Haksız Şikayet Sebebiyle Kamu Davası Açılır Ve Mahkeme Beraat Kararı Verirse Şikayet Edenden Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Published by Av.Mehmet CANSIZ on

T.C. YARGITAY

4.Hukuk Dairesi
Esas: 2016/4648
Karar: 2018/353
Karar Tarihi: 24.01.2018

– İSTEMİN TÜMDEN REDDEDİLMESİ LÜZUMU – KARARIN BOZULMASI GEREĞİ

ÖZET: Davacı hakkında kamu davası açıldığına göre yeterli suç şüphesi ve emare bulunduğu gibi, davalının vermiş olduğu şikayet dilekçesi ve beyanları da bir bütün olarak değerlendirildiğinde hak arama özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

(2709 S. K. m. 12, 17, 36) (4721 S. K. m. 24, 25) (6098 S. K. m. 58) (818 S. K. m. 49)

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 13/03/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayetten kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/12/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalı …’in davacı hakkında sarkıntılık yaptığı ve cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla şikayetçi olduğunu, diğer davalı …’in de bu iddiaları destekler mahiyette beyanda bulunduğunu, bu nedenle davacının yargılandığını, yargılama neticesinde isnat edilen suçtan beraat ettiğini belirterek uğradığı manevi zararın tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır, 25. maddesinde, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı belirtilmiş, BK’nın 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Dava dosyasının incelenmesinde; davalı … tarafından yapılan şikayet ve davalı …’in beyanları sonucunda davacı hakkında iddianame düzenlenerek, … . Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/409 esas, 2014/326 karar sayılı dosyasında cinsel taciz suçundan kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda cezalandırılmasına yetecek ölçüde kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı hakkında kamu davası açıldığına göre yeterli suç şüphesi ve emare bulunduğu gibi, davalı …’in vermiş olduğu şikayet dilekçesi ve davalı …’in beyanları da bir bütün olarak değerlendirildiğinde hak arama özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı anlaşılmaktadır.

Şu durumda, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.01.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yazıya puan vermek ister misiniz?
[Total: 0 Average: 0]

Av.Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladım. 1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladım. 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundum. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladım. 2011 Yılından beri "CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda kendi ofisiminde avukatlık hizmeti veriyorum. Evliyim, 3 çocuk babasıyım.

0 Comments

Bu yazımıza yorum yapmak ister misiniz?

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
1
Merhaba, Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Powered by
%d blogcu bunu beğendi: