Tapu Dışı Taşınmaz Satışına İstinaden (geçersiz) Ödenen Paranın İadesi ve Güncel Değerin Tespiti Kıstasları Nelerdir?

T.C. YARGITAY
8.Hukuk Dairesi

Esas: 2013/4872
Karar: 2014/901
Karar Tarihi: 21.01.2014

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – RESMİ ŞEKİLDE SATIŞ İŞLEMİ YAPILMADIĞINDAN YAPILAN SATIŞ İŞLEMİ GEÇERSİZ OLUP HUKUKEN GEÇERLİ BİR SONUÇ DOĞURMAYACAĞI – TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASINA İLİŞKİN TEMYİZ İTİRAZLARININ YERİNDE BULUNMADIĞI

ÖZET: Olayda resmi şekilde satış işlemi yapılmadığından, yapılan satış işlemi geçersiz olup, hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve alıcısına herhangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle davacı vekilinin tapu iptali ve tescil davasına ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile buna ilişkin hüküm fıkrasının onanması gerekir.

(4721 S. K. m. 706) (6098 S. K. m. 237) (2644 S. K. m. 26)

Dava ve Karar: S. K. ile H. Ö. aralarındaki tapu iptali ve tescil, mümkün değilse tazminat davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair Kozan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 27.12.2012 gün ve 555/661 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde 114 ada 1 sayılı parselden 2280 m2’lik kısmının vekil edeni tarafından 767 TL peşin parayla kardeşi M. K.’le birlikte satın aldığını, 05.09.1997 tarihli sözleşmeyi yaptığını, davalının bugüne kadar arsanın tapusunu devretmediğini açıklayarak vekil edenine düşen 300 m2 bakımından 114 ada 1 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, tescil mümkün olmadığı taktirde ödenen 195 TL (195 milyon) günün şartlarına uyarlanarak sözleşme hükümlerine göre vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hasan vekili, 31.07.2012 tarihli dilekçesiyle beyanlarında vekil edeninin davacının kardeşi M. K.’le alışveriş yaptığını, davacı S. A.’la (K.’le) herhangi bir alışveriş yapmadığını, sözleşmeyi S.’la imzalamadığını, bu nedenle imza karşılaştırılmasının yapılması gerektiğini, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, “davacının tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, terditli talebi olan alacak bakımından 195 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapulu taşınmazın haricen satın alınması nedeniyle istenen tapu iptal ve olmadığı taktirde geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bedelin tahsili isteğine ilişkindir.

Davacı S. A. (K.) 05.09.1997 tarihli, “Sözleşme Taahhüt Senedi” başlıklı harici satış senediyle 114 ada 1 sayılı parselde kardeşi M. K.’le birlikte tapulu taşınmazı aldığı anlaşıldığından TMK’nun 706/1, 6098 sayılı TBK’nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26, Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89.maddeleri gereğince resmi şekilde satış işlemi yapılmadığından, yapılan satış işlemi geçersiz olup, hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve alıcısına herhangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle davacı vekilinin tapu iptali ve tescil davasına ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile buna ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,

Davacı vekilinin geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bedelin tahsili isteğine yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı 05.09.1997 tarihli harici satış sözleşmesiyle 114 ada 1 sayılı parselden 300 m2’lik yeri 195.000.000 TL’ye satın aldığını açıklayarak günün şartlarına uyarlanarak sözleşme hükümlerine göre tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 11.10.2012 tarihli dilekçesinde de; “195 TL olan bedeli günümüz şartlarına göre uyarlanmış dava tarihindeki miktarın ödenmesi için dava açılmıştır. Netice olarak dava değeri 195 TL’dir” denildiğine göre harici satış senedinde yer alan paranın verildiği tarihten itibaren TEFE-TÜFE endeksleriyle, altın-döviz fiyat ve kurlarındaki artışlar ile işçi ve memur katsayılarındaki artışlar göz önünde bulundurularak ve belirtilen ölçütler esas alınarak uyarlanmak suretiyle dava tarihine kadar ulaştığı miktarın hüküm altına alınmasını istediğinin kabulü gerekir. Davacı vekili, 11.10.2012 tarihli dilekçede sadece dava değeri olarak 195 TL olduğunu bildirmiştir. Esasen bu miktarın uyarlanmak suretiyle dava tarihine kadar ulaştığı değerin hüküm altına alınması gerektiğini aynı dilekçede vurgulamıştır. Sadece 195 TL istediği yönündeki mahkemenin görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.

10.07.1940 tarih ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılamayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde satış bedelini geri vermeyen taraf taşınmaz malın kendisine verilmesi için karşı tarafı zorlayamaz. Verdiği bedel kendisine geri verilmeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisili ödemekten yükümlü değildir.

Yine 07.06.1939 tarih ve 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre de; taşınmazın haricen satışına ve satışının vaadine ilişkin muameleler kanunen muteber (geçerli) bulunmamış ise de, satıcının bu işle görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi taktirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcı ile aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini taahhüt etmiş (üstlenmiş) ise bu gibi uyuşmazlıklar Borçlar Kanunu’nun 125.maddesine göre 10 yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı ferağdan cayma (dönme) ve imtina tarihidir. Açıklanan bu İçtihadı Birleştirme Kararları uyarınca eldeki tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihten itibaren davacının artık kayden tapuyu almadığı yönünde ümidini kestiği bu tarih göz önünde bulundurularak zamanaşımının başlangıç tarihini tapu iptali ve tescil davasının kararını kesinleştiği tarih olarak esas alınmalıdır. Bu nedenle somut olayda henüz zamanaşımı dolmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146.maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 10 yıldır ( e.B.K.m.125).

O halde yapılan bu açıklamalar karşısında harici satış bedelinin verildiği tarihten itibaren dava tarihine kadar ulaştığı değer esas alınarak dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davacı vekilinin sadece 195 TL istediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 21.01.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Reklamlar

Paylaşımlarımız ile ilgili yorumlarınız bizim için değerlidir.

%d blogcu bunu beğendi: