Kira Sözleşmesinde “Kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar” KEFİLİN EL YAZISI İLE BELİRTİLMEMİŞSE Kefil Borçtan Sorumlu Tutulabilir mi? Kefalet Sözleşmesi Geçerli midir?

Published by Av.Mehmet CANSIZ on

T.C. YARGITAY

3.Hukuk Dairesi
Esas: 2017/5425
Karar: 2019/1648
Karar Tarihi: 27.02.2019

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – KEFİLİN KEFİLLİĞİNE İLİŞKİN KİRA SÖZLEŞMESİNİN 6098 SAYILI TBKNIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNDEN SONRA İMZALANMIŞ OLDUĞU – YASAL ŞEKLE UYGUN VERİLEN BİR KEFİLLİĞİN SÖZ KONUSU OLMADIĞI – DAVANIN REDDİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Somut olayda; davalı kefilin, kefilliğine ilişkin kira sözleşmesi, 6098 Sayılı TBK’nın yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmış olduğundan, kefaletin şekil şartları 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Davaya konu kira sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz konusu olmayıp, bu durum karşısında davalı …’ın borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. O halde mahkemece; davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile, karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

(2004 S. K. m. 67) (6098 S. K. m. 583)

Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Karar: Davacı; davalılardan… Tic. Ltd. Şti. İle 01.11.2013 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme süresinin 01.11.2014 tarihinde bitecek olmasına rağmen süre bitmeden davalının mecuru tahliye ettiğini site yönetiminden öğrendiğini, eksik ödenen Ocak/2014 bakiyesi ve hiç ödenmeyen Şubat-Mart/2014 aylarına ait kira bedellerinin tahsili amacıyla davalı kiracı ile kira sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalayan diğer davalı … aleyhine takip başlattıklarını ileri sürerek, davalıların takibe vaki itirazlarının iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan… Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiş, diğer davalı … ise kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; takip konusu 2014 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin davalıların, ödeme yaptıklarına dair herhangi bir belge sunmadıkları, davacının 2014 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin kira alacağının icra takip tarihi olan 07.03.2014 tarihi itibariyle muaccel olduğu, 2014 Mart ayına ilişkin alacağının ise takip tarihi itibariyle henüz muaccel olmadığı, hukukçu bilirkişi tarafından yabancı para alacağının takip tarihi itibariyle TL karşılığının belirlendiği, davalılardan …’ın kira sözleşmesine müştereken ve müteselsilen kefil olarak imza attığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacının … İcra Müdürlüğünün 2014/1118 Esas sayılı dosyasındaki 2014 yılı Ocak ve Şubat ayına ilişkin asıl alacak miktarının 13.774,37 TL olarak belirlenmesine, davalıların bu miktar için yaptığı itirazın iptaline, inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda, davalı kefilin kira sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Ne var ki, sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanmış olması, doğrudan davalının kefil olarak sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Kefaletin, yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olması da zorunludur.

Kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte (01.11.2013) yürürlükte olan 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır.” düzenlemesi yer almaktadır. Yasada tarif edilen şekle aykırı düzenlenen kefalet sözleşmesine istinaden kefalet sorumluluğu doğmaz.

Somut olayda; davalı kefilin, kefilliğine ilişkin kira sözleşmesi, 6098 Sayılı TBK’nın yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmış olduğundan, kefaletin şekil şartları 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Davaya konu kira sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden, yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz konusu olmayıp, bu durum karşısında davalı …’ın borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir.

O halde mahkemece; yukarıdaki gerekçelerle davalı kefil hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’ un 428. maddesi gereğince temyiz eden davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alının temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’ un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.02.2019 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı

Yazıya puan vermek ister misiniz?
[Total: 0 Average: 0]

Av.Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladım. 1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladım. 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundum. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladım. 2011 Yılından beri "CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda kendi ofisiminde avukatlık hizmeti veriyorum. Evliyim, 3 çocuk babasıyım.

0 Comments

Bu yazımıza yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: