“SABIKASI BULUNMAYAN VE HAKKINDA TAKDİRİ İNDİRİM UYGULANARAK CEZASI ERTELENEN SANIK HAKKINDA YASAL VE YETERLİ BİR GEREKÇE GÖSTERİLMEDEN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA YER OLMADIĞINA KARARI VERİLEBİLİR Mİ”

T.C. YARGITAY

11.Ceza Dairesi
Esas: 2017/1573
Karar: 2018/6505
Karar Tarihi: 11.07.2018

SAHTECİLİK SUÇU – SABIKASI BULUNMAYAN VE HAKKINDA TAKDİRİ İNDİRİM UYGULANARAK CEZASI ERTELENEN SANIK HAKKINDA YASAL VE YETERLİ BİR GEREKÇE GÖSTERİLMEDEN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA YER OLMADIĞINA KARAR VERİLMESİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Kanunla değişik 231/5. maddesi uyarınca, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, defter ve belgeleri ibraz etmeme suçu neticesinde oluşan herhangi bir somut maddi zarar bulunmadığı halde,

sabıkası bulunmayan ve hakkında takdiri indirim uygulanarak cezası ertelenen sanık hakkında yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

(213 S. K. m. 227, 230) (5237 S. K. m. 53) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)

Dava: I-Sanık hakkında 2011 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanığın yüklenen suçu işlediğinin sabit olmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun biçimde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,

II-Sanık hakkında 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçları ile defter ve belge ibraz etmemek suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

A) Sahte fatura düzenlemek suçları yönünden;

1-Sahte fatura düzenleme suçunda, suçun maddi konusunun fatura olması; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde, faturalarda bulunması zorunlu olan bilgilerin neler olduğunun belirtilmesi, aynı Kanunun 227. maddesinin 3. fıkrasında ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” hükmünün yer alması; suç konusu faturaların 2006, 2007, 2008 takvim yıllarına ait faturaların dosya içerisinde olduğu ancak, 2009 ve 2010 takvim yıllarına ait faturaların dosya içinde bulunmadığının ve getirtilip duruşmada incelenmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın 2009, 2010 takvim yıllarında düzenlendiği iddia olunan faturalardan kanaat oluşturacak sayıdaki asıllarının veya onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi ve 213 sayılı Kanunun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmesi,

2- Faturaların zorunlu bilgileri içerdiğinin tespit edilmesi durumunda;

a) Faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için;

aa) Faturayı düzenleyen şirkete ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgelerin; faturaları kullananlara ait yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilmesi,

bb) Daha sonra, faturaları düzenleyen şirket ile kullanan şirket ve kişilerin ticari defterleri ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,

Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

3- Kabule göre;

a) Aynı takvim yılına ait birden fazla fatura düzenlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği dikkate alınarak, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

b) 2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan eylemine uyan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 5728 sayılı Kanunun 276. maddesiyle değişen ve suç tarihinde yürürlükte olan 359/b-l maddesi uyarınca temel cezanın 3 yıl yerine 18 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sonuç cezanın eksik tayini,

c) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

B- Defter ve belge ibraz etmemek suçu yönünden;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Kanunla değişik 231/5. maddesi uyarınca, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, defter ve belgeleri ibraz etmeme suçu neticesinde oluşan herhangi bir somut maddi zarar bulunmadığı halde, sabıkası bulunmayan ve hakkında takdiri indirim uygulanarak cezası ertelenen sanık hakkında yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 11.07.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Paylaşımlarımız ile ilgili yorumlarınız bizim için değerlidir.

WhatsApp Bize Ulaşın