SGK’YA BORCU OLMADIĞININ TESPİTİ DAVASI- “DAVACININ KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞMASININ BULUNDUĞU DÖNEMLER TEREDDÜDE YER VERMEYECEK ŞEKİLDE BELİRLENEREK KARAR VERİLMESİ ZORUNLUDUR”

T.C. YARGITAY

10.Hukuk Dairesi
Esas: 2016/19056
Karar: 2018/989
Karar Tarihi: 15.02.2018

KURUMA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİ – DAVACININ KENDİ NAM VE HESABINA ÇALIŞMASININ BULUNDUĞU DÖNEMLER TEREDDÜDE YER VERMEYECEK ŞEKİLDE BELİRLENEREK KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Önceki bozma kararı gereğince, davacının faaliyette bulunduğu dönemde sosyal güvenlik destekleme priminden sorumlu olacağı, geçici olarak faaliyet göstermediği dönemlerde sosyal güvenlik destek primi yükümlüsü olamayacağı gözetilerek, 1479 sayılı Kanunun 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının bulunduğu dönemler tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

(1479 S. K. m. 24) (5510 S. K. m. 81)

Dava: Dava, Kurum’un sosyal güvenlik destek primi tahakkuk işleminin iptaliyle Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Mahkemece uyulan bozma ilamında “davacının geçici olarak faaliyet göstermediği dönemlerde sosyal güvenlik destek primi yükümlüsü olamayacağı gözetilerek, 1479 sayılı Kanunun 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının bulunup bulunmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği” belirtilmiştir.

5434 sayılı Kanun hükümlerine göre yaşlılık aylığı aldığını söyleyen davacının, 6111 sayılı Yasa kapsamında 11.04.2011 tarihli başvurusu ile 15.06.2003-31.08.2008 tarihleri arası yaz dönemlerinde yaklaşık iki-üç ay arası kamp işletmeciliği faaliyeti nedeniyle vergi kaydına istinaden sosyal güvenlik destek pirimi tahakkuk ve tahsil işlemlerinin yapıldığı, ancak Kurum’un 09.09.2013 tarihli işlemi ile 02.08.2003-28.02.2012 tarihleri arası kesintisiz vergi kaydı olduğu gerekçesi ile yeniden sosyal güvenlik destek primi tahakkuk işleminin yapıldığı, davacının iş bu dava ile Kurum’un sosyal güvenlik destek primi tahakkuk işleminin iptaliyle Kurum’a borçlu olmadığının tespitini istemli eldeki davanın açıldığı Mahkemece, bozma gereği yerine getirilmeksizin sezonluk çalışılan dönemler yönünden de sosyal güvenlik destekleme priminden sorumlu olunmayacak şekilde davanın kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun “Sosyal güvenlik destek primi” başlığını taşıyan Ek 20/3. maddesinde, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları ayı izleyen ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil sosyal güvenlik destek primi ödeyecekleri, sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerin Kurum’a yazılı bildirimde bulunmak zorunda oldukları, bildirimde bulunmayanlar ile Kurumca belirlenemeyenlerden sosyal güvenlik destek priminin hesaplanarak tahsil edileceği açıklanmıştır.

Bu bağlamda, önceki bozma kararı gereğince, davacının faaliyette bulunduğu dönemde sosyal güvenlik destekleme priminden sorumlu olacağı, geçici olarak faaliyet göstermediği dönemlerde sosyal güvenlik destek primi yükümlüsü olamayacağı gözetilerek, 1479 sayılı Kanunun 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda davacının kendi nam ve hesabına çalışmasının bulunduğu dönemler tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.02.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: