SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU
Erzurum BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. Ceza Dairesi
Esas: 2017 / 1374
Karar: 2017 / 1123
Karar Tarihi: 11.10.2017
Konu : SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU – HERHANGİ BİR AÇIKLAMA YAPILMADAN VE CEZANIN BİREYSELLEŞTİRİLMESİ CİHETİNE GİDİLMEDEN SOYUT İFADELERLE YETİNİLMEK SURETİYLE GEREKÇESİZ HÜKÜM KURULMASI – HÜKMÜN BOZULMASI – DOSYANIN YENİDEN İNCELENMEK VE HÜKMOLUNMAK ÜZERE HÜKMÜ BOZULAN İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİ
(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 3, 53, 61, 314) (3713 S. K. m. 8)

 İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla dosya incelenerek gereği görüşüldü;

 FETÖ/PYD silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından gizli haberleşme amacıyla kullanılan bir ağ olan ByLock,  Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile 16. Ceza Dairesi kararları nazara alımlında terör örgütü üyeliğinin başlıca delilidir. Bu bağlamda, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile kurduğu hiyerarşik bağ nedeniyle Mahkemece, oluşa ve tüm dosya kapsamına uygun biçimde “örgüt üyesi” olduğu kabul edilen sangın eylemine uyan 5237 sayılı TCK nın 314/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasında isabetsizlik görülmemiştir.

 Bununla birlikte:

Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasının Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34, 230 ve 289/g maddelerinin emredici hükmü oluşu,

 5237 sayılı TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinde suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ecza ve güvenlik tedbirine hükmolunacağının, “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61. maddesinde ise, Hakimin somut olayda suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suç konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında remel cezayı belirleyeceğinin düzenlenmesi,

İşlendiği iddia edilen fiilin sübuta erdiğini saptayan ve suçun niteliğini tayin eden Hakim veya mahkemenin bu suça karşılık gelen ceza yaptırımını belirlerken kullandığı takdir yetkisinin ise sınırsız olmayıp, somut otayın özelliklerine, akla ve hukukun genel ilkelerine uygun kullanılması, bu yönüyle de hükmün maddi ve hukuki yönden incelemesini yapan Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin istinaf denetimine tabi bulunması karşısında;

 Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği Mahkemece sabit görülen sanık hakkında temel ceza tayin edilirken, sanığın örgüt içindeki konumu ve diğer örgüt üyeleri üzerindeki etki etme gücü, somut veriler ortaya konularak saptanacak amaç ve saiki ile kastının derecesi, örgüt adına girişmiş olduğu eylemler ve işlediği suçlar varsa bunların işleniş biçimi ile gerçekleştirildiği yer ve zaman itibariyle örgüte olan nedensel katkısı ile TCK’nın 61. maddesinde belirtilen diğer hususlar gözetilerek temel cezanın işlenen fiille orantılı biçimde belirlenmesi, bu kapsamda, teşdit gerekçesi olarak kabul edilen hususların bizzat sanığın kendi savunmasıyla ortaya çıkan olgu ve olaylar olması halinde yalnızca bu hususlara mı yoksa savunmanın tamamına mı itibar edildiğinin, hangi olgu, olay ve delillerin hükme ve ceza tayinine esas alındığının dayanaklarıyla gösterilmesi, sanığın kamu görevlisi olmasının diğer şartları oluştuğu takdirde 3713 sayılı Kanunun 8/a maddesinde artırım nedeni olarak düzenlenmiş olması da gözetildiğinde tek başına cezanın tayinin de dikkate alınamayacağı, ancak yukarıda açıklanan temel cezanın tayinine ilişkin genel ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği halde, bu hususlarda herhangi bir açıklama yapılmadan ve cezanın bireyselleştirilmesi cihetine gidilmeden TCK.nın 61. maddesindeki hususları içermeyen soyut ifadelerle yetinilmek suretiyle gerekçesiz hüküm kurulması,

 TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin “1-c” bendindeki “velayet hakkından vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu dışındaki kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemiş olması,

 Kanuna aykırı ve istinaf eden sanık müdafinin itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden CMK’nın 289/1-g ve 280/1-d maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Dair, 5271 sayılı CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca kesin olarak ve oybirliği ile 11.10.2017 tarihinde karar verildi.

Reklamlar
WhatsApp chat WhatsApp us
%d blogcu bunu beğendi: