Haberleşmenin Gizliliği İhlal Suçu- Kayda Alınan İçeriklerin Paylaşılmaz ise Suç Oluşur mu?

Published by Av.Mehmet CANSIZ on

T.C. YARGITAY

12.Ceza Dairesi
Esas: 2017/6566
Karar: 2018/3607
Karar Tarihi: 28.03.2018

HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU – SANIK HAKKINDA KAYDA ALDIĞI KONUŞMA İÇERİKLERİNİ ÜÇÜNCÜ KİŞİ YA DA KİŞİLERLE PAYLAŞTIĞI VEYA ÇOĞALTARAK DAĞITTIĞINA İLİŞKİN HAKKINDA BİR İDDİA İLERİ SÜRÜLMEDİĞİ – SANIK HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Dosya kapsamına göre; sanığın çalıştığı şirketteki işinden çıkarılması nedeniyle şirket yetkilisi olan mağdurlarla yapmış olduğu telefon görüşme kayıtlarını açmış olduğu işe iade davasına delil olarak sunması şeklinde sübutu kabul edilen olayda, kayda aldığı konuşma içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, açmış olduğu işe iade davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, kanuna aykırı olup hükmün bozulması gerekir.

(5237 S. K. m. 53, 134) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın, 09.07.2009 tarihinde işlediği sabit görülen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 132/3, 62/1, 53/1 maddeleri gereğince iki kez 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.10.2011 tarihli, 2011/681 esas, 2011/1269 sayılı kararının itiraz edilmeden 27.10.2011 tarihinde kesinleşmesinin ve kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin başlamasının ardından, Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2015 tarihli, 2014/647 esas, 2015/85 sayılı kararı ile 17.11.2014 tarihinde işlediği sabit görülen kasten yaralama suçundan dolayı TCK’nın 86/2,3-a, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü 10.02.2015 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle ihbarda bulunulmasını müteakip, duruşma açılarak, sanığın savunması alınıp, 09.07.2009 tarihli hükmün CMK’nın 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına ilişkin İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2015 tarihli, 2015/163 esas, 2015/468 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Dosya kapsamına göre; sanığın çalıştığı şirketteki işinden çıkarılması nedeniyle şirket yetkilisi olan mağdurlarla yapmış olduğu telefon görüşme kayıtlarını açmış olduğu işe iade davasına delil olarak sunması şeklinde sübutu kabul edilen olayda, kayda aldığı konuşma içeriklerini üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, açmış olduğu işe iade davasındaki iddialarını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, kanuna aykırı,

2- Gerekçeli karar başlığında 11.05.2009 olan suç tarihinin 09.07.2009 olarak yanlış gösterilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de;

3- Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 28.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yazıya puan vermek ister misiniz?
[Total: 0 Average: 0]

Av.Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladım. 1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladım. 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundum. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladım. 2011 Yılından beri "CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda kendi ofisiminde avukatlık hizmeti veriyorum. Evliyim, 3 çocuk babasıyım.

0 Comments

Bu yazımıza yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: