Haksız-Yolsuz Tescil ile Mülkiyet Hakkı Kazanılabilir mi?

T.C. YARGITAY-20.Hukuk Dairesi Esas: 2010/4805- Karar: 2010/5225 Karar Tarihi: 19.04.2010-TAPU iPTAL VE TESCiL DAVASI – SİCİL KAYDININ BAŞTAN BERİ YOLSUZ TESCİL NİTELİĞİNDE OLDUĞU – SİCİLİN OLUŞTUĞU TARİHTEN İTİBAREN MÜLKİYET HAKKININ DOĞMADIĞI – İYİ NİYETLE EDİNME KURALI – KAYDIN İPTALİNİN İSABETLİ OLUŞU

ÖZET:

Somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı

ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp,

mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını,

sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki <iyi niyetle edinme> kuralının da uygulanamayacağı bir yana,

davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa,

ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği gözönünde bulundurularak kaydın iptali isabetlidir.

(766 S. K. m. 46) (3402 S. K. m. 12, 22) (4721 S. K. m. 1023, 1025, 1026) (743 S. K. m. 931, 934)

Dava:

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Karar:

Davacı Orman Yönetimi, dava dilekçesiyle; Aydın İli, Karacasu İlçesi, Esençay Köyünde, 2859 Sayılı Yasa gereği yapılan yenileme çalışmalarında;

dava konusu (eski 1018 parsel) yeni 312 ada 1 parsel nolu 36814.44 m2 yüzölçümlü taşınmazın bölgede daha önce yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kalmasına rağmen orman sınırları dışına çıkarıldığı

ve sınırlarında daraltma yapıldığı gerekçesiyle yapılan tespitin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.

Dava Karacasu Kadastro Mahkemesine açılmış, mahkemece, yenileme tespitine itiraz davasının reddine,

mülkiyete yönelik tapu iptali ve tescili davası yönünden ise görevsizlik kararı verilerek dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince de görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucu; davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile devlet ormanı niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş,

hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil davası’dır.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış, 3.5.1953 tarihinde ilan edilerek, 31.5.1954 tarihinde kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu ise 16.02.1954 tarihinde başlayıp 31.10.1955 tarihinde kesinleşmiştir.

Sonuç: İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile

arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1954 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,

taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde,

arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da,

766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı

ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği,

somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı

ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp,

mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını,

sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki <iyi niyetle edinme> kuralının da uygulanamayacağı bir yana,

davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı,

davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği göz önünde bulundurularak

kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19.04.2010 günü oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
%d blogcu bunu beğendi: