın önlenmesi davasında hüküm henüz kesinleşmediğinden icraya konulamayacağı; bunun sonucu olarak mahkeme kararının doğru olduğu, onanması gerektiği düşüncesindeyiz.

Bir Cevap Yazın

WhatsApp Bize Ulaşın
%d blogcu bunu beğendi: