FETÖ SANIKLARI ETKİN PİŞMALIKTAN FAYDALANIRSA DAHA FAZLA CEZA ALIR DİYE ÖRGÜT TARAFINDAN YAYILAN ARGÜMAN KESİNLİKLE GERÇEK DIŞIDIR. BUNA KESİNLİKLE İNANMAYIN….

Sık sık bu tarz dedikodular üretilerek, TCK 221 den faydalanmak isteyen (ETKİN PİŞMANLIK) Fetö Şüpheli ve sanıklarının korkutulduğu bir gerçektir. Bu dedikodular FETÖ ÖRGÜTÜ TARAFINDAN UYDURULARAK YAYILMAKTADIR. HİÇBİR GERÇEKLİĞİ YOKTUR. TCK 221 E UYGUN OLARAK ETKİN PİMANLIK GÖSTEREN FETÖ SANIKLARI DA ETKİN PİMANLIKTAN FAYDALANARAK CEZA İNDİRİMİ ALABİLECEĞİ GİBİ, HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMADAN ETKİN PİŞMANLIK KAPSAMINDA İFADE VERMESİ DURUMUNDA, ÖRGÜT ÜYELİĞİ DIŞINDA ÖRGÜTÜN BAŞKA SUÇUNA İŞTİRAK ETMEMİŞSE -HİÇBİR CEZA ALMADAN- GÜNLÜK YAŞAMINA DÖNEBİLİR.

BU NEDENLE AŞAĞIDAKİ MAHKEME KARARINI EMSAL OLARAK PAYLAŞMAYI UYGUN GÖRDÜM. BU DAVADAKİ İSİMLER VE YER ADRESLERİ İLE ÖZEL BİLGİLER, MÜVEKKİLLERİN ÖZELİNİ MUHAFAZA ETME ZORUNLULUĞUNDAN DOLAYI KARARTILMIŞTIR..

T.C.T.C. zzzz 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
MAHKUMİYET
DOSYA NO : 2017/… EsasKARAR NO : 2017/….C.SAVCILIĞI ESAS NO : 2017/….
GEREKÇELİ KARAR T Ü R K   M İ L L E T İ   A D I N A
.DAVACI : K.H.

SANIK : xxxxxx, M. ve F. oğlu, 16/08/1985 şşş doğumlu, zzzz, şşş, Ç…. mah/köy nüfusunda kayıtlı. T…. Mahallesi B…. Sokak  No … İç Kapı No …  şşş/ zzzz adresinde oturur. TC Kimlik No:………

MÜDAFİİLER : Av. aaaaa, ………………………../ zzzz.

GÖZALTI GİRİŞ TARİHİ : 21/03/2017

GÖZALTI ÇIKIŞ TARİHİ : 22/03/2017

TUTUKLAMA TARİHİ : 22/03/2017 (şşş SCH’nin 22/03/2017 tarihli ve 2017/86 Sorgu sayılı tevkif müzekkeresi)

TAHLİYE TARİHİ : 19/12/2017 (Mahkememizin 19/12/2017 tarihli ve 2017/487 Esas sayılı tahliye müzekkeresi)

SUÇ : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

SUÇ TARİHİ : 21/03/2017SUÇ YERİ : zzzzKARAR TARİHİ : 19/12/2017
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli zzzz 13.Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan açık yargılaması sonunda;

İDDİA:zzzz C.Başsavcılığınca düzenlenen 06/04/2017 gün ve 2017/…..0 Soruşturma, 2017/12151 Esas ve 2017/1403 İddianame sayılı iddianamesi ile; FETÖ/PDY terör örgütünün tanımı yapıldıktan sonra;Adı geçen silahlı terör örgütünün şşş yapılamasına yönelik olarak başlatılan soruşturma kapsamında;Şüpheli xxxxxx’in, şşş İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından alınan ifadesinde; 2013 yılında örgüte ait şşş E Dershanesinden Ö olarak çalıştığını, Yeni Asya ve Zaman Gazetesi abonesi olduğunu, Bankasya Katılım Bankasında hesabının olduğunu, Bylock kullanmadığını, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini” beyan ettiği, şşş Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/3100 sayılı dosyasında etkin pişmanlık kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren şüpheli A.R.Ö’in, şüpheli xxxxxx’in E Dersanesi müdürü olarak çalıştığını” beyan ettiği, İlçe Emniyet Müdürlüğü Kom Grup Amirliğinin 18/01/2017 tarihli müzekkere cevabına göre sanık, 5373021865 GSM hattı ile 29/08/2014  tarihinden itibaren fetö/pdy silahlı terör örgütünün gizli haberleşme aracı olan bylock programını kullandığının bildirildiği,Asya Katılım Bankası A.Ş. nin (Bank Asya) 05/12/2016 tarihli müzekkere cevabında, sanığın adı geçen bankada aktif hesabının ve kredi kartının bulunduğunun bildirildiği,şşş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından UYAP ortamında yapılan sorgulamada sanığın 667 sayılı KHK ile kapatılan  Özel E Ltd. Şti’de çalışma kaydının olduğunun bildirildiği,Sanık kolluk biriminde alınan ifadesinde üzerine atılı olan suçlamayı kabul etmemiş, Fetö silahlı terör örgütü ile hiçbir bağlantısının olmadığını beyan etmiş ise de; şüphelinin savunması, müzekkere cevapları ve tüm soruşturma evrakı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanık S.Ç.’ın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün şşş yapılanmasında örgütün üyelerinden biri olduğu, örgüt üyeliği kapsamında örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programını kullandığı, Fetö silahlı terör örgütüne ait olduğu için 667 sayılı KHK kapsamında kapatılmasına karar verilen K Dershanesinde çalıştığı, örgüte ait Bankasya Katılım Bankasında aktif hesabı ve kredi kartı kullanımının bulunduğu,  bu şekilde üzerine atılı olan Terör Örgütü üyesi olmak suçunu işlediğine dair hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edildiği anlaşılmakla, eylemine uyan TCK.nın 314/2, 37/1, 63, 53/1, 54/1, 3713 SK 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

SAVUNMA:SANIK KOLLUKTAKİ İFADESİNDE ÖZETLE;  2013 yılında örgüte ait şşş E Dershanesinden Ö olarak çalıştığını, Yeni Asya ve Zaman Gazetesi abonesi olduğunu, Bankasya Katılım Bankasında hesabının olduğunu, Bylock kullanmadığını, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

SANIK SULH CEZA HAKİMLİĞİNDEKİ SAVUNMASINDA; “Ben üzerime atılı suçlamayı bana okunan dayanak delilleri ve bana anlatılan etkin pişmanlık hükümlerini anladım. Huzurdaki avukatımla savunma yapmak istiyorum. Ben şşş K Dershanesinde 2012-2015 tarihleri arasında Türkçe Öi olarak görev yaptım, ardından Özel E Öğretim Kursunda Ö olarak çalışmaya başladım, dershanede benden başka Ö yoktu, zira milli eğitim bakanlığının dershaneleri okula dönüştürme kapsamındaydı, bende dershanen bu işlemleri ile ilgilendim, dolayısıyla müdürlük sıfatı ile bu işlemleri yaptım, yoksa ben Ö olarak çalışıyordum. Ben yurt dışında yaşayan bir bayanla 2010 yılında evlendim, yaklaşık iki yıl kadar evliliğimiz sürdü, ardından boşandım, bu münasebetle de yurt dışı çıkış pasaportum bulunmaktadır. Ancak halen aktif olmasına rağmen hiç yurt dışına çıkmadım. Pakiş Sendikasına e- devlet üzerinden üye oldum, başkaca bir dernek veya sendika üyeliğim yoktur. Benim bu örgütle her hangibir bağım olmamıştır. Sadece düzenli bir işim olmadığı için şu an itibariyle kapatılmış bulunan kurumlarda ekmek parasını kazanmak için çalıştım. Dershanelerde bir müddet çalışan Ölerin kamuya geçişi söz konusu idi, bu nedenle daha önce çalıştığım kapatılan  kurumlarda bir müddet daha çalıştım, ancak o kanın iptal edildikten sonra ayrıldım. Zaman gazetesine abone oldum, ancak maksadım bir öğrenciye deneme sınav ekleri hususunda yardım etmek maksadıydı, ancak bahsi geçen gazeteyi hiçbir tarihte evime almadım. Ayrıca benim Yeni Asya ve Yeni Şafak gibi diğer başkaca gazetelere de aboneliğim söz konusudur. Ben kullanmış olduğum 0 …… nolu telefon hattını yaklaşık on yılın üzerinde kullandım, 2016 yılı ağustos ayında çalışmış olduğum Özel E Dershanesi kapanınca öğrence velilerinden sıklıkla para iadesi hususunda mesajlar ve telefonlar almaya başladım. Bu mesaj ve telefonlar aşırı şekilde beni rahatsız etmeye başlamıştı, bazı veliler adresime de gelmek suretiyle bu şekilde taleplerde bulunuyorlardı, ancak taleplere karşılık verecek maddi imkan yoktu. Ben 0 …… nolu telefonumu tahminen 2016 yılı ekim ayında kapattım, ardından 0 541 …… nolu telefonu nişanlım olan Neziha Özsarı’nın adına hat almak suretiyle 6-7 ay kadar kullandım. Ardından benimle ilgili soruşturma olduğu duyumunu alınca nişanlıma bir sıkıntı gelmesin diye bu kullandığım hattı da kapatarak şu an kullandığım, 0 546……….. nolu hattı bir hafta önce aldım. Ben uzun yıllar kullanmış olduğum 0 …… numaralı GSM hattına Bylock programının ne şekilde yüklendiği konusunda bilgi sahibi değilim, kesinlikle ben yüklemedim. Bunun başka şahıslar tarafından yüklenip yüklenmediğini de bilmiyorum. Bu programı da benim hiçbir şekilde kullanmam da söz konusu değildir. Ben K Dershanesinde çalışırken dershane maaşlarımızı Bank Asya üzerinden yatırdığı için o nedenle Bank Asya da hesabım vardı, ayrıca kredi kartımda vardı. Bu bankayla ilgili olan ilişkim sadece maaş hesabı nedeniyledir. Ben o dershaneden ayrıldıktan sonra hesapta bulunan paramı da çektim, daha sonra hiçbir işlem yapmadım. Ben şşş’in bir köyünde doğdum, bu dershanelerde çalışmam tamamen ekmek parası nedeniyledir, ben bu dershanelere CV bırakarak iş buldum. Esasen kendi içlerinden biri olsaydım, rahatlıkla başkaca işlerde bulabilirdim. 2010 eylül ayından 2011 yılı haziran ayına kadar da ücretli Ö olarak ……. Anadolu Lisesinde Edebiyat Öi olarak çalıştım. Ben kendim Emniyetten haber vermeleri üzerine adliyeye geldim, normalde zzzz ve civarında iş aramaktaydım. Ben kesinlikle bir örgüte üye değilim, suçlamaları kabul etmiyorum, tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK MAHKEMEMİZDEKİ SEGBİS İLE KAYDA ALINAN SAVUNMASINDA: “MAHKEME BAŞKANI: Üzerine atılı suçlamayla ilgili olarak ne diyorsun?SANIK xxxxxx: Yani suçlamalarla ilgili terör örgütü üyesi değilim. Kesinlikle yani bu örgütün hiçbir faaliyetine, hiçbir toplantısına vesairesine katılmadım. Sadece geçimimi sağlamak için bu örgütün tabi sonradan (çalıştığımız zamanlarda böyle bir suçlama söz konusu değildi bu kurumlarda) Ölik yaptım tamamen geçimimi sağlamak içindi.

MAHKEME BAŞKANI: xxxxxx sen hangi üniversite mezunusun?

SANIK xxxxxx: Cumhuriyet Üniversitesi S.

MAHKEME BAŞKANI: Hangi Bölüm?

SANIK xxxxxx: Türk Dili ve Edebiyatı efendim

MAHKEME BAŞKANI: Lise olarak?

SANIK xxxxxx: şşş Lisesi, bu memleketim olan şşş’te şşş Lisesi

MAHKEME BAŞKANI: Lisede dershaneye gittin mi?

SANIK xxxxxx: Hayır efendim

MAHKEME BAŞKANI: Üniversiteyken nerede kaldın?

SANIK xxxxxx: Üniversitede arkadaşlarımla kaldım, bir pansiyonda kaldım yani sabit olarak kaldığım bir adres son 2 yıl için vardı o da tek başıma kaldım.

MAHKEME BAŞKANI: Üniversitedeyken arkadaşlarınla kaldığın evlerin veya kaldığın pansiyonun FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bir bağlantısı var mıydı?

SANIK xxxxxx: Hayır yoktu efendim yani benim geçmişimde yani çalışma dışında herhangi bu örgütle bir yakınlığım söz konusu yani olmadı.

MAHKEME BAŞKANI: Üniversiteden ne zaman mezun oldun?SANIK xxxxxx: 2009 yılı Temmuz ayında mezun oldum

MAHKEME BAŞKANI: 2009 yılından sonra herhangi bir yerde çalıştın mı?

SANIK xxxxxx: 2009 yılında mezun olduktan sonra iş bulamadığım için askere gittim. Askerliğimi tamamladığım 2010 yılının Mayıs ayında döndüm. Daha sonra yine bu memleketim, şuan yaşamakta olduğum memleketim şşş’te devletin kurumu olan, lisesi olan Muzaffer Kula Anadolu Lisesinde ücretli Ö olarak 1 yıl çalıştım fakat ücretin yetersizliğinden dolayı ilçemizdeki özel kurumlara CV bıraktım. Bu özel kurumlardan şşş K Dershanesi CV’mi önce kabul etmedi ama daha sonra kayıtlarındaki yoğunluktan dolayı beni çağırdılar bende geçimimi sağlamak için ve ücretli Ölikten 700 civarında bir ücret alıyordum o zamanlarda da evliydim hani ailemi geçindirmek ve ekonomik durumdan dolayı evimi dağıtmamak için ki daha sonra boşanmak zorunda kaldım bu maddi nedenlerden dolayı bu özel kurumlarda çalışmak durumunda, mecburiyetinde kaldım.

MAHKEME BAŞKANI: 2013 yılında şşş E Dershanesinde Ö olarak çalışmışsın kaç yıl çalıştın orada?SANIK xxxxxx: Efendim şşş E Dershanesi 2016 yılında kuruldu iddianamede bir yanlışlık söz konusu orada şşş K Dershanesi olacak

MAHKEME BAŞKANI: 2013 yılında mı şşş K Dershanesinde çalışmaya başladın?

SANIK xxxxxx: Evet E diye bir kurum o dönemde yok efendim 2016 Ocak ayında kuruldu o E denilen kurum

MAHKEME BAŞKANI: 2013 yılında K Dershanesinde çalışmaya başladın hangi yıla kadar devam etti çalışman?

SANIK xxxxxx: Efendim 2012, yaklaşık olarak 2012 ve 2015 yılları arasında çalıştım.

MAHKEME BAŞKANI: Bank Asya hesabın var mı?

SANIK xxxxxx: Evet efendim bu Bank Asya hesabı benim şahsi gidip açtığım bir hesap değil bu K Dershanesi maaşları buraya yatırdığı için K Dershanesinin muhasebecisi tarafından açılan bir hesap yani benim gidip bankaya açtığım hesap söz konusu değil bir maaş hesabıdır bu.

MAHKEME BAŞKANI: Maaş hesabı demişsin ama 13/08/2015 tarihinde 7.000 dolar, 18/08/2015 tarihinde 45 dolar, 24/08/2015 tarihinde 7.000 dolar yatırmışsın bu hesaba

SANIK xxxxxx: Efendim dolar yatırmadım orada var olan paramı dolara çevirip bir kazanç elde etmeye çalıştım. Yeniden evlenme hazırlıkları içerisinde olduğum için bir kısım benim biriktirdiğim, maaşımdan birikenler ve bir kısımda ailemin verdiği paralar orada mevcuttu ben o paralardan dolara çevirerek yani bir kazanç elde etmek için yani herhangi bir dolar yatırmışlığım söz konusu değil var olan TL’yi dolara çevirdim sadece daha sonra tekrar TL’ye çevirdim ve Bank Asya’daki paramı 2015 tarihinde ben tamamen çektim efendim.

MAHKEME BAŞKANI: Bu dönemde Finansbank’tan ödemesi devam eden kredin varmış bilirkişi raporuna göre. Bilirkişi raporunda der ki ödemesi devam eden kredisi varken Bank Asya’da katılım hesabı açması ticari faaliyetlere uygun değil der bu konudaki savunman nedir?

SANIK xxxxxx: Efendim şöyle 2.500 lira civarında ben Finansbank’ın enpara.com şubesinden telefon aracılığıyla bi 2.500 lira civarında bir kredi çektiğimi hatırlıyorum ona 6’ya böldüm. Bu Bank Asya’daki o dönemdeki para ailemin düğün için verdiği para olduğundan aynı zamanda 3 aylık bir vadede bulunduğu için o parayı ellemedim diğer borçlarımı, kredi kartı borçlarımı ödemek için bu enpara.com denilen sistemden çok cüzi bir miktarda kredi çekerek borçlarımı kapattım yani burada bilirkişinin ifade ettiği gibi herhangi bir Bank Asya’ya, Bank Asya’daki parayı koruma veya Bank Asya’yı bu noktada destekleme gibi bir niyetim kesinlikle olmamıştır buradaki paramı zaten bir süre sonra ben çektim yani desteklemek niyetinde olmuş olsaydım bu paramı çekmez orada tutmaya devam ederdim. Yani kredi olarak olarak bilirkişinin bahsetmiş olduğu şey yani 2.000 civarında bir para bununla da ben kredi kartımın borçlarını ödedim.

MAHKEME BAŞKANI:537…… nolu hat senin üzerine mi kayıtlı?

SANIK xxxxxx: Evet

MAHKEME BAŞKANI: Kaç yıldır kullanıyorsun bu hattı?

SANIK xxxxxx: Efendim bu hattı yaklaşık olarak yani 2002’den beri kullanıyorum.

MAHKEME BAŞKANI: 29/08/2014 tarihinde bu hatta ByLock yüklendiği tespit edilmiş, böyle bir program yükledin mi?

SANIK xxxxxx: Efendim şahsım böyle bir program yüklemedim yani böyle bir programı kesinlikle kullanmadım fakat o dönemde çalışmış olduğum kurumun müdürü kendisinin telefonunun bazı uygulamaları, Ipone kullanıyordu ve bazı uygulamaları kaldıramadığından dolayı bu tarz uygulamalar kurdu. Bu tarz uygulamalar kurdu ama ben o an bunun farkında değildim ve bu uygulamayı daha sonra da kaldırdım.

MAHKEME BAŞKANI: Kimdi o çalıştığın kurumun müdürü senin telefonuna ByLock kuran?

SANIK xxxxxx: A.A

MAHKEME BAŞKANI: ByLock programını A.A kurdu telefonuna, sen kullandın mı bu programı?

SANIK xxxxxx: Hayır efendim ben kesinlikle kullanmadım mahkeme sorgumda da defalarca yani şunu söyledim eğer içerikler, mesajlar belirlenirse bu ortaya çıkar demiştim yani o an bu kişinin ismini de veremedim onun sebebi de yani polis sorgusunda o an FETÖ’cü olduğundan şüphelendiğim bazı polisler vardı orada açıkçası korktum, çekindim ve bundan dolayı bu ismi veremedim. Yani benim gibi birçok insan da var o kurumda çalışıp bu kişinin bu uygulamayı kaldırıp kendi telefonu Ipone olduğu için ve Ipone’da bu program kurulamadığı için benden önce hatta az önce karşınızda olan kişinin de  durumu böyle ama yani bu kişiler var

MAHKEME BAŞKANI: İsmi ne, hangi sanığın?

SANIK xxxxxx: Az önce S.Ç. ama bu kişiler tabi bazı şeylerden çekindikleri için ifade edemiyorlar.

MAHKEME BAŞKANI: S.Ç.’ı nereden tanıyorsun?

SANIK xxxxxx: Aynı yıl K Dershanesinde ben Öken o da hizmetli olarak çalışıyordu.

MAHKEME BAŞKANI: S.Ç.’ın telefonuna da mı A.A kurdu ByLock’u?

SANIK xxxxxx: Yani bu kişi bunu kendisi ifade ediyor başka mecralarda ama tabi mahkeme huzurunda veya değişik yerlerde bunu söylemiyor. Bunun gibi o kurumda çalışmış birçok Ö de var açıkçası böyle hatta bunların bir kısmı bu ismi verdi, söyledi daha sonra geri çektiler. Yani bilmiyorum yani insanlar üzerindeki bu baskı veya korkudan dolayı ki bende öyle şuana kadar yani mahkeme sorgumda ve polis sorgusunda bu ismi vermekten çekindim ama şu noktada ben tamamen bu gibi isimleri vererek devletimin yanında olduğumu göstermek istiyorum, etkin pişmanlıktan da faydalanmak ve yararlanmak istiyorum.

MAHKEME BAŞKANI: Etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum dedin. Etkin pişmanlık kapsamında mahkememize neler söylemek istersin?

SANIK xxxxxx: Efendim öncelikle benim avukatım da, avukatımla da görüştüm bunu uzun zamandır aslında düşünüyordum ama dediğim gibi bazı çekincelerim var, bazı korkularım var yani bunları tabi anlatmam biraz zor çünkü bu insanların aileme, bana ne yapabileceğini bilmiyorum şuan onların içinde kalıyorum çünkü aynı koğuşta kalıyorum bir çoğuyla bunun için gizli olarak, gizli tanık sıfatıyla ifade vermek istediğimi söylüyorum

MAHKEME BAŞKANI: Gizli olarak beyanda bulunmak istiyorsun bu konuda biz savcılığa yazı yazarız ara kararla birlikte savcılık uygun şekilde, usulüne uygun şekilde senin beyanını alır gerekli işlemleri yapar. Şuan beyanda bulunmak istiyor musun etkin pişmanlık kapsamında?

SANIK xxxxxx: Efendim etkin pişmanlık kapsamında yani dediğim gibi gizli tanık olarak ifade vermemin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum yani

MAHKEME BAŞKANI: Tamam gizli tanıklık olması konusunda, bu konuda biz savcılığa yazı yazarız. İgil, Kakao Talk gibi programları kullandın mı?

SANIK xxxxxx: Hayır efendim yani hatırlamıyorum öyle uygulamaları indirdiğimi

MAHKEME BAŞKANI: Bu yapının evlerinde, yurtlarında kaldın mı hiç?

SANIK xxxxxx: Hayır kalmadım

MAHKEME BAŞKANI: Yurt dışına gittin mi?

SANIK xxxxxx: Efendim yurt dışına gitmedim boşanmış olduğum eşim yurt dışında ikamet ediyordu kendisi, S.’lıydı ama gurbetçiydiler orada kalıyorlardı onun için bir pasaport çıkartmışlığım ve İsviçre için vize almışlığım var ama bu tarih 2011-2012’lere denk geliyor ama yurt dışına çıkmışlığım kesinlikle yoktur.

MAHKEME BAŞKANI: Zaman, Sızıntı, Cihan Medya, Yeni Ümit, Yeni Bahar isimli gazete ve dergilere aboneliğin var mı?

SANIK xxxxxx: Efendim Zaman Gazetesine 2012 yılında hatırladığım kadarıyla bir öğrenciye bu deneme veriliyordu, dershaneye de birçok gazete geliyordu yani hatta öğrenci sayısı kadar gazete vesaireler geliyordu. Bir öğrencimde abone olamadığı için ona destek amaçlı olarak ücretini vererek abone olmuşluğum vardır sadece Zaman Gazetesine 2012 tarihinde.

MAHKEME BAŞKANI: Himmet, zekat, burs, bağış, kurban adı altında bu yapıya herhangi bir para yardımında bulundun mu, para topladın mı?

SANIK xxxxxx: Kesinlikle efendim böyle bir durumda bulunmadım ama dershaneden böyle çalıştığım dönemde talepler söz konusu oluyordu fakat zaten benim o an almış olduğum ücret yeterli olmadığı için ben bu taleplerin çoğunu reddetmek zorunda kaldım.

MAHKEME BAŞKANI: Sohbet ve toplantılara katıldın mı?

SANIK xxxxxx: Sadece dershanenin kendisinin yapmış olduğu Öler arasında bütün Ölerin katıldığı toplantılara katıldım bu toplantılar her cuma yapılıyor eğitim ve öğretimle alakalı oluyordu genellikle

MAHKEME BAŞKANI: FETÖ ile, Fethullah Gülen ile ilgili herhangi bir konuşma geçiyor muydu bu toplantılarda?

SANIK xxxxxx: Evet geçiyordu çoğu zaman kurum müdürü bununla ilgili yani bu şahısla ilgili veya işte bu okumuş oldukları Risale-i Nur gibi kitapları toplantı öncesinde okumuşluğu oluyordu bazen yani benim bunlara şahit olmuşluğum var ama daha fazla

MAHKEME BAŞKANI: Anladım daha fazla beyanı savcılıkta beyanda bulunmak istiyorsun etkin pişmanlık çerçevesinde

SANIK xxxxxx: Evet MAHKEME BAŞKANI: Dernek, vakıf, sendika üyeliğin var mı?SANIK xxxxxx: Efendim bu K Dershanesinde çalışırken Ölerin ev işçilerin tamamı Pak-İş denilen bir sendikaya üyeydi. Ben 2012 yılından 2014 yılına kadar açıkçası bu sendikaya üye olmam telkinleri oldu ama olmadım ama 2014 yılında e-devlet üzerinden bu Pak-İş’e üye oldum ama direk olarak bunun bir cemaatin sendikası olduğunu bilmiyordum açıkçası ve daha sonra öğrenir öğrenmez de bir yıl sonra yine e-devletten bu Pak-İş Sendikasından ayrıldım.

SANIK xxxxxx: Efendim şöyle ben bu K Dershanesinden uzun süre 17/25 Aralık’tan sonra ayrılmak istedim fakat devletimizin dershane Ölerini kadroya alma gibi bir  projesi olduğu için bir süre daha bu K Dershanesinde çalışma zorunda kaldım ama bu gerçekleşmeyince ben bu dershaneden, bu kurumdan ayrıldım ve E Dershanesine yani o zaman Birey Dershanesiydi ki şuan halihazırda Birey Dershaneleri mevcut. şşş’in 15 yıllık yerel bir dershanesi bu dediğim dershane buraya iş başvurunda bulundum fakat burası da dershaneyken temel liseye dönüşmek istemiş fakat Milli Eğitim tarafından fiziki şartları yeterli olmadığı için kabul  edilmemiş ve bundan dolayı da öğretmeleri, çalışanlarını çıkarmış bir kurumdu benim iş başvurusunda bulunduğum zamanda. Bana dedikleri şu oldu yani biz temel liseye başvurduk ama temel lise kabul edilmedi fakat şuan Milli Eğitimin özel öğretim kursu diye bir modeli var temel liseye dönüşmeyen kurumların sen bu özel öğretim kursuna dönüşme çalışmalarını ve işlemlerini yürütmek üzere ben görev aldım.

MAHKEME BAŞKANI: Müdür olarak belirttiğin işlemleri yaptın yani

SANIK xxxxxx: Efendim şöyle benden önce bir müdür vardı dershanenin bir müdürü söz konusuydu ama o başka bir kuruma geçince ben bu işlemleri normal Ö olarak aslında yapmaya başladım ama bu işlemlerin yapılabilmesi için Milli Eğitimin bazı kıstasları vardı bu kıstaslardan biri müdür atamak, kurucu temsilcisi atamak ve Ö atamak gibi kıstasları mevcuttu. Bu kıstasları yerine getirmek amacıyla yani bu işlemleri gerçekleştirmek amacıyla ben orada müdür olarak göreve başladım. Müdür olarak göreve başladığımda kurumda ne bir Ö, ne bir öğrenci vardı yani tamamen bu işleri yürütmek üzere ben bu E Dershanesinde göreve başladım yani yaş itibariyle de bir müdürlük yapabilecek bir durumum ve kapasitem söz konusu değil ama bu işlemleri takip edebilecek bir durum var bekardım, uzun süre Ankara’ya gidip gelmek

SANIK xxxxxx: Yani şunu söylemek istiyorum kesinlikle ben bu örgütün üyesi değilim sadece yani ekmek parası için ben burada çalıştım yani 3 yıllık bir çalışmamın sonucu bir terörist olmak olduğunu düşünmüyorum. Yani ben eğer bu örgüte üye bir insan olmuş olsaydım benim daha önce evlendiğim eşim de bunlardan olurdu ki bunlar böyle bir sistemde evleniyorlar. Ben üniversiteden mezun olur olmaz bunların kurumlarında hemen iş bulurdum yıllarca iş aramak zorunda kalmazdım, 700 lirayla devletin ücretli Öi olmak zorunda kalmazdım yani bunların kurumlarında çok rahat çalışabilirdim ama ben kesinlikle bu yapının, bu örgütün bir elemanı, bir üyesi, bir sempatizanı, bir yani hiçbir şeyiyim. 17/25 Aralık’tan sonra dediğim gibi ayrılmak istedim ama o zamanda Milli Eğitimin Öleri, dershane Ölerini devlete KPSS olmadan alma kanunu, genelgesinden dolayı kalmak zorunda kaldım.

MAHKEME BAŞKANI: xxxxxx bu dediklerin kayıt altına alındı tekrara giriyorsun. Başka söylemek istediğin bir şey var mı?

SANIK xxxxxx: Yani şunu söylemek istiyorum ben tahliyemi talep ediyorum kesinlikle. Sabit bir ikametgahta oturuyorum ve arandığımı duyar duymaz gelip emniyeti aradım, bu son vermiş olduğum telefonumla emniyeti aradım bu da kontrol edilebilir. Kaçmadım yani kesinlikle arandığımı duyar duymaz gelip yetkililere, kolluk kuvvetlerine teslim oldum. Yani kesinlikle bir suç işlemişliğim yok, daha önce herhangi bir suç işlemişliğim de yok. Bu delilleri karartacak durumum söz konusu değil ne ByLock’u karartabilirim ne de başka bir şey yapabilirim. Ben şuan bu kişilerle aynı ortamda kalıyorum, bunlarla aynı düşünceyi paylaşmıyorum, bunların kendilerini avuttukları gibi bir  dava şuuru kafası içerisinde değilim. Bu insanların en ağır cezayı alabilmesi için elimden gelen bütün tanıklığı yapacağım ama bu noktada devletimin de bana sahip çıkıp yani gizli tanık olarak bu ifadelerimi vermek istediğimi, halihazırda dışarıda olup bu cemaatin üyesi olup hala bu örgütün üyesi olup işlemlerini devam eden insanları yakalatabileceğimi düşünüyorum. Bildiklerimle birçok şeyi yine aydınlatabileceğimi düşünüyorum bundan dolayı ben tahliyemi talep ediyorum. Şuan size söylemiş olduğum isim A.A’dan bahsettim yani mutlaka buna bu tanıklığım gidecektir ve bu duyulup bütün ceza evleri yani bunlar hala burada birbirleriyle çok sıkı bir iletişim içerisindeler. Birbirlerine çok iyi bilgi aktarabiliyorlar benim de zaten korktuğum da bu yani bunların içinde kalıyorum ve endişe ediyorum. Bana eziyet  etmelerinden korkuyorum. Normalde açıktan tanıklık da yapabilirim ama bundan dolayı aslında korkuyorum. Bu ismi verdikten sonra da başıma neler geleceğini bilmiyorum ve bundan dolayı da tahliyemi talep ediyorum. Gerekirse her gün imza vereyim yani gerekirse her gün gidip karakola imza vereyim ama rica ediyorum tahliyemi istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.Sanık 19/12/2017 tarihli celsede; “Aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Benim hakkımda ifade veren C.G. benim kendisinin ev abisi olduğumu, Şanlıurfalı olduğumu ve Kuzey Irak’ta olduğumu söylemiştir. Ben zzzz şşş’liyim. şşş’te doğdum, Sivar Cumhuriyet Üniversitesinde okudum. şşş’te yaşadım. Şanlıurfa’lı değilim. Hayatımda Kuzey Irak’a hiç gitmedim. Bu nedenle beni başka bir kişiyle karıştırdığını düşünüyorum. Ben C.G. isimli bir şahsı da tanımıyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.Sanık müdafii Av. aaaaa 10/08/2017 tarihli celsede; ” Ben müvekkilin ifadelerine, savunmalarına aynen katılıyorum. Müvekkilimin ifadesi alınmıştır. Deliller toplanmıştır. Sabit ikametgah sahibidir. Delilleri karartma gibi bir durumu yoktur. Ayrıca etkin pişmanlık kapsamında telefonuna ByLock yükleyen kişinin ismini vererek yakalanmasını sebep olacak ifadeler vermiştir. Aynı zamanda K Dershanesindeki bazı olaylarla ilgili de, FETÖ örgütüyle ilgili de bilgiler vermiştir ve gizli tanık olarak da pek çok kişilerin isimlerini vermeye hazırdır. Ama müvekkilimin kendisinin de bahsettiği gibi ceza evinde aynı koğuşta eğer FETÖ’cülerle birlikte kalması, FETÖ’cüler arasındaki haberleşmenin hala çok seri bir şekilde ceza evindeki kişilere dahi ulaşması sebebiyle can tehlikesi olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle adli kontrol şartları uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmuştur.

SANIK MÜDAFİİ AV. aaaaa ESAS HAKKINDAKİ SAVUNMASINDA: “Önceki savunmalarımızı tekrar ederiz. İddia makamının mütalaasına kısmen katılıyoruz. Bank Asya hesabı konusunda müvekkilin hesabı eski tarihlere ilişkindir. Müvekkil çağrı üzerine Bank Asya’ya para yatırmamıştır. Kanaatimize göre müvekkil TCK.nun 221/3. Maddesinden yararlandırılmalıdır. Müvekkilim 20 kişi hakkında bilgi vermiştir. Bunlardan biri hakkında ilk defa bilgi sahibi olunmuştur. Diğerleri hakkında zaten daha önce savcılık soruşturma başlatmıştır. Kanaatimize göre müvekkil öncelikle TCK.nun 221/3. Maddesinde yararlanmalıdır. Yine aynı şekilde TCK.nun 221/5. Maddesinden de yararlanması gerektiği kanaatindeyiz. Bu hususlar dikkate alınarak müvekkilin beraatine ve bihakkın tahliyesine, mahkeme aksi kanaatteyse lehe olan hükümlerin  uygulanmasına ve adli kontrol hükümleriyle tahliyesine ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmuştur.

İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:FETÖ/PDY’nin Türkiye Cumhuriyetinin Anayasal düzenini değiştirmek amacıyla kurulmuş olan silahlı bir terör örgütü olduğu, örgütün liderinin Fethullah Gülen olduğu, örgüt içerisinde hücre tipi yapılanmanın bulunduğu, yine terör örgütünün Türkiye Cumhuriyetinin kurumları ve coğrafi yapısı dikkate alınarak teşkilatlanma şeması içerisinde olduğu, söz konusu terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihindeki silahlı darbeye teşebbüs eylemini gerçekleştirdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün şşş yapılanmasına yönelik olarak sürdürülen soruşturma sırasında sanık xxxxxx hakkında kamu davasının açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delilin elde edildiği ve bu çerçevede sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davasının açıldığı, şşş İlçe Emniyet Müdürlüğü KOM Grup Amirliğinin 18/01/2017 tarihli cevabi yazı içeriğine göre ve dosyada bulunan Yeni Bylock CBS Sorgu Sonucu’na göre sanığın 4 ayrı IMEI numaralı cep telefonuna 29/08/2014 tarihinde 0537…… nolu GSM hattına FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olarak kullandığı yüklediğinin tespit edildiği, 19/12/2017 tarihli tutanak içeriğine göre, sanığın537…… nolu hat üzerinden Bylok IP adreslerine 732 kez bağlantı kurulduğunun tespit edildiği,  sanık 10/08/2017 tarihli 1 nolu celsedeki savunmasında söz konusu gizli haberleşme programını kurum müdürü olan A.A’ın yüklediğini ifade etmiştir. Sanığın SGK kayıtları incelendiğinde, 667 Sayılı KHK ile kapatılan K Dershanesinde çalışma kaydının bulunduğu, sanığın Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda hazırlanan 07/07/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre de, sanığın katılım hesabının açık olduğu dönemde QNB Finansbank’ta ödemesi devam eden kredisinin bulunması hususunun mutat bir durum olmadığı, ekonomik ve mali açıdan değerlendirildiğinde, kendi çıkarı dışında başkalarının çıkarına faaliyette bulunduğunun değerlendirmesinin yapıldığı, sanığın etkin pişmanlıktan faydalanmak yönündeki beyanına istinaden alınan beyanlarına ilişkin olarak sanık hakkında TCK.nun 221/3. Maddesinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması yönünde yazılan müzekkereye verilen şşş C.Başsavcılığı 06/09/2017 tarihli cevabi yazıda, sanığın Tanık Koruma Kanunu çerçevesinde alınan beyanında verdiği isimlerden bir şüpheli hakkında ilk defa soruşturmaya başlandığı, diğer şüpheliler yönünden ise TCK.nun 221/3. Maddesi dikkate alındığında örgütün dağılmasının veya mensuplarının yakalanmasının sağlanması için elverişli bilgi niteliğinde olmadığı, ancak bu şüpheliler yönünden sanığın beyanının delilleri kuvvetlendirici nitelikte olduğu değerlendirmesi yapıldığı bildirilmiştir. Tüm bu somut deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanık xxxxxx’in FETÖ/PDY’nin şşş yapılanması içerisinde yer aldığı, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmaya yönelik talepte bulunduğu, şşş C.Başsavcılığının yukarıda belirtilen cevabi yazı içeriğine göre sanık hakkında TCK.nun 221/3. Maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, ancak sanık hakkında TCK.nun 221/4. Maddesinin 2.cümlesinin uygulama koşullarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre; Sanığın eylemine uyan TCK.nun 314/2, 3713 Sayılı TMK.nun 5/1, TCK.nun 53/1, 58/9 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA, Sanık hakkında yukarıda gerekçesi bildirildiği üzere TCK.nun 221/4-2. Cümlesinin uygulanmasına, Sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçen sürelerinin TCK.nun 63. Maddesi uyarınca MAHSUBUNA,Dijital materyallerinin incelemesi sonucu oluşturulacak kopyaların dosyada delil olarak saklanmasına, Sanık hakkında TCK.nun 221/4. Maddesinin uygulanması talep edilmekle, sanığın kaçma şüphesinin ve delilleri karartma şüphesi bulunmaması dikkate alınarak adli kontrol şartıyla SALIVERİLMESİNE karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur demiştir.

DELİLLER: -Sanık savunması, TANIK A.R.Ö şşş C.Başsavcılığında şüpheli sıfatı ile alınan İFADESİNDE ÖZETLE; şüpheli xxxxxx’in E Dersanesi müdürü olarak çalıştığını beyan etmiştir.

TANIK A.R.Ö MAHKEMEMİZDEKİ SEGBİS İLE KAYDA ALINAN İFADESİNDE: “MAHKEME BAŞKANI: xxxxxx’i tanıyor musun?

TANIK A.R.Ö: Hayır tanımıyorum şöyle müdür olarak tanıyorum. MAHKEME BAŞKANI: Nereden tanıyorsun, nerenin müdürü?

TANIK A.R.Ö: E Dershanesinin Müdürüydü bende o dershanenin kayıt kabulüydüm.

MAHKEME BAŞKANI: Hangi tarihler arasında müdürlük yaptı?

TANIK A.R.Ö: 2015, pardon 2016 yanlış hatırlamıyorsam yani 1 seneye yakın

MAHKEME BAŞKANI: 1 seneye yakın müdürlük yaptı. Sen hangi tarihlerde çalıştın o dershanede?

TANIK A.R.Ö: 2016 Temmuz’dan KHK ile kapanana kadar

MAHKEME BAŞKANI: Daha öncesi şimdi K Dershanesinden E Dershanesi şeklinde değiştirilmiş ismi, K Dershanesi ismi varken sen çalıştın mı orada?

TANIK A.R.Ö: Hayır orası hiç K Dershanesi  olmadı. Daha öncesinde Birey Dershanesiydi daha sonra E şekliyle yeni ismiyle ruhsat alındı

MAHKEME BAŞKANI: Tamam o dershanede çalıştın o dershanenin müdürü olarak biliyorsun

TANIK A.R.Ö: Evet

MAHKEME BAŞKANI: Sanık hakkında başka bir bilgin var mı?

TANIK A.R.Ö: Hayır yok normal müdürlük görevini yapıyordu bize işler veriyordu o işlere binaen de bizde işlerimizi devam ettiriyorduk

MAHKEME BAŞKANI: FETÖ ile bağlantılı herhangi bir eylemine şahit oldun mu?

TANIK A.R.Ö: Hayır olmadım, hayır olmadım

MAHKEME BAŞKANI: Başka söylemek istediğin bir şey var mı?

TANIK A.R.Ö: Yok Sayın Hakimim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

TANIK C.G. KOLLUKTAKİ İFADESİNDE ÖZETLE: “…Bunun dışında şşş’te ev abiliği yapan xxxxxx isimli şahsı hatırlıyorum, şahıs da Şanlıurfalı’ydı. Bu şahsın şu an Irak’ta olduğunu biliyorum. Bu şahıs sivildi. Memurluğa hazırlanıyordu…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık C.G.’in cezaevinden çıkması nedeniyle beyanının alınamadığı anlaşılmakla, yargılamanın gereksiz yere uzamaması amacıyla bu tanığın mahkememizce dinlenmesinden vazgeçilmesine, CMK.nun 211.maddesi uyarınca soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanının okunulmasıyla yetinilmesine karar verilmiştir.

-zzzz Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 28/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın 0537…… numaralı GSM hattı ile 86448500087806, 35216605776276, 35626506411406 ve 35329706016340 İMEİ numaralı telefon cihazları üzerinden 29/08/2014 tarihinde ByLock uygulamasına giriş yaptığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

-zzzz Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nun 11/09/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanık hakkındaki ByLock yazışma içeriğinin elde olmadığından gönderilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verilerine dayalı olarak mahkememizce tanzim edilen 19/12/2017 tarihli tutanak ile; ByLock kullandığı tespit edilen 0537…… numaralı GSM hattı ile -X- ve -Y- İMEİ numaralı telefon cihazları üzerinden ByLock uygulamasına ait 46.166.160.137 ve 46.166.164.181 numaralı İP adreslerine 29/08/2014 – 17/02/2016 tarihleri arasında 732 kez bağlantı kurulduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.

-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 26/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın ByLock uygulamasına giriş yaptığı tespit edilen tarihlerde 0537…… numaralı GSM hattının kullanıldığı telefon cihazının İMEİ numaralarının -X- ve -Y- olduğunun tespit edildiği, bu numaraların ByLock kullanıcısı olan telefonun İMEİ numaraları ile aynı olduğu anlaşılmıştır.

-Mali bilirkişi tarafından tanzim edilen 07/07/2017 tarihli rapor ile; sanık tarafından Bank Asya’da 01/07/2013 tarihinde 14.000 TL, 12/12/2013 tarihinde 13.072,57 TL ve 04/02/2015 tarihinde 460 TL yatırılarak katılım hesabı açıldığı,  ayrıca sanık tarafından 13/08/2015 tarihinde 7.045,68 USD yatırılarak döviz hesabı açıldığı, sanığın katılım hesabının açık olduğu dönemlerde diğer katılım bankalarında katılım hesabının bulunmadığı ancak QNB Finansbank A.Ş’de ödemesi devam eden kredisinin bulunduğu, sanığın katılım hesabının açık olduğu dönemlerde QNB Finansbank’ta ödemesi devam eden kredisinin bulunmasının mutat bir durum olmadığı, katılım hesabı getirisinin getirilere ödenen faiz ve komisyon gibi giderlerden daha az olduğunun bilinen bir ekonomik gerçek olduğu dikkate alındığında katılım hesabının açık olduğu dönemde ödemesi devam eden kredisinin bulunmasının iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu, sanığın kendi ekonomik çıkarları dışında hareket ettiği kanaat ve sonucuna ulaşıldığının bildirildiği anlaşılmıştır.

-Dosyada mevcut SGK Sorgu sonucu raporuna göre; sanığın FETÖ/PDY’ye ait Özel E Dershanesi Ltd. Şti’nde 13/08/2016 tarihinden sonlanan çalışma kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.-şşş Dernekler Büro Şefliği’nin 16/03/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan derneklere üye kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.

-şşş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06/09/2017 tarihli 2017/1528 soruşturma numaralı yazısı ile; sanığın Tanık Koruma Kanunu çerçevesinde alınan beyanında verdiği isimlerden bir kişi hakkında ilk defa soruşturmaya başlandığı, diğer şüpheliler (19 Kişi) hakkında TCK’nun 221/3 maddesi dikkate alınarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi niteliğinde olmadığı ancak delilleri kuvvetlendirici nitelikte olduğu bildirilmiştir.-Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yukarıda yazılı iddianame ile açılan dava üzerine, mahkememizce yapılan yargılama sürecinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, mahkememizce edinilen vicdani kanaate göre;

Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;Fetullah Gülen tarafından 1966 yılında çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri istismar etmek suretiyle kurulan örgütün faaliyetlerini öğrenciler ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırarak, teyp ve video kasetlerine çekilen konuşmaları ve sohbet toplantıları aracılığıyla görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile birlikte kendi adıyla anılan, “cemaat”, “hizmet hareketi” diye de adlandırmıştır. Örgüt özellikle 1990’lı yılların başından itibaren yurt dışına da açılmaya başlayıp zaman içerisinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.1970’li yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu örgütlenme yöntemleri, taktik ve stratejiler bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde, FETÖ/PDY örgütünün, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını istismar ederek “Himmet” adı altında topladığı maddi kaynaklar ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseselerinde kendi amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencileri, özetle insan kaynağını, ekonomik ve siyasi gücünü, örgüt ideolojisi doğrultusunda kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasal kurumlarında (yasama, yürütme, yargı erklerini) kadrolaşmayı ve aynı zamanda Uluslar arası platformlarda da etkin bir güç haline gelmeyi hedeflemiştir.Bu kapsamda örgütün; tabanında bulunan insanların dini duygularını kullanarak kaynak ve meşruiyet devşirmeye çalıştığı, öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde ettiği, devlet modeline paralel bir örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızdığı, yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirdiği, dinler arası diyalog adı altında, diğer dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap göstermeye çalıştığı, şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak kendisine bağlı bir zenginler kulübü oluşturmaya ve böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olmaya çalıştığı, ÖSS, YDS, DGS, ALES, YÖS, ÜDS, KPDS, TUS, KPSS, askeri okullara giriş sınavı, polislik sınavı, hâkim adaylığı sınavı başta olmak üzere birçok sınav sorularını hukuka aykırı yollarla ele geçirip sınav öncesi yandaşlarına vererek kendi mensuplarının eğitim kurumlarına veya kamu kurumlarına yerleştirilmesini sağladığı, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmalar açılmasını sağlayarak bu kişilerin haksız şekilde Devlet kadrolarından tasfiye edilerek yerlerine kendi örgüt elemanlarının yerleştirilmesini sağladığı tespit edilmiş, bu gibi yöntem ve araçlarla örgüt nihai amacına ulaşmaya çalışmıştır.FETÖ Örgütü; ‘coğrafi’, ‘sektörel’ ya da ‘kurumsal’ anlamda, “imam ” olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan bir çalışma ve hiyerarşik düzene sahiptir. Ast-üst ilişkisi, askeri bir hiyerarşiden daha sistemlidir. Mensuplarınca “Kâinat İmamı” ve “Mehdi” olarak kabul edilen terörist başı Fetullah GÜLEN’in liderliğini yaptığı örgütün yurtdışı yapılanmasını, kıta imamları ve onlara bağlı ülke imamları oluşturmaktadır. Her kıta imamının altında sorumlu ülke imamları bulunmakta, kıta ve ülke imamlarının koordinesinde o ülkenin alt yapı çalışması yapılmakta ve örgütün o ülke üzerindeki politikası belirlenmektedir. Örgütün yurt içi yapılanması ise, Türkiye imamı, bölge (eyalet) imamları, il imamları, küçük il bölge imamları (sadece büyük şehirlerde), ilçe imamları, semt imamları, mahalle imamları, ev imamları (abileri), talebe imamları, serrehberler, belletmenler şeklinde hiyerarşik bir yapı izlemekte ve örgüt tabanına yayılmaktadır. Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, ona da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise o semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır. Her bir ilçe imamı, sorumluluğu altındaki ilçede, “sohbet toplantısı” olarak adlandırdıkları toplantıya katılan esnaf, memur vb. listesini, bunların irtibat bilgilerini, anılanlardan ne kadar himmet alındığını, kendilerine bağlılık derecesini, ne iş yaptığını, sohbetlerdeki tutum ve davranışlarını, ilçede örgüte bağlı menkul ve gayrimenkul listesini tutmakta, ilçeye yeni atanan kamu kurum/kuruluş yetkililerinin tutum davranışlarını takip etmekte, kendilerinden olan ve olmayanları belirlemekte, kişisel zaafları dahil şahıslar hakkında biyografik bilgi formları tutmaktadır.Kamu kurumlarında çalışan örgüt mensuplarının bilgileri de örgüt tarafından güncel olarak arşivlenmektedir.FETÖ/PDY, “abilik” ve “ablalık” müessesi sayesinde temas kurduğu öğrencilerin aileleri hakkında da bilgi toplayarak; ailelerin dini, siyasi, ekonomik, etnik köken vb. durumlarını kayıt altına almaktadır.Bu kapsamda ışık evlerinden, mahalle, ilçe, il, bölge ve Türkiye geneline, yurt dışında ise yine örgütün faaliyet gösterdiği her bir yerleşim yerine ve alanına kadar, örgüt hafızası niteliğinde arşivleri ile her bir sorumlunun, sorumluluğu altındaki birime ya da alana dair tutuğu ve bir üstüne gönderdiği kayıtları/arşivi vardır.Sözde lider Fetullah Gülen’in 1999 yılı içerisinde ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlere ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılıp onayı istenmektedir. Özel hizmet birimi imamları, tayin heyeti, yargı imamı, medya imamları, Türkiye mütevelli heyeti, kıta imamları, bölge imamları ve akademik kadro imamı doğrudan Türkiye imamına bağlıdır.Öncelikle, tüm meslek grupları içinde örgüt mensubu kişiler yönünden silsile şeklinde ayrı bir hiyerarşik yapı bulunduran, bir meslek grubu içinde yer alan örgüt üyesinin, diğer bir meslek grubunda yer alan örgüt üyesini tanımadığı, bir örgüt mensubunun en fazla üç veya dört kişiyle irtibat kurduğu hücre tipi yapının benimsendiği bu örgüt için, örgütün tüm üyeleri arasında haberleşme ağı ve bağlantısının aranması abesle iştigalden öteye gidemeyecektir.Kamuda (Bakanlıklar ve taşra teşkilatları, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri, vb.) ve özel sektörde (Hukuk büroları, bilişim şirketleri, muhasebe firmaları vb.) faaliyet gösteren kurumlar için de örgüt tarafından imamlar atanmaktadır. Örgüt mensupları tarafından haberleşmede kullanılan yöntemler: Ru be ru (yüz yüze), kurye kullanmak, cep telefonu, özel not, internet ağı, sosyal medya, basın yayın organları aracılığıyla genel açıklamadır. Birinci derecede iletişim şekli ru be ru (yüz yüze) şeklindedir. Buna göre, acil durumlarda görüşülmesi gereken bir kişi veya konu varsa mutlaka yüz yüze gerçekleştirilmekte, mecbur kalınmadıkça telefonla görüşme yapılmamaktadır.Mobil veri ile iletişime imkân tanıyan Skype, Tango, Bylock, Line, Eagle, Kakaotalk, Whatsapp vb. programlar da düşük maliyetli olması ve mesajlaşmaların şifrelemek suretiyle korunması sebebiyle sık tercih edilen haberleşme yöntem ve araçlarıdır. Canlı kurye kullanılması, en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmekte, özellikle örgütün lideri Gülen ile haberleşmede çoğunlukla bu yöntem kullanılmakta, talimat almak yahut faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla ABD’nin Pensilvanya Eyaletine gidilerek yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat kendisinden alınmaktadır.Örgütün önemli bir ayağını toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle de kırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocukları oluşturmaktadır. Örgütün okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacı örgüte öncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileri yetiştirmektir. Bu kapsamda, ortaokul ve lise döneminden başlayarak örgütün eleman kazanmak amacıyla piknik, yemek adı altında toplantılar düzenlemekte, bu toplantılarda öğrenciler örgüte bağlı etüt merkezlerine ve dershanelere yönlendirilmekte ve söz konusu yerlerde öğrencilerden sorumlu örgüt mensupları bulunmaktadır. Örgütle teması sağlanan öğrenciler, ağabeylerin veya ablaların sorumlu oldukları evlere dağıtılmaktadır. Her öğrenciye kod adı verilmektedir. Mülki idare, emniyet, TSK ve yargı gibi stratejik kurumlar için hazırlanacak öğrenciler, daha özel şartlarda seçilip, özel şartlarda hazırlanmaktadır. Bunlara hücre tipi yapılanma modeli uygulanmakta; askeri okullara, Polis Akademisi ve Polis Koleji’ne sokulacak öğrenciler, kesinlikle kendi dershanelerine gerçek isimleri ile kayıt edilmemektedir. Bu öğrencilere sınav soruları önceden verilerek ezberletilmekte ve bu husus örgüt jargonunda “Fetih okutmak” olarak adlandırılmaktadır.Üniversite döneminde, öğrencilerin örgüt mensuplarınca yurtlarına veya ışık evi olarak adlandırılan örgüt evlerine yerleştirilmekte, bazı örgüt mensupları ise Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda kalarak örgüte öğrenci kazandırmaya çalışmaktadır. Ev ve yurtlarda kalan öğrencilerden sorumlu olan ve kod isim kullanarak örgütün gizlilik kuralına riayet eden abi veya ablaların asıl görevi, öğrencilerin örgütle bağının kuvvetlendirilmesi ve takibidir.Örgütün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatlara sorgusuz itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmakladır. Sohbet gruplarında zekât, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken; mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktadır. İl imamının koordinesinde yılda en az bir kez mütevelli heyeti üyelerinin katılımı ile kamp düzenlenmektedir. Kamplar esnasında dini duygular istismar edilerek himmet, zekât, kurban ve öğrenci bursu adı altında toplanan paraların artırılması sağlanmakta, toplanan paraların karşılığının Cennet ile mükâfatlandırılma olacağı vurgulanmaktadır.Örgütün Gelir Kaynakları;a) Usulsüzce Kamu Kaynaklarından Elde Edilen Gelirler;b) İş Adamlarından Sağlanan Gelirler;c) STK’lardan Sağlanan Gelirler;d) Gönüllülük Esaslı Sağlanan Gelirler;e) Eğitim Faaliyetleri Gelirleridir.Örgütün, insanları beş farklı dereceye tabi tutarak sınıflandırdığı, bunlardan beş birlik olarak adlandırılan birinci sınıfı örgüte düşmanca davranan ve aleyhine mücadele eden kişilerin; beş ikilik olarak adlandırılan ikinci sınıfı düşman görülmemekle birlikte örgüte ilgi duymayan kişilerin; beş üçlük olarak adlandırılan üçüncü sınıfı hiçbir yardım ve katkıda bulunmaksızın örgütü seven kişilerin; beş dörtlük olarak adlandırılan dördüncü sınıfı doğrudan örgütün bir ferdi olmamakla birlikte örgüte her türlü yardımı yapan ve destekleyen kişilerin; beş beşlik olarak adlandırılan beşinci sınıfı örgüte mensup olup her şeyi ile kendisini örgüte adamış ve örgütü sorgulamayan kişilerin oluşturduğu belirlenmiştir. Örgüt içerisinde Fetullah Gülen’in verdiği kararı sorgulama anlamına gelecek her düşünce, eylem ve tavır kuvvetle ezilmekte, liderin ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları aklın da ötesinde kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır. Fetullah Gülen başta olmak üzere örgüt yöneticileri, halka hitap ederken büyük bir tevazu sergilerken, örgüt içerisinde mutlak bir otorite ile hareket etmekte olup, örgüt içerisinde ödül ve ceza sistemi uygulanmaktadır.Örgüt mensuplarının iş ve özel hayatlarındaki bütün kararlarını, örgütün tasarrufuna bırakmış olmalarının altında yatan sebeplerden en önemlisi, bağlı oldukları imamların ve örgütün sözde lideri Fetullah Gülen’in hata yapmayacağına olan inançlarıdır. Hatta örgüt mensuplarının evlilikleri dahi çoğu zaman bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Evlilik kararı veren örgüt mensubu bu durumu kendisinden sorumlu imama iletmekte, müstakbel eşini yine örgüte bağlı olan bayanların resimlerinin bulunduğu bir katalogdan seçmektedir. Böylelikle hem mensupların örgüte bağlılığı artırılmakta hem de örgütten ayrılma durumunda ayrılan kişilerin eş ve çocukları örgüt talimatı ile kendisinden uzaklaştırılarak baskı oluşturulmaktadır.Örgütün sözde lideri Fetullah Gülen’in “Ne olursanız olun makam şöhret başınızı döndürmesin. ‘Sıfır’ olun. Olun ki büyük rakamlarda büyük yerlerde kullanılasınız.” şeklindeki sözleri, örgüt mensuplarının fonksiyonel değerini ifade etmekte olup Gülen’e göre bireysel olarak hiçbir anlam ifade etmeyen fertler, örgüt bünyesindeki faaliyetleri ile değer kazanmaktadır.Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden FETÖ/PDY’nin, dini değerleri zamana ve şartlara göre kendi idealleri doğrultusunda yorumlaması, ülkesi ve devleti ile barışık olmak yerine devleti kendisine hasım olarak görmesi, açık ve şeffaf olmak yerine bir istihbarat örgütü gibi ” kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar” kullanılması, yönetim kadrosunun faaliyetleri yurt dışından idare etmesi ve hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasadışı yöntemi kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de gerçekleştirebilecek tarzda yapılandığını  göstermektedir. Nitekim 15 temmuz silahlı darbe ve işgal girişimi sonrası Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklamada da belirtildiği üzere, “emellerine ulaşmak için her türlü yolu mübah gören, dini ve dinî duyguları istismar eden, dini görünümlü eğitim faaliyetlerini bir güç ve çıkar ağına dönüştürerek dünyevî, siyasî ve ekonomik bir yapı oluşturan, sözde dini söylemlerinde, İslâm’ın temel bilgi kaynaklarından çok, rüyalar, gizemli hikâyeler barındıran kendisine bağlı medyanın aracılığı ile sık sık Peygamber Efendimizin de katıldığı belirtilen sohbet, vaaz ve konferanslar yoluyla İslam dininin tahrifine tevessül eden, kendini gizleme, olduğundan farklı görünme, ikiyüzlü davranma, çift dilli konuşma, takiyye gereği helal-haram gözetmeme, kod adı kullanma, bulunduğu ortamda inandığından farklı yaşama, yalan söyleme, tecessüste bulunma, mahremiyeti ihlal etme, şantaj yapma, kayırmacılık, kötü emeller için örgütlü dayanışma gibi yöntemler kullanması nedeniyle gayr-i İslâmî ve gayr-i ahlaki özellik taşıyan, dinler arası diyalog adına din mühendisliği yapan ve kelime-i tevhidi parçalayan bu yönü ile İslam dinine zarar veren sahte bir mehdi hareketi olduğu” belirtilmiştir.

Fetullah Gülen’in 1970’lerin sonunda başlattığı uzun vadeli projenin ilk halkasını eğitim oluştururken, tedrisattan geçenler başta Emniyet, Yargı, TSK ve Mülkiye olmak üzere, devletin önemli kademelerine yerleştirilmiş, bir kısmı ise “işadamı” olmaya aday gösterilmiştir. Örgüt bir yandan eğitimle kadro yetiştirip, bir yandan da diğer alanlarda etkinliğini artırmıştır.Fetullah Gülen ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş; bu nedenle, mevcut sistemi yıkmak yerine, devletin tüm kurumlarını ele geçirmeyi hedeflemiştir.FETÖ/PDY, yurt içinde ve yurt dışında çok miktarda vakıf, dernek, özel okul, şirket, dershane, öğrenci yurdu, yayın organı, gazete, TV istasyonu, faizsiz finans kurumu, sigorta şirketi ve radyo istasyonunu denetim altında bulundurarak; amacına uygun planlı, programlı ve gizli olarak faaliyetlerini yürütmüştür.

“Hizmet ve  eğitim hareketi”olarak görünmesine ragmen, FETÖ/PDY’nin paralel kadrolaşma hedefinin “Askeri” ve “Stratejik” birimlere yöneldiği; gücün, stratejik bilginin ve paranın olduğu her yerde örgütlendiği” görülmektedir.

Örgütün, devlet yapılanması içerisinde en güçlü olduğu alanların başında, güçlü bir istihbarat ağına sahip olması gelmektedir. Örgütün sözde liderinin kamuoyuna yansıyan bazı konuşmalarında, örgütün hedeflerine ulaşması için gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin olarak örgüt mensuplarına aktardığı talimatlara göre, düşmanlardan bir adım önde olmak için istihbarat en önemli unsurdur, gerekli büyüklüğe, olgunluğa ve uygun şartlara ulaşmadan saldırıya geçilmemelidir, yeterli güce ulaşana kadar ılımlı gözükmeli ve alttan alınmalıdır, harekete geçmeden önce plânlama yapılmalı, plânsız hiçbir iş yapılmamalıdır, strateji ve taktikler kimseye söylenmemelidir, hatta bazı strateji ve taktikleri işin başında bulunan tek insan bilmelidir, nihai hedefe ulaşmak için her yol mübahtır. Bu kapsamda, kamu kurumlarında çalışan örgüt mensupları elde ettikleri bilgileri örgüte aktarmakta ve toplanan bütün bilgiler yukarıda birleştirilerek, büyük bir havuz oluşturulmaktadır.

Örgüt, hedeflerine ulaşmak için bu havuzdaki bilgi ve belgeleri, örgüt lideri Fethullah Gülen’in de bilgisi ve onayı ile amaca uygun hale getirerek hasım cephedeki kişi ve kurumlar aleyhinde kullanmaktadır. “Fuatavni ” isimli twitter kullanıcısı bu konunun somut örneğidir. Süreç, önce olayın kendilerine yakın medyaya sızdırılması ve kamuoyu oluşturulması ile başlamaktadır.

FETÖ/PDY; Mülkiye, MİT, TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde örgütlenerek, “güvenlik bürokrasisi” ve “istihbarat” alanında bir ağ oluşturma yoluna gitmiştir. Bu kurumların yanı sıra, bu yapının paralel bir örgütlenmeye giderek istihbarat ağına katmaya çalıştığı kurumlar arasında “TÜBİTAK”, “BTK” ve “TİB” gibi kurumlara özel önem verilmiş, TÜBİTAK’da yer alan  “Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi”ndeki kadroları sayesinde, devletin üst düzey siyasileri ve bürokratlarınca kullanılan kriptolu telefonların dinlendiği ortaya çıkmıştır.Örgütün genel itibariyle tüm devlet birimlerinde özellikle devletin savunma mekanizmasını üstlenen Adalet, Emniyet ve Silahlı Kuvvetlerde örgütlenme yoluna gittiği, burada devletin hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir hiyerarşik yapı oluşturdukları, bu örgütün lideri olan Fetullah Gülen’in yapmış olduğu konuşmalardan anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal, ekonomik, askeri ve idari mekanizmasına yön veren kadroların, sızmak veya satın alınmak gibi gayrımeşru suretle, ele geçirilerek etkisiz hale getirilmesinin amaçlandığı açığa çıkmıştır.Yargı teşkilatı irdelenecek olursa; 1990 yıllarından itibaren örgüt evlerinde yetişen elemanların Hakim ve Savcılığa yönlendirilmeye başlandığı, 2010 Anayasa değişikliğine kadar Hakim ve Savcılar üzerinde etkisi olan Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde, Teftiş Kurulu Başkanlığında ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğünde yoğun bir kadro oluşumuna gidildiği, müfettişler aracılığı ile örgüt elemanı olan Hakim Savcılara yüksek not verilerek emsalleri ile aralarında fark yaratıldığı, yine Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığı ile Hakim Savcılar hakkındaki şikayetin istenildiği şekilde sonuçlandırıldığı, ayrıca Personel Genel Müdürlüğü aracılığı ile dönemin HSYK üyelerinin düşünce yapısına uygun olarak üyeler ile örgüt elemanlarının irtibatı sağlanarak unvanlı atamaların yapıldığı, 2005 tarihinde yürürlüğe giren ve CMK m.250 ile kurulan Özel Yetkili Mahkeme Hakim ve Savcılarının özellikle örgüt üyeleri arasından gizlilik esasına uyularak atanmalarının sağlandığı,  Emniyet ve Yargıya yerleştirdikleri örgüt üyeleri ile ülkenin yargı sistemini tamamen kendisine hizmet eder hale getirdiği, adeta devlet içinde paralel bir yargı ve polis teşkilatı kurduğu, bu kurumları ile iş adamların sahte soruşturmalar ile sindirildiği, askerler ve bürokratların tutuklandığı, insanların özel görüntüleri ve konuşmalarının usulsüz olarak elde edildiği ve örgütün medya kanallarında servis edilerek bir korku imparatorluğu kurulduğu, yerelde bu örgüte mensup kişi ve kurumlar aleyhine, terör suçu dışında her hangi bir soruşturma ve koğuşturma yürütme girişiminde bulunulmasında dahi, örgütün sorumluları tarafından hiyerarşik düzene uygun bir şekilde bu durum üstlere iletilerek,  bizzat bu yargı mensuplarının  uydurma şikayet ve soruşturmalarla karşı karşıya bırakıldığı, aslında kamunun tüm alanlarında örgüte dokunan ya da dokunmaya teşebbüs edenlerin, bu yapının devlet içindeki gizli gücünün devreye girmesiyle adli ve idari soruşturmalara, haksız tayin ve görev değişikliklerine sebebiyet verildiği   bilinen bir gerçektir.

FETÖ/PDY mensubu olmayan kamu çalışanlarına haksız yere birtakım idari cezalar verilmesi ya da davalar açmak suretiyle önemli görevlere gelmelerinin engellenmesi, sicillerinin bozularak yükselmelerinin önüne geçilmesi, yükselme sınavlarında kopya çekilmesi, şahıslar hakkındaki soruşturma dosyalarının ve ses kayıtlarının dava sonuçlanmadan algı operasyonları yaratmak amacıyla kamuoyuna el altından sızdırılması, Devletin gizli bilgi ve belgelerinin yayınlanması, Devletin imkânlarını kullanmak suretiyle FETÖ/PDY lehine istifade etmek üzere bilgi, belge ve görüntü temin edilmeye çalışılması, Devletin gizli arşivlerinde bulunması gereken bilgi ve belgelerin ilgili kurum dışına çıkartılması, FETÖ/PDY’nin “Altın Nesil” adıyla yetiştirip kamu kurum/kuruluşlarına yerleştirdiği mensuplarının bazı eylemleri olarak ilk etapta akla gelmektedir. Örgüt, bu eylemlerle, kendisinden olmayanların önünü kesmiştir. FETÖ/PDY mensubu olmak, bazı kurum ve kuruluşlar içerisinde üst düzey görevlere gelebilmek için asli şart haline gelmiş olup, örgüte biat eden ve verilecek her türlü görevi yerine getirmeyi kabul eden şahıslar, en üst görevlere çıkartılmışlar, bu şekilde önünde durulamaz, durdurulamaz bir korku imparatorluğu oluşturmuşlardır.

Örgütün çok büyük bir camiaya sahip olduğu düşüncesi ile artık önlerinde kimsenin duramayacağı fikrine kapıldığı, yaşadıkları özgüven patlamasının neticesi olarak 2007 yılından beridir devletin güvenliğinin teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde kendilerine muhalif olan subayları pasivize edebilmek ve yerlerine kendi yetiştirdikleri kadroları getirebilmek için kendi uydurdukları deliller ile operasyon yaptıkları, bu şekilde yüzlerce subayın hayatını kararttıkları anlaşılmıştır. Yargı organlarının hukukun sınırlarını aşarak yaptığı uygulamaların kişi mağduriyetlerine yol açtığı, kişileri intihara sürüklediği, bazı mağdurların cezaevinde hastalığa yakalandığı veya intihar ettiği, uzun tutukluluk ve yöntemi hukuki olmayan davaların kişilerde psikolojik çöküntüye, deprasyona yol açtığı, savunması hukuka uygun şekilde alınmayan ve yaptığı savunmaya itibar edilmeyen, iftiraya uğrayan, sahte delil oluşturulup hakkında adli soruşturma yapılan insanların üzerinde kamu gücünün cebren kullanıldığı, Devletin kamu gücünü kendi çıkarına kullanan örgütün hukuku, amacına araç haline getirdiği, emrindeki Hakim ve Savcıların hukuka ve vicdanına göre karar vermek yerine örgüt abilerinden, yöneticilerinden gelen emirleri uyguladığı, örgüt hiyarerşisinin devlet hiyerarşisini gölgeleyip kaldırdığı, kamu yararı yerine örgütün yararının gözetildiği görülmektedir.

Fetullahcı Terör Örgütü emrindeki yargı, emniyet askeriye mensuplarını kullanarak kişilerden himmet toplamış, örgütün taleplerine karşı gelen kişiler bir suç veya terör örgütü ile ilişkili gösterilmiş ve örgüt elindeki silahlı kamu gücünü kullanarak tutuklamalar yapmıştır. Örgüt ekonomik kaynak toplamak için iş adamlarını takibe almıştır. Hedefine aldığı iş adamları hakkında bilgi ve belge toplamış, elinde bulunan bilgileri şantaj olarak kullanmış, takipler ve usulsüz dinlemeler sırasında elde edilen bilgiler kullanılıp sahte delillerle soruşturmalar yaptırılarak kişiler hapse attırılmış, kumpas ve şantaja boyun eğen iş adamları haraca bağlanmıştır.

2014 HSYK seçimlerinde birbirinden bağımsız görünen adayların ve yargı teşkilatında hiç tanınmayan bazı adayların bile 4500 civarında oy aldığı, bağımsız görünen adayların tanıtım büroşürlerinin aynı merkezden postaya verildiği görülmüştür. Öte yandan örgüte mensup, örgüt yararına soruşturma ve kovuşturma yapan hakim ve savcıların yurt dışına kaçırıldığı ve orada örgütün desteği olmadan barınmalarının mümkün olmadığı açık bir gerçektir.Yargının devlet ve toplum hayatında kesin belirleyici ve son karar verici olmasının örgütün işini kolaylaştırdığı, örgütün, yargıyı her açıdan etkin bir silah olarak kullandığı, sadece rakiplerini bertaraf etmek için değil, siyaseti tanzim etmek, siyasi partilerin yönetimlerini değiştirmek, toplumdaki etkinliğini artırmak, toplumu kontrol etmek, herkesle ilgili bilgi toplamak, ticari faaliyet alanlarını ve kamu kurumlarını ele geçirmek, hatta hükümeti yıkmak ve kendi felsefesine uygun bir siyasi yapı oluşturmak için de bir araç olarak kullandığı, yargının, soruşturma unsurlarıyla, alt yapısıyla ve polisle desteklendiğinde örgütün kullanabileceği muazzam bir silaha dönüştüğü, yüksek yargıdaki değişimle örgütün elindeki bu silahın etki alanının zirve yaptığı, yargıyı tekelinde ve yedinde tutan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, kendisine engel olacağını düşündüğü hâkim-savcı, asker, emniyet personeli, mülki amirler ve diğer kamu personeli hakkında uydurma tahkikatlar, tutuklamalar yaparak saf dışı bıraktığı, bu yolla aynı zamanda diğer kişilere de gözdağı verdiği, silahlı kuvvetler mensupları ile ilgili uydurma soruşturmalar, toplu tutuklama ve davalarla TSK’nın etkisiz hale getirildiği, böylece kendi örgüt mensuplarının terfi etmesinin yolunun açıldığı, neticeten örgütün ceza ve hukuk davalarında en büyük belirleyici güç olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır.Örgütün, 07/02/2012 tarihinde MİT soruşturmasıyla yargıyı kullanarak, bir yandan kendinden olmayan MİT yönetimini bertaraf etmek, MİT’i ele geçirmek, bir yandan da aynı soruşturmayla hükümetin güneydoğu sorununu çözmek amacıyla başlattığı barış sürecini durdurmak için harekete geçtiği, MİT yöneticilerinin, hükümetin ve başbakanın terör örgütüne yardımla suçlanmak istendiği, bu soruşturmanın hükümeti yıpratıp gözdağı vermek için yapıldığı, örgütün bu denemesinin istihbarat görevlileri hakkında soruşturmaların izne bağlanması sistemine geçilerek önlendiği ve FETÖ/PDY mensuplarının bu olayda örgüt amaçları için görevli MİT mensuplarına silah çekerek silah kullandıkları belirlenmiştir.Bir terör örgütünün varlığının kabul edilebilmesi için, örgütlü bağlılık, üyeler arasında görev bölüşümü, kod isimleri, bir hiyerarşi ve bu örgütün ideolojisini savunan insanların olması gerekir.

FETÖ/PDY mensuplarının hücresel şekilde birbirleriyle bağlantıları, kendi aralarında bir rapor, talimat alışverişi bulunmaktadır. Alttan yukarıya doğru rapor, yukarıdan aşağıya doğru talimat verilmekte, örgüt mensuplarının, kendilerine yeni örgüt mensupları kazanma faaliyetleri bulunmakta, yeni çocuk ve gençler örgüte alınmakta, eğitilip, yetiştirilerek bu örgütün kadrolarına ilave edilmektedir. Örgütün eğitim malzemeleri, kitabı, bildirisi, ideolojisini anlatan belgeler, evraklar, dokümanları, ordu ve emniyet içerisinde teşkilatlanmış silahlı gücü bulunmaktadır.

FETÖ/PDY de diğer terör örgütleri gibi bir inanca dayanmaktadır. Fetullahçı Terör Örgütü, üyelerinin uğrunda zorluklarına katlanabildiği, fedakârlıkta bulunduğu, amacına yönelik bir şeyler yapabildiği, bir inanç, bir ideoloji sistemidir. Örgüt kadrolarının sızdığı devletin güvenlik kurumlarının silahlı olması ve bu silahları kullanma yetkisinin bulunması, örgütün silahlı ve askeri eğilimini göstermesi açısından çok önemlidir. Hasan Sabbah’ın çevresinde kümelenen Haşhaşilerin, yaklaşık bin yıl kadar önce afyon çekip fedailerini kullanarak devlet görevlilerini öldüren bir terör örgütü olarak ortaya çıkmalarında olduğu gibi, FETÖ/PDY üyeleri de mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek yukarıda örnekleri de verildiği ve en son Rusya Büyükelçisinin öldürülmesi olayında görüldüğü üzere devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurmuştur.

Tüm bu açıklamalar ışığında; Aşağıda değinilecek 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden önce de; mahiyeti gereği silahlı olarak Emniyet, Jandarma ve Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde devletin hiyerarşisinden ayrı bir hiyerarşi kurarak ve bu hiyerarşiye sıkı bağlılıkla hareket eden bu örgütün,

“terör örgütü ile mücadele” adı altında yetkilerini görevlerinin gereklerine aykırı kullanmak suretiyle amaca ulaşmak için toplum üzerinde baskı, korkutma, sindirme ve yıldırma yöntemi kullanarak işlemler yaptığı

ve bu işlemleri kendisine bağlı medyada yayınlamak suretiyle korkutma ve sindirme politikasının ülke geneline yayılmasını sağladığı, bu itibarla örgütün hem manevi cebir ve şiddet kullanmak suretiyle hem de MİT tırlarının durdurulması olayında olduğu gibi doğrudan silahlı cebir ve şiddet kullanarak ve ele geçirmeye çalıştığı kurumların silah kullanma yetkisi olan emniyet ve askeri kurumlar olması, cebir ve şiddet kullanımına ilişkin güncel tehdidin de bulunması göz önüne alındığında terör örgütünün “yönteme yönelik” özelliğini gösterdiği;

silahlı darbe girişimi ile bu özelliğin tartışılmaz bir şekilde netleştiği,

Örgütün amacının 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde düzenlendiği üzere Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya ele geçirmek, Devletin iç ve dış güvenliğini bozmak olduğu,

devlet hiyerarşisinde daha üst konumda olan kişinin memuru olan kişiden veya memuriyetle hiçbir bağlantısı olmayan dolayısıyla hiyerarşik yapıda bulunmayan kişilerden alınan emirlerin uygulanması hususunun Devlet otoritesini zaafa uğratma amacı olduğu ve devletin içerisinde ayrı ve sert bir hiyerarşi oluşturularak gerçekleştirilen bu eylemlerin örgütteki “hiyerarşik yapıyı” açıkça ortaya koyduğu,

Devlet kurumlarına hakkı olmadığı halde kopya çekmek ve bunun gibi hukuka aykırı yollarla, girmek ve makam sahibi olmak amacıyla o makamda bulunan kişilerin hukuksuz olarak özel hayatının gizliliğini ihlal etmek ve gerekirse iftira atmak ve delil oluşturmak suretiyle kendilerine yarayacağını düşündükleri makamı ele geçirme hususunun Devleti ele geçirme amacı olduğu;

MİT tırlarının durdurulması olayında Türkiye Cumhuriyeti Devletini terör örgütlerine yardım eden bir ülke olarak gösterme çalışmasında olmaları halinin Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürme ve Devletin iç ve dış güvenliğini bozma amacı olduğu dolayısıyla terör örgütü tanımının “amaç” unsurunu da taşıdığı;

Örgütün üye sayısı, yukarıda açıklandığı üzere terör örgütünün maddi desteğini legal çalışmalardan sağlayabileceği hususu nazara alındığında sermaye şirketleri göz önüne alınmak suretiyle ekonomik gücü, yine yukarıda açıklandığı üzere devlet kademelerinde ve özellikle silahlı birimler olan Emniyet ve Silahlı Kuvvetler birimlerine yerleşmeye çalışması ve yerleşmesi nazara alındığında araç ve gereç yönünden de amaç suçları işlemeye elverişli olarak terör örgütünün “elverişlilik” unsurunu da taşıdığı;

Örgütün kurulum aşamasından günümüze kadar yapmış olduğu devletin askeri ve stratejik olarak etkin kurumlarına örgüt yöneticisinin tabiriyle sızma suretiyle (soruların çalınması, önemli makamlarda bulunan kişilerin hukuka aykırı şekilde şantaj ve tehditle uzaklaştırılması, görev verilirken kişinin liyakatinden ziyade örgüte yakınlığının gözetilmesi gibi) devleti ele geçirmeye yönelik faaliyetler özellikle 2008 yılı ve sonrasın da örgüt elemanlarının devletin etkin olduğunu düşündükleri birimlerde yoğun şekilde kadrolaşmaya gitmesi nazara alındığında “süreklilik” unsurunun da gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.

Sıkı ve hiyerarşik yapılanmanın, yukarıda açıklandığı üzere en tepeden aşağıya doğru merkezi, sıkı ve menfaate dayalı olduğu, ayrıca cep telefonlarının dahi dışarıda bırakıldığı toplantıların yapılıyor olması ve bu toplantılara katılabilecek kişilerin önceden belirlenerek başka kişilerin toplantıya katılımının engellenmesi nazara alındığında faaliyetlerin gizlilik içerisinde ve örtülü bir biçimde yürütüldüğü, bu itibarla yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere FETÖ/PDY yapılanmasının yukarıdaki açıklamalar ışığında terör örgütünün bütün unsurlarını taşıdığı hususunda bir şüphe bulunmamaktadır.Bu aşamada değerlendirilecek diğer bir husus örgütün silahlı olup olmadığıdır.Türkiye Cumhuriyeti Devletinin terör örgütlerine yardım ettiği algısı oluşturmak amacı ile 1 Ocak 2014 tarihinde Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 19 Ocak 2014 tarihinde Adana’nın Ceyhan ilçesinde MİT’e ait yardım tırlarının aranması eylemlerinin Fetullahcı Terör Örgütü içerisinde yer aldığı tespit edilen kişiler tarafından gerçekleştirildiği,bu kapsamda sözde “Kudüs ordusu terör örgütü soruşturması” kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Dışişleri Bakanının Başdanışmanları olmak üzere üst düzey devlet yetkililerinin resmi ve özel telefonlarının dinlenildiği, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğini veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken görüşmelerin kayıt altına alındığı, MİT tırlarının durdurulması eylemi öncesi ve sonrasında örgüt güdümündeki yazar ve basın yayın kuruluşları aracılığı ile kamuoyu oluşturma girişiminde bulunulduğu, her iki ihbarın da isimsiz sahte isimlerle yapıldığı, daha sonra her iki ihbarı yapan kişinin jandarma istihbarat görevlisi olduğunun anlaşıldığı, 17-25 Aralık girişiminden sonra devlet kurumundaki özellikle Emniyet teşkilatından bir çok atamanın yapılarak örgüt elamanlarının tasfiye edildiği, bunu göz önünde bulunduran örgütün, ihbara konu tırların emniyet bölgelerinden geçmesine rağmen ihbarın ısrarla jandarma ihbar hattına yapıldığı, tırların durdurulmasında il emniyet müdürlüklerinin bilgisi olmadığı, jandarma birimlerinin ihbarla ilgili diğer birimlere paylaşımda bulunmadığı, 19 Ocak 2014’te Ankara’dan Ceyhan’a kadar tırlara müdahale edilmemesinin belli bir amaca yönelik olduğu, belirli plan dahilinde sürecin yürütüldüğü, Adana Ceyhan’da MİT tırlarının durdurulduğu, MİT mensupları ile jandarma mensupları arasında arbede yaşandığı, MİT personelinin silah kullanılarak darp edildiği, bu hususun basına da yansıdığı, görüldüğü üzere örgüt elemanlarının devlet hiyerarşisinden ayrı olarak silah kullanmak sureti ile örgütün amaçlarını gerçekleştirdiği; Kamuoyunda “Tahşiye davası” olarak bilinen İstanbul C.Başsavcılığı iddianamesi ile açılan ve Mahkemece kabul edilen iddianamede belirtildiği üzere, Fetullah Gülen’in emir ve talimatları doğrultusunda ilk önce örgüte ait basın yayın kuruluşlarında yayınlar yapıldığı ve 22/01/2010 tarihinde 16 ilde eş zamanlı olarak 122 kişiye yönelik operasyon yapıldığı ve bir kısım şüphelilerin tutuklanarak 17 aya kadar tutuklu kaldıkları, şüphelilerden Turgut Yıldırım’ın bulunduğu Bahçelievler ilçesinde bulunan ikametgahında yapılan aramada el bombaları, mermiler, krokiler ele geçirildiği, el bombaları üzerinde yalnızca arama yapan polis memurlarının parmak izinin tespit edildiği, yine suça konu el bombaları ve mermilerin MKE yapımı olduğu, Ergenekon Terör Örgütü kapsamında Beykoz ilçesi Poyrazköy Keçilik mevkiinde yapılan kazılarda ele geçen bir adet şeffaf poşete sarılmış vaziyette bulunan sarı renkli sis kutusu ile aynı seriden olan el bombalarının seri numaralarının Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğünde bulunan 6 adet el bombası ile benzeştiği görülmüştür.Erzincan ilinde Çatalarmut mevkiinde silah mermilerinin bulunduğu yerin jandarma bölgesinde olmasına rağmen o dönem özellikle emniyete ihbarda bulunulduğu ve gizli tanıkların bu şekilde yönlendirildiği, bu nedenle yerleştirilen silah ve mermilerin örgütün kullanımında olan silah ve mermiler olduğu, dolayısı ile örgütün silahlı örgüt olarak kabul edilmesi gerektiği,15/07/2016 günü hain darbe girişimi ile, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin muhtelif yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yuvalanan, aralarında generaller ve amirallerin de bulunduğu subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacı ile eyleme geçtiği, bu kapsamda; saat 22:00 sularında İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerinin silahlı terör örgütü üyeleri tarafından tank ve paletli zırhlı araçlar ile trafiğe kapatıldığı, İstanbul Yeşilköy Atatürk Havalimanı’nın tanklar vasıtasıyla sevki sağlanan örgüt üyesi askerler tarafından ele geçirilerek, 22:15 itibariyle havalimanına giriş ve çıkışların kapatıldığı, uçuş kontrol kulesinin ele geçirilerek tüm yurt içi ve yurt dışı uçuşların durdurulduğu, F-16 savaş jetleri ile havalimanı üzerinde alçak uçuş yapılarak yolcu uçaklarının iniş ve kalkış yapmalarının engellendiği, yine aynı saatlerde Sabiha Gökçen Havalimanı’nın ele geçirilmesi maksadıyla benzer bir girişimde bulunulduğu, Vatan Caddesi’nin giriş ve çıkışı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Valiliği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Kuleli Askeri Lisesi başta olmak  üzere  stratejik  öneme  sahip  karakollar,   limanlar,  köprüler  ve   meydanlarda, örgüt mensubu askerlerin tank ve zırhlı araçlar ile hâkimiyet kurmaya çalıştıkları, savaş jetleri ile ses hızını aşacak şekilde alçak uçuş yapan ve zaman zaman ses bombası atan örgüt mensubu askerlerin, korku ve paniğe sevk ederek halkın meydanlara çıkmasını engellemeye çalıştığı, milli iradeye sahip çıkmak üzere Boğaziçi Köprüsü’nde toplanan halkın üzerine uzun namlulu silahlar ile ateş açıldığı, çok sayıda sivil vatandaşın yaşamını yitirmesine sebebiyet verildiği,Eş zamanlı olarak Ankara’da milli egemenliğin oluştuğu Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde F-16 savaş jetlerinin alçak uçuş yapmaya başladıkları, ağır silahlarla donatılmış helikopterlerin onlara eşlik ettiği, Meclis’te temsili bulunan tüm siyasi parti milletvekillerinin, demokrasiye ve Meclis’e sahip çıkmak üzere TBMM Genel Kurul Salonu’nda toplanmaları üzerine, Meclis ana binasının bulunduğu yerleşkenin bombalandığı, sokağa inerek, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkan vatandaşların üzerine helikopterlerden ateş açıldığı, çok sayıda vatandaşın şehit edildiği ve yaralandığı, Yenimahalle ilçesinde bulunan Milli İstihbarat Teşkilatı binasına kobra tipi iki helikopterden ateş açılarak saldırıda bulunulduğu, Gölbaşı ilçesinde bulunan Polis Özel Harekât Eğitim Merkezi binasının tank ve savaş uçaklarının yoğun bombardımanına maruz kaldığı, saldırılar esnasında 47 özel harekât polisinin şehit düştüğü, halkın meydanlara çıkmasını engellemek amacıyla savaş uçakları ile sürekli sorti yapıldığı, TBMM, MİT ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere kamu binaları önünde, cadde ve meydanlarda toplanan vatandaşlara karşı uzun namlulu silahlar ile saldırıldığı, kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden silahsız ve savunmasız halkın üzerine rastgele ateş açıldığı, bu suretle ülke genelinde gerçekleşen çatışmalar sonucu 246 kişinin şehit olduğu, 2.194 kişinin de yaralandığı tespit edilmiştir.Genelkurmay Başkanlığı tarafından 19/07/2016 günü saat 13:00’da yapılan basın açıklamasında, terör örgütünce başlatılan darbe girişiminin 17/07/016 saat 16:00 itibariyle tüm yurt genelinde bastırıldığı, kalkışmayı yapanların FETÖ/PDY mensubu olduğuna yönelik birçok itirafçı subay ifadesinin bulunduğu anlaşılmakla, darbe girişiminden önce de; devletin silahlı unsurları olan emniyet ve askeriye içindeki mensuplarınca, devletin birlik ve bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla hareket eden, bu amaçla devletin silahlı imkanlarını kullanan, silahlı güce idari hiyararşi dışında emir ve talimat alarak paralel devlet yapılanmaları aracılığı ile hükmeden ve darbe girişiminde de olduğu gibi bu gücü kullanma imkan ve iradesine sahip olan FETÖ/PDY terör örgütünün yukarıda anlatılanlar ışığında ” silahlı terör örgütü” olduğu hususunda kuşku yoktur. Tek başına darbe girişimi dahi bu örgütün silahlı terör örgütü olduğunun delilidir ve söz konusu darbe girişiminin bir gecede ya da kısa bir süre önce kararlaştırılan bir olgu olmasının mümkün olmaması, öncesinde yukarıda açıklandığı üzere yıllar süren, gizli, terör yöntemleri ile büyüyen, bünyesinde silahı barındıran bir yapının varlığını gerektirmesi karşısında 15 Temmuz öncesi için de bu örgütün silahlı terör örgütü olduğunu göstermeye yeterlidir.Tartışılması gereken bir diğer husus FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullandıkları Bylock programının irdelenmesi hususudur. Bu yönden yapılan değerlendirmede; Bylock uygulaması güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayalı bir programdır. Bylock uygulamasını geliştiren ve kullanıma sunan kişinin bu programı kullanan kullanıcı sayısını arttırmayı ve ticari değer haline gelmeyi hedeflemediği anlaşılmaktadır. Bylock uygulamasını kullanıcı bilgilerinin ve iletişimin güvenliğinin azami şekilde korunmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Bylock uygulamasında iki kullanıcının haberleşmesi için her iki tarafın çoğunlukla yüz yüze veya bir aracı (kurye, mevcut Bylock kullanıcısı gibi) vasıtasıyla temin edilen kullanıcı adlarının eklenmesinin gerektiği, mesajlaşmanın her iki kullanıcının da birbirini eklemesinden sonra başlatılabilmesi sebebi ile haberleşmenin sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde  gerçekleştirilmesine imkan verecek şekilde kurgulandığı anlaşılmaktadır. Bylock uygulamasında kullanıcıların örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duyulmadan gerçekleştiği ve tüm iletişim sunucu üzerinden geçtiğinden oluşturulan grupların ve haberleşme içeriklerinin uygulama yöneticisinin denetim ve kontrollerinde olmasını sağladığı anlaşılmıştır. Gerçekleştirilen haberleşmenin cihaz üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra manuel işleme gerek duyulmaksızın otomatik olarak silindiği, kullanıcıların haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gereken verileri silmeyi unutsalar dahi sistemin gerekli tedbirleri alacak şekilde tasarlandığı anlaşılmaktadır. Böylece Bylock uygulamasının olası bir adli işlem sonucunda cihaza el konulması durumunda dahi uygulamada yer alan verilere erişimi engelleyecek şekilde kurgulandığı anlaşılmaktadır. Kullanıcıların kendilerini gizlemek amacıyla uzun parolalar belirledikleri, bu uygulama kullanılarak yapılan mesajlaşama içeriklerinin tamamına yakınının FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütünün unsurlarına ait örgütsel temas ve faaliyetleri içerdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda 15 Temmuz 2016 Askeri Darbe girişimi sonrasında hakkında adli işlem yapılan örgüt üyelerinin ve gizli tanıkların ifadelerinden ayrıca elde edilen teknik bilgilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda Bylock programının 2014 yılının başlangıcından itibaren FETÖ-PDY terör örgütü üyelerinin örgütsel haberleşme aracı olarak kullandıkları bir program olduğu mahkememizce sabit kabul edilmiştir.

BU DEĞERLENDİRMELER IŞIĞINDA SOMUT OLAY İNCELENDİĞİNDE;  Sanık Türk Dili Edebiyatı Öi olup, FETÖ/PDY terör örgütüne ait E. Dershanesi’nde müdür olarak çalışan bir kişidir. Sanığın terör örgütüne ait bu dershanede yönetici pozisyonunda çalışıyor olması suçun sübutu bakımından sanık aleyhine bir yan delil olarak kabul edilmiştir.

zzzz Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün 28/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın 0537…… numaralı GSM hattı ile 86448500087806, 35216605776276, 35626506411406 ve 35329706016340 İMEİ numaralı telefon cihazları üzerinden 29/08/2014 tarihinde ByLock uygulamasına giriş yaptığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

zzzz Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nun 11/09/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanık hakkındaki ByLock yazışma içeriğinin elde olmadığından gönderilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verilerine dayalı olarak mahkememizce tanzim edilen 19/12/2017 tarihli tutanak ile; ByLock kullandığı tespit edilen 0537…… numaralı GSM hattı ile -X- ve -Y- İMEİ numaralı telefon cihazları üzerinden ByLock uygulamasına ait 46.166.160.137 ve 46.166.164.181 numaralı İP adreslerine 29/08/2014 – 17/02/2016 tarihleri arasında 732 kez bağlantı kurulduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 26/04/2017 tarihli cevabi yazısı ile; sanığın ByLock uygulamasına giriş yaptığı tespit edilen tarihlerde 0537…… numaralı GSM hattının kullanıldığı telefon cihazının İMEİ numaralarının -X- ve -Y- olduğunun tespit edildiği, bu numaraların ByLock kullanıcısı olan telefonun İMEİ numaraları ile aynı olduğu anlaşılmıştır.

Sanık mahkememizde alınan beyanında cep telefonuna ByLock isimli gizli haberleşme programının kurulduğunu ve bu programı telefonuna A.A isimli kişinin kurduğunu ancak programı kullanmadığını savunmuş ise de, savunmasını destekleyen bir argüman sunmadığı, Bylock tespit edilen telefon numarasını bizzat kullandığına yönelik kimlik tespiti sırasındaki beyanı da nazara alındığında program tespitine dair zzzz İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yazılarını hukuken geçersiz kılacak bir durum bulunmadığı, ortada istihbari bir verinin değil bizzat sanık tarafından yapılan iletişimin bulunduğu da dikkate alındığında, kullanıma ilişkin tespitin somut veri niteliğinde olduğu anlaşılmış olup, sanığın örgüt içi gizli haberleşme programı olan Bylock programını 732 kez giriş yaparak kullandığı kanaatine varılmıştır. Sanık ile aynı düzeyde bulunabilecek sıradan bir vatandaştan iletişim için doğrudan telefon hattını ya da yaygın olan diğer mobil uygulamaları kullanması beklenirken, sanığın Bylock uygulamasını kurup kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve örgüt üyeliği için somut bir delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır.

Mali bilirkişi tarafından tanzim edilen 07/07/2017 tarihli rapor ile; sanık tarafından Bank Asya’da 01/07/2013 tarihinde 14.000 TL, 12/12/2013 tarihinde 13.072,57 TL ve 04/02/2015 tarihinde 460 TL yatırılarak katılım hesabı açıldığı,  ayrıca sanık tarafından 13/08/2015 tarihinde 7.045,68 USD yatırılarak döviz hesabı açıldığı, sanığın katılım hesabının açık olduğu dönemlerde diğer katılım bankalarında katılım hesabının bulunmadığı ancak QNB Finansbank A.Ş’de ödemesi devam eden kredisinin bulunduğu anlaşılmıştır.  Sanığın QNB Finansbank’ta devam eden kredisinin bulunmasına rağmen bu borcu kapatmayarak ve terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in kamuoyunda Bank Asya’nın kurtarılması amacıyla Fethullah Gülen çağrısı olarak bilinen çağrısından sonra yukarıda anılan tarihlerde Bank Asya’ya Amerikan doları ve Türk Lirası yatırarak katılım hesabı açmasının sanığın kendi menfaatlerine uygun olmayan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in talimatı doğrultusunda gerçekleştirilen bir para yatırma eylemi olduğu mahkememizce sabit kabul edilmiştir. Sanığın bu eyleminin örgüt üyeliğini gösterir aleyhe bir delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır.

Tanık A.R.Ö mahkememizde alınan beyanında özetle; sanığın E. Dershanesinin müdürü olduğunu, kendisinin bu dershanede kayıt kabul görevlisi olduğunu, sanığın 2015 – 2016 yılları arasında bir yıl süre ile müdürlük yaptığını ifade etmiştir. Tanığın bu beyanı sanığın savunması ile de doğrulanmıştır.

Tanık C.G.’in Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı’nca şüpheli sıfatı ile alınan ve mahkememizce okunulmasıyla yetinilen beyanında özetle; sanığın şşş’te ev abiliği yaptığını ifade ettiği anlaşılmıştır. Tanığın bu beyanı suçun sübutu yönünden sanık aleyhine bir delil olarak kabul edilmiştir.

Sanık 2012 yılında FETÖ/PDY terör örgütüne ait Zaman gazetesine abone olduğunu ikrar etmiş, bu husus suçun sübutu yönünden sanık aleyhine bir yan delil olarak kabul edilmiştir.

Sanık 2014 yılında FETÖ/PDY ile bağlantılı olması nedeniyle KHK ile kapatılan Pak-iş Sendikasına üye olduğunu ikrar etmiş, bu husus suçun sübutu yönünden sanık aleyhine bir yan delil olarak kabul edilmiştir.

Sanığın yargılama sırasında gizli tanık sıfatı ile ifade vereceğini, bu kapsamda etkin pişmanlıkta bulunacağını ifade etmesi üzerine şşş Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sanığın gizli tanık sıfatı ile ifadesinin alındığı, ifadesinde bahsi geçen isimlerle ilgili olarak yapılan araştırma neticesinde şşş Cumhuriyet Başsavcılığı’nca mahkememize gönderilen 06/09/2017 tarihli 2017/1528 soruşturma numaralı yazıda sanığın Tanık Koruma Kanunu çerçevesinde alınan beyanında verdiği 20 kişiden bir kişi hakkında ilk defa soruşturmaya başlandığı, diğer 19 kişi hakkında önceden başlatılmış soruşturmaların bulunduğu, sanığın verdiği bilgilerin TCK’nun 221/3 maddesi dikkate alınarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi niteliğinde olmadığı ancak delilleri kuvvetlendirici nitelikte olduğu bildirilmiştir. Sanığın gizli tanık sıfatıyla verdiği beyanının incelenmesinde; FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı bulunan 20 kişinin ismini verdiği ve bu kişilerin örgüt içerisindeki konumlarına dair bilgiler verdiği, bu itibarla verdiği bilgilerin TCK’nun 221/4. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tanığın kimliğinin deşifre olmaması bakımından gizli tanık kod adı karara yazılmamış ve gizli tanık beyanı mahkememiz kasasına konulmuş, verilen ifadenin İstinaf ve Yargıtay aşamasında denetiminin sağlanması için ifadeden sanığın kimliğini ortaya çıkaracak bilgiler karartılarak bilgileri içeren ham metinden bir örnek dosyaya konulmuştur.

Yukarıda anlatılan deliller ve mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in çağrısından sonra Bank Asya’ya para yatırarak terör örgütüne finansal destek sağlamaya çalışması,

bu terör örgütünün her üyesine yüklenmeyen ByLock isimli programın sanığın telefonuna yüklenmiş ve sanık tarafından kullanılmış olması,

sanığın FETÖ/PDY’ye ait E. Dershanesi’nde müdür konumunda olması,

sanığın 2012 yılında FETÖ/PDY terör örgütüne ait Zaman gazetesine abone olması,

yine FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan Pak-iş Sendikası üyesi olması,

tanık C.G.’in sanığın şşş ilçesinde FETÖ/PDY’ye ait öğrenci evlerinde abilik yaptığına dair beyanda bulunmuş olması

hususları dikkate alındığında sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.

Sanığın, örgüt içi haberleşme programı olmasına rağmen her örgüt üyesinin telefonuna kurulmayan Bylock programını kurmuş ve kullanmış olması, örgütün ancak sadakatinden emin olduğu üyelere Bylock isimli programı kurduğunun tespit edilmesi ve  sanığın terör örgütüne ait dershanede müdür olarak görev yapmış olması, örgüt içerisindeki yeri ve konumu nazara alındığında başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği  sonucuna varılmıştır.

Sanığın yakalandıktan sonra, Tanık Koruma Kanunu kapsamında, örgüt ile irtibatlı bulunan 20 kişinin ismini ve örgüt içerisindeki yerlerine dair bilgi vermek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunması, verdiği isimlerin tamamına yakını hakkında daha önce soruşturma başlatılmış olması ancak verdiği bilgilerin ek delil niteliğinde olması dikkate alınarak hakkında TCK’nın 221/4 maddesinin 2. Cümlesi  uyarınca cezasından verdiği bilgilerle ölçülü indirim uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Tartışılması gereken bir diğer husus sanığın etkin pişmanlık ifadesi verirken kendi açık kimliğiyle ifade vermesinin zorunlu olup olmadığı, diğer bir deyişle gizli tanık olarak ifade vermesinin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel olup olmayacağı hususudur. Bu yönden yapılan değerlendirmede; Tarihin gördüğü en sinsi, en tehlikeli ve gizliliğe en üst seviyede riayet eden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün çözülebilmesi, gizli kalmış örgüt üyelerinin tespiti bakımından doğru ve samimi bilgi veren örgüt üyelerinin bu bilgileri mutlaka aşikar kimlikleriyle vermesi gerektiği şartını koşmak örgütlü mücadelede ve kripto elemanlarının deşifre edilmesinde zaafiyet doğuracak olup önemli olan verilen bilginin doğru olup olmadığı, işe yarar nitelikte olup olmadığıdır. Bu bağlamda örgüt hakkında bildiği her şeyi doğru bir şekilde ve samimi olarak anlatan kişilerin bunu gizli tanık sıfatıyla mı yoksa aşikar kimliğiyle mi yaptığının FETÖ/PDY davalarında esası etkilememesi gereken bir usul sorunu olduğu, somut olayda örgütten çekindiği için ancak gizli tanık olarak ifade verebileceğini ve örgütle ilgili 20 isim veren sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmamasının hakkaniyete aykırı olacağı sonuç ve kanaatine varıldığından sanık hakkındaki etkin pişmanlık hükümleri uygulanmıştır.Sanığın etkin pişmanlıkta bulunarak ve Bylock programını kullandığını ikrar ederek yargılamaya katkıda bulunması, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, sanığın işlediği suçtan pişman olduğunu ifade etmesi ve sanığın sabıkasız geçmişi lehine takdiri hafifletici sebep olarak dikkate alınarak sanığın cezasından TCK’nın 62. Maddesinde düzenlenen takdiri indirimin sanık hakkında uygulanması gerektiği vicdani kanaatine varılmış ve yukarıdaki açıklamaların ışığı altında aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Sanık xxxxxx’in üzerine atılı ve sübut bulan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçu sabit görülmekle, eylemine uyan TCK’nun 314/2 maddesi gereğince failin güttüğü amaç ve saik, FETÖ/PDY terör örgütünün Bylock haberleşme programını ancak sadakatinden emin olduğu üyelerine kurdurması nazara alındığında sanığın Bylock haberleşme programı kullanıyor oluşu,  sanığın terör örgütüne ait dershanede müdür olarak görev yapmış olması, örgüt içerisindeki yeri ve konumu, suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu göz önüne alınarak taktiren ve teşdiden 6 YIL  HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

2-Sanığın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak sanığın 9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

3-a)Sanığın yakalandıktan sonra, Tanık Koruma Kanunu kapsamında, örgüt ile irtibatlı bulunan 20 kişinin ismini ve örgüt içerisindeki yerlerine dair bilgi vermek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunması dikkate alınarak, verdiği isimlerin tamamına yakını hakkında daha önce soruşturma başlatılmış olması nedeniyle hakkında TCK’nın 221/4 maddesinin 2. Cümlesi  uyarınca cezasından takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak 4 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

b)Sanık hakkında, etkin pişmanlıktan yararlanması sebebiyle TCK’nın 221/5 maddesi uyarınca BİR YIL SÜREYLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANMASINA,

4-Sanığın etkin pişmanlıkta bulunarak ve Bylock programını kullandığını ikrar ederek yargılamaya katkıda bulunması, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, sanığın işlediği suçtan pişman olduğunu ifade etmesi ve sanığın sabıkasız geçmişi lehine takdiri hafifletici sebep olarak dikkate alınarak sanığın cezasından TCK’nın 62. Maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 3 YIL 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

5-Sanık hakkında şartları oluşmadığından tayin olunan cezasından başkaca kanuni artırım veya indirim maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,

6-Sanık kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezası almış bulunduğundan  verilen hapis cezasının sonucu olarak; Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek, hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine,

7-TCK’nun 58/9 maddesi gereğince; sanığın terör örgütü mensubu olması göz önüne alınarak hükmolunan cezanın, MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ  REJİMİNE GÖRE ÇEKTİRİLMESİNE ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANMASINA,

8-TCK’nun 63. maddesi gereğince; sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin cezasından MAHSUBUNA,

9-Sanık xxxxxx’in üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutukluluğun tedbir oluşu ve tutuklulukta geçirdiği süre, sanığın etkin pişmanlıkta bulunmuş olması, verilen cezanın miktarı ve hakkında yurtdışı çıkış yasağı olması bir bütün halinde değerlendirildiğinde tutukluluktan beklenen faydanın adli kontrol hükümleri uygulanarak da sağlanabileceği sonuç ve kanaatine varıldığından sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal salıverilmesini teminen C.Başsavcılığına müzekkere yazılmasına;

10-Sanık hakkında CMK’nun 109/3-a maddesi uyarınca YURTDIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI KONULMASINA,

11-a)Elkonulan ve incelemesi devam eden  materyal asıllarının incelenmesi neticesinde oluşturulacak adli kopyaların DOSYASINDA DELİL OLARAK SAKLANMASINA

b)Materyal asıllarının incelemesi bittiğinde sanığa İADESİNE,
12-5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi gereğince; kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerine gönderilmesine,

13-Sanığın yargılaması için yapılan; 1 davetiye gideri 11,00 TL, bilirkişi ücreti 200,00  TL, posta gideri 5,30 TL olmak üzere toplam 216,30 TL den ibaret yargılama giderinin sanıktan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

Dair, sanık xxxxxx ve sanık müdafii Av.aaaaa’ın yüzüne karşı, iddia makamında C.Savcısı …… (38077) huzurunda mütalaaya uygun olarak, tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere mahkeme katibine beyanda bulunmak sureti ile zzzz Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile alenen verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2017

Başkan 41968 Üye 97947 Üye 104771 Katip 152572

Paylaşımlarımız ile ilgili yorumlarınız bizim için değerlidir.

WhatsApp Bize Ulaşın