Av. Mehmet CANSIZ Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olarak çalışma alanlarımız doğrultusunda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir. Hukuki danışma hizmetimiz kapsamında; açılmış olan dava dosyalarının incelenmesi, dava açılmadı ise hukuki sorun ile ilgili belgelerin incelenmesi veya önleyici hukuk hizmeti kapsamında ortaya çıkması muhtemel sorunlar ile ilgili hukuki görüş ve öngörülerin paylaşılması, karara çıkmış ve/veya kesinleşmiş dava dosyalarının incelenmesi ve hukuki çözüm yolları hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi, devam eden veya kesinleşmiş ceza davaları hakkında hukuki görüş sunulması, ceza infaz hukuku alanında şartlı tahliye, denetimli serbestlik ve müddetname hesaplamaları yapılması, sözleşme hazırlama veya inceleme ile hukuki mütalaa olarak verilebilmektedir.

Hukuki danışmanlık hizmetimiz şirketlere yönelik aylık hukuki danışmanlık hizmeti, e-mail üzerinden hukuki danışmanlık, yüz yüze hukuki danışmanlık, whatsApp hukuki danışmanlık hizmeti veya telefonda hukuki danışmanlık hizmeti olarak verilmektedir.

Yüz Yüze Hukuki Danışmanlık Hizmeti

Avukatlık büromuzdan hukuki danışma talep eden kişi tarafından 533 945 2494 Nolu telefonda gün ve saat için randevu alınmaktadır. Ayrıca www.avukatmehmetcansiz.com internet sitemizin Anasayfasında bulunan “ONLİNE RANDEVU ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ” butonunu tıkladığınızda kendiniz için uygun olan gün ve saate rahatlıkla randevu alabilirsiniz.Danışan tarafından mevcut ise bilgi almak istenen konu ile ilgili evrakların da görüşme gün ve saatinde getirilmesi hukuk büromuz tarafından hatırlatılır. Yüz yüze ofisimizde hukuki danışma hizmeti 1 saati kapsamaktadır. DANIŞMA ÜCRETLİDİR VE “60” DAKİKAYA KADAR (1-60 DAKİKA ARASI) DANIŞMA ÜCRETİ 360.00 TL DİR. BİR SAATİ AŞAN DANIŞMALARDA İSE İLAVE ÜCRET ( EK GÖRÜŞME DAKİKASI*6,00TL)olarak ücretlendirilir.

Bu süre içerisinde danışanın tüm anlatımları tarafımızca dinlenir, istekleri analiz edilir, belgeler incelenir ve ne yapılabileceği hususundaki hukuki görüşümüz kanuni detayları ile birlikte kapsamlı olarak izah edilir. Yüz yüze hukuki danışma ücreti ofisimizde ödenmektedir.

Telefonda Hukuki Danışmanlık Hizmeti

İzmir veya yurt dışında bulunan ve danışmak isteyen kimselerin haricinde yüz yüze hukuki danışma hizmeti almak yerine acil durumlarda telefonda hukuki danışma hizmeti talepleri ile de karşılaşmaktayız. Telefonda hukuki danışma hizmeti taleplerinde danışmanlık ücreti banka hesabımıza ödenir ve acil durumlarda en kısa sürede ofisimizce telefonda hukuki danışma hizmeti verilir. Acil olmayan durumlarda ise telefonda görüşme saati belirlenir ve 1 saati aşmayacak nitelikte danışma hizmeti verilmektedir.

Şirketlere Yönelik Aylık Hukuki Danışma

Ofisimizce şirketler bakımından sadece dava takibi yapılmamakta olup talep halinde tüm hukuki süreçler şirketlere yönelik aylık hukuki danışma hizmetimiz kapsamında sözleşme ile üstlenilmektedir. Bu kapsamda müvekkil şirketlerimize ihtiyaca göre dava takibi, aylık veya haftalık toplantı, şirket bünyesinde daimi avukat bulundurulması, sözleşme hazırlanması, işçi alımı veya çıkarımı vb. tüm alanlarda aktif avukatlık hizmeti ile hukuki danışma hizmetini bir arada sunmaktayız. Müvekkil şirketler bakımından talep ve hukuki ihtiyaca göre verilen hukuki danışma hizmetleri türlerimiz ile ilgili detaylı bilgi için iletişim bilgilerimizden bize ulaşabilirsiniz.

E-Mail İle Hukuki Danışmanlık Hizmeti

Avukatlık büromuzdan yüz yüze görüşme için randevu alamayan, İzmir dışında veya yurtdışında bulunan kişiler tarafından tercih edilen e-mail ile hukuki danışmanlık hizmetimizde danışılan konu ve evraklar tarafımıza e-mail olarak iletilir, hukuki danışma ücretimiz banka hesabımıza talep eden tarafından yatırılır ve ofisimizce 3 iş günü içerisinde konu ve tarafımıza iletilen belgeler ile ilgili e-mail ile yazılı hukuki mütalaa olarak detaylı dönüş yapılmaktadır.

WhatsApp Hukuki Danışmanlık Hizmeti

İzmir veya yurt dışında bulunan ve danışmak isteyen kimselerin haricinde yüz yüze hukuki danışma hizmeti almak yerine acil durumlarda WhatsApp ile hukuki danışma hizmeti talepleri ile de karşılaşmaktayız. WhatsApp ile hukuki danışma hizmeti taleplerinde danışmanlık ücreti banka hesabımıza ve ” ödenir ve acil durumlarda en kısa sürede ofisimizce WhatsApp ile hukuki danışma hizmeti verilir.

ÖDEME YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Aile Hukuku

Toplumsal bir olgu ve müessese olan aile, büyük önemi dolayısıyla Anayasada düzenlenmiştir. Anayasanın 41. maddesinde, “ Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet ailenin huzur ve refahı için özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ve uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” hükmü yer almaktadır. Böylece Türk toplumunda ailenin önemi belirlenmekte, ailenin, ananın ve çocukların korunması için gerekli önlemleri almak devlete bir görev olarak yükletilmektedir.Anayasanın 20. maddesine göre; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz”. Böylece aile hayatının gizliliğinin korunması Anayasa ile teminat altına alınmıştır.

Türk Medeni Kanununun 2. Kitabında 118 -494 maddeleri arasında aile hukukuna ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Aile hukuku kapsamında Türk Medeni Kanunu’nda ve diğer bazı özel yasalarda düzenlenen konulara ilişkin uyuşmazlıklar aile mahkemelerinde görülür. Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlere bakmakla görevlidir. Aile mahkemeleri, uzmanlık mahkemelerinden olup sosyal çalışmacı, ruhbilimci gibi alanda çalışan kişilerin yardımından yararlanıldığı mahkemelerdir. Ayrıca aile mahkemesi hakimlerinin atamasında da aile hukuku konusunda uzman olup olmadığına ve evli ya da çocuklu olup olmadığına bakılarak bu nitelikleri taşıyan kişiler atamada yeğlenir. Türk aile hukuku, aile işlerinin düzenlenmesinde hakime geniş değerlendirme yetkisi bırakmakta ve somut olaylara uygun karar vermeyi sağlayan bir esneklik taşımaktadır. Böylece , Aile Mahkemeleri, yargılama görevini yanında toplumun temeli olan ailenin korunmasına yönelik koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler alınmasını da sağlayacaktır.

Aile Hukuku alanında karşılaşılan en önemli sorunların başında, eşler arasındaki farklılıklar, geçimsizlikler ve sair sebepler sonucunda açılan boşanma davaları gelmektedir. Bununla birlikte son zamanlarda karşılaşılan diğer bir önemli sorun da, bu boşanma davaları ile birlikte ortaya çıkan eşler arasında geçerli olan mal rejimleridir.Ayrıca boşanma davaları ile eşlerin birbirlerinden talep ettikleri maddi ve manevi tazminat konuları da çözüm bekleyen sorunların sadece bir kısmını teşkil etmektedir.
Aile Hukukunu ilgilendiren belli başlı davalar şunlardır;
– Boşanma Davası
– Anlaşmalı Boşanma Davası,
– Çekişmeli Boşanma Davası,
– Boşanma ile Maddi ve Manevi Tazminat Davası,
– Mal Paylaşımı (Edinilmiş Mallara Katılım Alacağı) Davası,
– Katkı Payı Davası,
– Katılma Alacağı Davası,
– Ziynet Eşyası alacağı davası
– Velayet Davası,
– Tanıma ve Tenfiz Davası ( Yurtdışı Boşanma ),
– Nafaka Arttırım Davaları (İştirak nafakası arttırım, yoksulluk nafakası arttırım,yardım nafakası arttırım davaları)
– Nafakanın Kaldırılması ve Nafaka İndirim Davaları (İştirak nafakası , yoksulluk nafakası ,yardım nafakası kaldırılması)
– Soybağının Kurulması ve Babalık Davası
– Evlenmeye izin davası
– İddet Süresi kaldırma davası
– Nesebin Reddi Davası
– Evlat Edinme Davaları
– Aile konutu uygulamasından doğan davalar

CEZA HUKUKU

Ceza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen ve buna özgü yaptırımlar öngören hukuk dalıdır. Ceza hukukunun iki temel unsuru suç ve cezadır.

Ceza hukuğu, suç ve ceza kavramlarını inceleyen kamu hukuku bölümüdür. Genel ve özel ceza hukuku olarak ikiye ayrılır (ceza genel ve ceza özel olarak da ifade edilmektedir).

Genel ceza hukukunun konusu suç kavramının maddi ve manevi unsurlarıyla tanımı, ceza hukukuna hakim olan genel ilkeler, ceza kavramının tanımı, suçu ortadan kaldıran nedenler, cezayı azaltan ve ortadan kaldıran nedenler gibi bütün suçlar için geçerli olan ilke ve teorilerdir.

Özel ceza hukukunun konusu ise ülkenin kanunlarına göre suç sayılan eylemlerin neler olduğu, bunların kapsam ve sınırları, birbirlerinden ayrılan yönleri ile bu suçlara öngörülen cezalardır.

Dar anlamda ceza hukuku, maddi ceza hukuku olarak da adlandırılır ve suçları ve yaptırımlarını konu alır. Geniş anlamda ceza hukuku ise, maddi ceza hukukunun yanı sıra, ceza muhakemesi hukuku ve infaz hukukunu da kapsar.

Ceza hukukunun görevi, toplumsal ve sosyal barışı sağlamaktır.Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.

Ceza hukukunu ilgilendiren belli başlı davalar şunlardır;

– Sulh Ceza Mahkemesi davaları
– Asliye Ceza Mahkemesi davaları
– Ağır Ceza Mahkemesi davaları
– Çocuk Mahkemesi davaları
– Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi davaları
– İcra Ceza Mahkemesi davaları
– Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesi davaları
– Takipsizlik kararına itiraz
– Tutuklamaya itiraz başvurusu
– Haksız tutuklama nedeniyle tazminat talebi davaları

Gayrimenkul Hukuku

Her tür gayrimenkul ile ilgili olarak doğabilecek uyuşmazlıklarda yahut bu çerçevedeki hukuki danışmanlık ihtiyaçlarınız konularında faaliyet göstermekte ve bu kapsamda aşağıda yer alan temel konularda hizmet vermekteyiz.

Kamulaştırmaya ilişkin davalar;
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca kamulaştırmasız el koyma sebebiyle tazminat, kamulaştırma bedelinin tespiti ve artırılması gibi tüm uyuşmazlıklara hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız. Ayrıca 2010 yılındaki kanun değişikliği ile gündeme gelen idare ile kamulaştırma bedeli konusunda uzlaşma sürecinde de danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermekteyiz.

Kira Sözleşmesinden doğan davalar;
Kiracı ve kiraya veren arasında doğabilecek tüm uyuşmazlıklar uzmanlık alanlarımız içerisindedir. Kira borcu, yeni malikin veya malikin gereksinimi, kira sözleşmesine aykırı kullanım sebepleriyle tahliye davaları, kira bedelinin tespiti ve değiştirilmesi, kira şerhinin kaldırılması davaları avukatlık hizmeti verdiğimiz başlıca davalardır.

Tapu İptali ve Tescili davaları;
Muvazaalı satış, öngörülen şekle aykırılık, irade fesadı (hata, hile, ikrah), gabin, ahlaka aykırılık gibi sebeplerden dolayı açılan tapu iptali ve tescili davaları hakkında avukatlık hizmeti vermekteyiz. Özel uzmanlık gerektiren Osmanlı tapusu gibi eski belgelere veya 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda belirtilen belgelere dayanılarak açılacak mülkiyet hakkının tespiti davaları da uzmanlık alanlarımız içerisindedir.

Diğer davalar;
Ortaklığın giderilmesi, haksız işgal sebebiyle müdahalenin men’i davaları, intifa hakkı, geçit hakkı, aynileştirilmiş şahsi haklara ilişkin davalar, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan, gayrimenkul satış vaadinden veya ipoteğinden doğan davalar hakkında da avukatlık hizmeti vermekteyiz.

Hukuki danışmanlık verilen alanlar;

  • Kentsel dönüşüm süreci, riskli yapı raporu ve buna karşı itiraz, iptal davaları, yıkım sürecinde kredi kullanımı, bina ortak karar protokolü, karara katılmayan ortakların yapabileceği yasal başvurular, yeniden yapılanma sözleşmelerinin hazırlanması
  • Kira, alt kira, satış vaadi, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin hazırlanması
  • İpotek tesisi ve fekki işlemlerinin takibi
  • Gayrimenkul üzerindeki haciz veya tedbirlerin sorgulanması
  • Kat Malikleri Kanunu çerçevesinde site veya apartman yöneticilerine hukuki danışmanlık hizmeti
  • Kooperatiflere yönetim, işlemler ve diğer konularda hukuki danışmanlık hizmeti
  • Aile konutu şerhinin konulması ve kaldırılması işlemleri
  • Yabancıların Türkiye’de gayrimenkul edinmesi için gerekli işlemlerinin yürütülmesi ve hukuki danışmanlık verilmesi
  • Yurtdışında yaşayan kişilerin Türkiye’deki gayrimenkulleri ile ilgili kira ilişkisi düzenlenmesi, denetlenmesi, vergi ve devlet dairesi nezdindeki tüm işlemlerinin takip edilmesi

MİRAS HUKUKU

Miras hukuku, insanların ölümlerinden sonra malları üzerinde yapmak istedikleri ölüme bağlı tasarrufları ve ölümleri halinde, gaipliğine karar verilmesinden sonra veya ölüm karinesinin varlığı halinde mirasa konu mallarının (tereke) yasal mirasçılar ve diğer mirasçılar arasında ne şekilde paylaştırılacağını, borçlarının nasıl ve hangi sırayla ödeneceğini inceleyen bir özel hukuk dalıdır.

Medeni Hukukun bir dalı olan miras hukuku, kişiler hukuku, aile hukuku ve borçlar hukuku dalları ile yakından ilişkilidir.

Hayatın en kaçınılmaz gerçeği olan ölüm ile murisin ( ölen kişinin) malvarlığı ve mirasçıları arasında bağ kuran miras hukuku, bunun neticesinde ortaya çıkan uyuşmazlıklara ve durumlara uygulanmaktadır. Yasal Mirasçılar ve Miras Payları, Saklı Pay, Tenkis, Feragat, Tereke, Mirasın Reddi, Veraset İlamı, Muris muvazaası, Vasiyetname ve Vasiyetnamenin İptali miras hukukunun içerisindeki belli başlı konuları teşkil etmektedirler. Bununla beraber miras hukuku, ölümden önce yapılan ölüme bağlı tasarrufları da ele almaktadır.

Miras bırakandan kalan malların (tereke/mamelek) devrine ilişkin veraset işlemleri kimi ülkelerde mahkeme kararıyla, kimi ülkelerde de noterliklerde oluşturulan nüfus kayıt sistemleri üzerinden belgelendirilmektedir.

Miras hukukunu ilgilendiren belli başlı davalar şunlardır;

– Mirasçılık Belgesi(veraset ilamı) alınması
– Mirasçılık belgesinin iptali davaları
– İzale-i şuyu, ortaklığın giderilmesi davaları
– Mirasın reddi davası
– Mirasın hükmen reddi davası
– Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları
– Tenkis davaları
– Terekenin tespiti davaları ile terekeden kaynaklanan davalar
– Vasiyetnamenin açılması davaları
– Vasiyetnamenin iptali davaları

Ticaret ve Şirketler Hukuku;

hukukun ticaret ile ilgili olan kısımlarını ele alan, inceleyen ve düzenleyen mevzuatların tümüdür. Ticaret hukukunun asıl amacı, Tacirler arasındaki hukuki ilişkileri düzenlemektir. Tacirler arasındaki doğabilecek olan her türlü anlaşmazlık ve hukuksal konular için Ticaret hukuku, hukukun bir alt dalı olarak belirlenmiştir. Ticaret ve Şirketler Hukuku sadece insanlar arasındaki ekonomik faaliyetlere olan kısmını ele alır ve inceler. Her türlü ticaret ilişkileri durumunda çıkabilecek sorunlarda Ticaret Hukuku ticaret yapan kişiler arasındaki anlaşmazlığı çözmeleri için taraflara ve mahkemelere yardımcı olmaktadır.Ticaret hukukunun kendi içerisinde bazı genel kavramları başlıkları vardır.Ticaret hukukunun genel kavramları ; tacir, ticari işletme, ticaret sicili, ticaret unvanı, haksız rekabet, ticari defterler, cari hesap, ticari işler tellallığı, acentalık, ticaret ortaklıları başlıklarında tanımlanır. Bu tür kavramları bilmek Ticari Hukuk adına çok önemlidir.

Günümüzde iktisadi düzen devletin ticari hayata belli oranda müdahalesi ile gerçekleştiğinden Ticaret Hukuku çok sıkı bağlar ile etkileşim kurduğu Ticaret ve Şirketler Hukuku ,Borçlar Hukuku ve Kıymetli Evrak Hukuku gibi hukuk dallarıyla birlikte ticari hayatın işleyişine ve düzenine ilişkin bir takım kurallar getirmektedir.

Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.

Belgelerle ilgili hukuk, kıymetli evrak başlığında toplanmıştır. Düzenlenme biçimleri nama yazılı ve hamiline yazılı olur. Kıymetli evrak poliçe, bono, çek, imtia senetleri, taşıma senetleri türlerindedir. Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez.

Ticaret hukukunu ilgilendiren bir kısım davalar şunlardır;

– Kıymetli evrak (çek-senet-poliçe) hukukundan kaynaklanan davalar
– Haksız rekabet davaları
– İflas ve iflas erteleme davaları
– Şirketler hukukundan kaynaklanan davalar
– Marka ve patentten kaynaklanan davalar
– Şirketler arası alacak davaları
– Tüketici ile şirketler arasındaki ihtilaflardan kaynaklanan davalar
– Ticari sözleşmelerden kaynaklı davalar
– Ticari işlerden kaynaklanan tespit davaları
– Ticari işlerden kaynaklanan tazminat davaları

iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku , sanayinin gelişmesiyle birlikte çoğalan işçi statüsü altında çalışanları, iş ilişkileri ve yaşamında korumak amacıyla doğmuş olan bir hukuk dalıdır. İşçiyi koruma düşüncesinin temelinde bulunan nedenler, önceki dönemlere göre nitelik değiştirmiş olmakla birlikte, geçerliliğini günümüzde de sürdürmeye devam etmektedir.

iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku , önceleri bir özel hukuk dalı olarak kabul edilmiştir. Daha sonraları ise kamu hukukunun bir alt dalı olarak görülmeye başlanmıştır. Ancak; günümüzde iş hukuku, özel ve kamu hukukuna ait özellikleri bir arada bulunduran “karma” ya da özel hukuk ile kamu hukuku arasında yer alan “bağımsız” ve “kendine özgü” bir hukuk dalı olarak da kabul edilmektedir.

İş Hukuku ,işçi ve işveren arasındaki ilişkileri, hak ve görevleri tanzim eden, işyeri ile ilgili hükümleri düzenleyen hukuk dalıdır

iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku na egemen olan ilkelerin başında, “işçinin korunması” ve “işçi lehine yorum” ilkeleri gelmektedir.Yargı sürecinde mevzuatın yeterince açık olmayan bir hükmünün yorumlanması gerekiyorsa, bu hüküm işçinin yararı gözetilerek, işçi lehine karara bağlanır.

iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku’ nun konularını, bu hukuk dalı tarafından düzenlenen iş ilişkilerinin alanları oluşturur. İş hukuku kuralları ile düzenlenen iş ilişkileri, bireysel iş ilişkileri ve toplu iş ilişkileri olmak üzere ikiye ayrılabilir. İşçi ve işveren arasındaki bireysel nitelikteki iş ilişkilerini düzenleyen kurallar, iş hukukunun bireysel (ferdi) iş hukuku olarak adlandırılan dalını oluşturur. İşçiler ve işverenlerin sendikaları, işçi ve işveren sendikaların birbirleri ve devletle olan karşılıklı ilişkileri ile bu ilişkilerden doğan uyuşmazlıkları iş hukukunun toplu iş hukuku olarak ifade edilen bir başka konu alanını oluşturur.

İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunu ilgilendiren ve dava konusu olan belli başlı konular şunlardır ;

– Kıdem Tazminatı
– İhbar Tazminatı
– Fazla Mesai Ücreti
– Yıllık İzin Ücreti
– Ücret Alacağı
– İşe İade
– İşe Başlatmama Tazminatı
– Kötüniyet Tazminatı
– İş Kazası
– İş Kazası Tazminatı
– Sürekli İş Göremezlik
– Geçici İş Göremezlik
– Hizmet Tespiti
– İş akdinin feshi
– İşçilik alacakları
– Doğum İzni
– Asgari Geçim İndirimi
– Sendikal Tazminat

İCRA VE İFLAS HUKUKU

icra ve iflas Hukuku, hukukun varoluş amacı olan “hukuki himaye” kavramını yoğun olarak uygulamaya geçiren bir daldır. İcra hukukunun temel amacı, borçlular karşısında alacaklıların haklarını korumaktır.

İcra İflâs hukukuna “cebri icra hukuku” veya “takip hukuku” da denilmektedir.

Cebri icra, borçların devlet kuvveti ile zorla yerine getirilmesidir.
Borçlarını, zamanında ve rızaları ile yerine getirmeyen borçlulara karşı; alacaklıların, devlet kuvvetinin yardımı ile alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenleyen hukuk dalıdır,

Cebri icra hukuku zor kullanma yetkisini sadece devlete tanımıştır.

Alacaklının alacağına kavuşması için Devlet, cebri icra organlarınca (icra dairesince) borçlunun mallarına el koyar, bu mallar satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. Kural olarak cebri icranın konusu borçlunun şahsı değil, malvarlığıdır.

İcra hukuku anlamında takip, borçlunun borcunun devlet zoruyla ödetilmesi için gerçekleştirilen işlemleri tanımlar. Alacağını alamayan bir alacaklı ilamlı takip , ilamsız takip ve kambiyo senedine dayalı takip olmak üzere üç farklı takip yolundan birini seçebilir. İlamlı takipte, önce mahkemeden bir ilam alınarak buna özgü takip yolu izlenir. İlamsız takipte ise, alacaklının elinde herhangi bir mahkeme ilamı bulunmaz. Doğrudan yetkili icra dairesine başvurarak borcunu ödemeyen borçlu için ödeme emri çıkarttırır. İlamsız takibe adi haciz yoluyla takip de denmektedir.

İcra ve iflas kanunu kambiyo senetlerine dayanılarak haciz yolu ile takipte bulunulmasını genel haciz yolu ile takipten ayırarak özel olarak düzenlemiştir. Kambiyo senetleri kıymetli evraktandır ancak takip konusu alacağın dayanağını teşkil eden belgenin kıymetli evrak olması yeterli olmayıp kambiyo senetlerinden biri olması gerekir. Kambiyo senetleri kanunda sınırlı sayıda belirtilmiş olup, üç tanedir. Bunlar: Bono (Emre muharrer senet) ; Poliçe ve Çektir. Takip konusu alacağın dayandığı belge bu üç kıymetli evraktan birisi değilse kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yoluna gidilemez.

icra ve iflas Hukuku nu ilgilendiren konular ile belli başlı dava konuları şunlardır;

– Kambiyo senetleri (çek, senet, poliçe) alacakların icra yoluyla takibi
– Mahkeme ilamları alacaklarının icra takibi (ilamlı icra takibi)
– İlamsız icra takibi
– Rehnin ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi
– İhtiyati haciz ile icra takibi
– Kira alacağına ilişkin icra takibi ve tahliye işlemleri
– Tahliye davası
– İstihkak davası
– Kıymet takdirine itiraz davası
– Haczedilemezlik itirazı davası
– İstirdat davası
– İtirazın kaldırılması ve iptali davası
– Takibin iptali davası
– İmzaya ve borca itiraz davası
– Memur muamelesini şikayet davası
– Taahhüdü ihlal davası
– Menfi tespit (borçlu olmadığının tespiti) davaları
– İhalenin feshi davası
– Yeddieminliği suistimal davası
– Tasarrufun iptali davaları
– İcra ceza suçlarından kaynaklanan davalar

İdare Hukuku

İdare hukuku, temelini Anayasa’dan alan ve amacı kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin işleyişini ve kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalıdır. Dolayısıyla idarenin gerçekleştireceği idari işlemler, gerçek ve tüzel kişileri yakından ilgilendirmekte olup, söz konusu işlemlerin hukuka aykırı olması halinde, bu hukuka aykırılıkların giderilmesi için idarenin yetkili mercilerine başvurulması ve davaların açılması gerekmektedir. Hukuk büromuzun idare hukuku alanında vermekte olduğu hizmetlerin başlıcaları şöyledir;

İptal Davaları

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2’inci maddesine göre “idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptallari için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar” iptal davası olarak belirtilmiştir. İdarenin tesis ettiği işlemlerin iptal davasında amaç, idarenin faaliyetlerinin hukuka uygun olmasını sağlamak ve hukuk düzeninin korunmasıdır.

İptal davası sonucu mahkemece verilen iptal kararı idari işlemin yerindeliğinin denetlenmesi değildir. İdari yargı yeri bir üst makam işlevi görmez, yalnızca işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle iptaline karar verir. İptal kararı sonucunda idari işlem yapıldığı ilk tarihten itibaren ortadan kalkar. İptal kararları geriye yürümekte ve böylece idari işlem baştan itibaren hiç yapılmamış sayılmakta ve yapılmamış gibi sonuç doğurmaktadır.

İptal davası sonucu işlemin iptali ile idari işlem ortadan kalkar ve bu sonuçtan yalnızca iptal davasını açan değil herkes yararlanır. İptal kararı objektif niteliktedir.

İptal davası sonucunda hukuka aykırı işlem iptal edilir. İptal edilen işlemin yerine uygun olan işlemin yapılması yönünde karar verilemez.

İptal kararının yerine getirilmesi için, idare tarafından bir işlem yapılmasına gerek yoktur. İdarenin pasif kalması, kararın uygulanması için yeterli olur. Ancak, iptal kararı, hukuki etkisini kendiliğinden doğurmasına rağmen, fiili etkisini her zaman kendiliğinden doğurmaz.

İptal kararının uygulanması için idarenin işlem ve eylemlerde bulunması gerekebilir. Bununla birlikte tesis edilen işlem iptal edildikten sonra, işlem çeşidi değiştirilerek veya yeni bir düzenleyici işlem yapılarak, işlem yenilenemez; yine aynı sonucu doğuran işlem, başka bir adla yapılamaz. İptal kararının kesin hüküm etkisini ortadan kaldıracak biçimde, aynı işlem yeniden yapılamaz.

İptal kararının konusu olan işlem, bir istemin reddine ilişkin olumsuz bir idari işlem ise, iptal kararı ile işlem kendiliğinden hükümsüz sayılır. İdarenin bir şey yapmasına gerek yoktur. Ancak, olumsuz bir işlemin iptal hükmü, idari işlem yerine geçerek olumlu bir durum da oluşturmaz. İptal kararı idari işlemin yerine geçmemesine rağmen, iptal kararı gereği idare uygun işlem ve eylemde bulunmaya mecburdur.

İptal kararı, iptal olan işlemi ve ona bağlı işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren yürürlükten kaldırır. İdare; iptal kararlarına uymak, gereklerini yerine getirmek, iptal kararının içeriğine ve amacına uygun eylemde bulunmak zorundadır. Hukuk büromuz imar hukukunda yetkin ekibiyle, idare ile meydana gelen uyuşmazlıklar ve yaşanan mağduriyetler için hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi, iptal davaların açılması ve takibinin yapılması hususlarında hizmet vermektedir.

Kentsel Dönüşüm Hukuku ve İptal Davaları

6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği başta olmak üzere ilgili mevzuattan kaynaklanan idari işlemin iptali davaları ofisimizin uzman ekibi tarafından yürütülmektedir.

Tam Yargı Davaları

İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal olanlar tarafından açılan davalardır.

İdari yargıda tam yargı davası kapsamına giren, idare hukukuna özgü tazmin telafi ve geri alma davalarından oluşan tazminat davaları, idari faaliyetlerin hukuka uygunluk denetimi sonucu, ilgililerin sübjektif hukuki durumlarında ortaya çıkan hak ihlallerinin giderilmesini amaçlayan, idarenin hukuk kuralları içinde kalmasını sağlayan etkin bir denetim ve yaptırım aracıdır.

Tazminat davası, tam yargı davalarının en belirgin olanı ve en çok kullanılan türüdür. İdari yargıda açılan tazminat davaları, idari işlem ve idari eylemden kaynaklanmaktadır. İdari eylemden kaynaklanan tazminat davaları hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına göre incelenmektedir.

Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurudur.

Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasanın 125.maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyetinin “Sosyal Hukuk Devleti” niteliğinin doğal bir sonucudur.

İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, “hizmet kusuru” veya “kusursuz sorumluluk” ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Öte yandan, nedensellik bağı idarenin tazmin sorumluluğunun mutlak koşulu da değildir. İdarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları da, nedensellik bağı aranmadan “sosyal risk” ilkesi gereğince tazmini gerekmektedir.

Devletin Özel Mülkiyetindeki Taşınmazlar İçin Düzenlenen Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesinin İptali Davaları

Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, işgali üzerine, görevli komisyonca takdir ve tespit edilecek bir ecri misil bedeli istenir. Ancak söz konusu ecri misil bedelleri fahiş ya da tamamen hukuka aykırı bir şekilde belirlenmiş olabilirler. Bu bedelin yeniden incelenmesi için talepte bulunulur ve talep üzerine idare tarafından ecri misil düzeltme ihbarnamesi düzenlenir. İdare aleyhine ecri misil düzeltme ihbarnamesinin iptali için dava açılabilmesi mümkündür.

Kamulaştırma (İstimlak) ve Kamulaştırmasız El Atma Davaları

Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma yetkisine sahip bir idarenin, Anayasa ve yasalara uygun bir işlem gerçekleştirmeksizin, bir kişinin taşınmaz malına el koyması ve onun üzerine bir tesis, bina, yol gibi bir yapı gerçekleştirmesi ya da o taşınmaz malı başka bir kamu hizmetine tahsis ederek mal sahibinin taşınmazı üzerindeki mülkiyet ve kullanma hakkının kullanımını kısıtlamaya yönelik herhangi bir girişimde bulunmasıdır.

Kamulaştırmasız el atma olarak kabul edilen uygulamalar, idarenin herhangi bir yasal dayanak bulunmaksızın taşınmaz üzerinde fiilen tasarrufta bulunması şeklinde olabileceği gibi, idari bir kararla mülkiyet hakkının kullanılamaması şeklinde de olabilir.

Belediye Cezalarına Karşı Açılan İptal Davaları

5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin, kanunlara dayanan kararlarına ve duyurularına uymakla yükümlüdür. Söz konusu yükümlülüklere uyulmaması halinde, belediye encümeni tarafından kanunlarda öngörülen bir takım cezalar verilmektedir. Bu cezaların hukuka aykırı olması halinde iptal davaları açılabilmektedir.

İdarenin Düzenleyici İşlemlerinin İptali Davaları

Düzenleme yetkisi, yürütme ve idarenin bireysel nitelikte olmayan, genel ve objektif kural işlemler yapma yetkisidir. Bu anlamda düzenleme yetkisi, maddi anlamda kanun tanımı ve yasama kavramıyla özdeşleşmektedir. Kanunlar ve onlara eşdeğerdeki pozitif hukuk metinleri; nesnel, soyut, genel ve sürekli nitelikteki hukuk kurallarını içeren, etkileri yönünden de objektif hukuk alanında yeni bir durum yaratan ya da mevcut bir durumu düzenleyen veya ortadan kaldıran kural işlemlerdir.

Danıştay Kanunu’nun 24. maddesi gereğince idare tarafından düzenlenen ve yürürlüğe konulan yönetmelik, tüzük, tebliğ vb. işlemlerin hukuka aykırı olması halinde iptali için dava açılması mümkündür.

Kamu İhaleleri Konusunda Danışmanlık Ve Çıkabilecek İhtilafların Mahkeme Önüne Taşınması Halinde Dava Vekilliği Ve Davanın Takibi

Kamu İhale Kanunu ve bağlı yönetmelikleri kapsamında, idare tarafından gerçekleştirilen ihalelerin hukuki şartlarının yerine getirilmesi ya da ihale sürecinde yaşanabilecek hukuka aykırılıkların çözümü için yetkili idare mahkemeler nezdinde müvekkillerimizin temsil edilmesi mümkündür.

VERGİ HUKUKU

Devletle gerçek veya tüzel kişi mükellef arasında kanundan doğan borç-alacak ilişkisine dair mali düzenlemeler Mevzuatımızda önemli bir yere sahiptir.

Bu anlamda, vergi ödevinin niteliğine, vergi borcunun doğmasına ve sona ermesine, vergi ödevine aykırılığın sonuçlarına ve bu alandaki uyuşmazlıkların çözümlenmesine ilişkin maddi ve şekli kurallar bütününe ilişkin hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktayız.

Vergi Usul Kanunu’nda vergi ödevi ilişkisine dair ilkeler yanında vergi kabahatleri ile vergi ceza hukukuna dair kurallar da yer almaktadır. Türk Vergi Hukuku Sisteminde Hazine zararına yol açan fiiller “vergisel kabahatler” olarak tanımlanmış ve karşılığında idari para cezası yaptırımı öngörülmüştür.

Vergi ziyaı ve usulsüzlük bu kabahatlerin uygulamada en sık rastlanan örneklerindendir. Vergi Usul Kanunu dışında, Katma Değer Vergisi Kanunu, Özel Tüketim Vergisi Kanunu gibi bazı kanunlarda da vergisel kabahatlere yer verildiği görülmektedir.

Vergi kanunlarının ihlalini oluşturan ve kamu düzenini ağır şekilde sarsan, vergi kayıt sistemini bozucu nitelikteki fiiller ise ülkemizde “vergi suçu” olarak tanımlanarak hürriyeti bağlayıcı ceza yaptırımına bağlanmıştır.

Vergi kaçakçılığı suçları olarak adlandırılan ve uygulamada sahte (naylon) veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (fatura) düzenlemek ve/ veya kullanmak olarak bilinen fiil bu suçun en sık rastlanan işleniş biçimidir. Kurumlar Vergisi Kanununda yer verilen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımının yasaklanması da özellikle grup şirketleri ile ticari ilişkilerde ve uluslararası ticaret kapsamında karşılaşılan vergi hukuku uyuşmazlıklarının başında gelmektedir.

Vergi cezalarının ortadan kalkmasını sağlayabilecek en önemli müessese; vergi uyuşmazlıklarının yargı yoluyla çözümlenmesi sürecidir. İdari yargı içinde yer alan vergi mahkemelerinde dava açılması suretiyle hem tahakkuk edebilecek verginin hem de cezalarının ortadan kaldırılabilmesi önemli bir hukuki yol olarak tercih edilebilecektir. Öte yandan, ceza mahkemelerinde görülen vergi ceza davalarında ise, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin, ceza hukukunun maddi gerçeğin araştırılması ilkesi ile Vergi Usul Kanunundaki esaslar çerçevesinde ortaya konulabilmesi, yatırımcıların korunması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi bakımından özel bir önem taşımaktadır.

Haklarında vergilendirme sürecinin çeşitli aşamalarında vergi (ihtirazi kayıt olmaksızın verilen beyannameler üzerine verilen tahakkuklar hariç) ceza, faiz veya zam uygulamasına gidilen mükelleflerin; uzlaşma istemesi fakat uzlaşmanın sağlanamaması, düzeltme talebinin vergi dairesi tarafından kabul edilmemesi ve bunların dışında diğer vergi ile ilgili uyuşmazlıklar yaşamaları durumunda yargı organlarına başvurma hakları vardır.

Vergi suçları, “idari vergi suçları” ve “adli vergi suçları” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Bir yargısal karara ihtiyaç duyulmadan İdare tarafından uygulanan vergi cezaları gerektiren fiiller idari kabahat olup, verilen cezalar idari yaptırım niteliği taşır. Bu cezaların iptaline yönelik davaların idari yargıda vergi mahkemelerinde açılması gerekir. Bu tip idari vergi suçları daha çok zarar kabahati ve tehlike kabahati niteliği taşır. Zarar kabahati, vergi zıyaına (kaybına) neden olan ve neden olabilecek vergi kanunlarına aykırı davranışlardır. Tehlike kabahati ise hazinenin ileride karşılaşabileceği bir kaybın yani zararının önlenmesini amaçlar.

Yargısal vergi suçları ise, suçun tanımı ve verilecek ceza miktarı vergi usul kanununda yer almakla birlikte ceza verilmesi ve yaptırım uygulanması adli yargıda ceza mahkemesi alanına giren suçlardır. Bu suçlar hukuki konuları, sosyal düzeni bozucu amaçları ve yargılama usulü bakımından diğer ceza hukuku kapsamana giren suçlardan farkları yoktur.