TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – BAĞIŞ OLDUĞU HALDE “SATIŞ” BİÇİMİNDE TEMLİK İŞLEMİ RESMİ ŞEKLE AYKIRILIK NEDENİYLE GEÇERSİZDİR.

T.C. YARGITAY

14.Hukuk Dairesi
Esas: 2018/3355
Karar: 2018/9154
Karar Tarihi: 18.12.2018

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – BAĞIŞ OLDUĞU HALDE SATIŞ BİÇİMİNDE TEMLİK İŞLEMİ RESMİ ŞEKLE AYKIRILIK NEDENİYLE GEÇERSİZ OLDUĞUNDAN DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Dava konusu 45 ve 46 no’lu bağımsız bölümlerin davalı adına tesciline ilişkin 13.01.2015 tarih, 398 yevmiye numaralı görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., eski 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 213. ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, resmi sözleşmenin geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik işlemi resmi şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

(6098 S. K. m. 36, 81) (6100 S. K. m. 33) (818 S. K. m. 28)

Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.05.2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 06.10.2017 tarihli hükmün … Bölge Adliye Mahkemesince istinaf yoluyla incelenmesi davacı … Ltd. Şti. vekili tarafından talep edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen 05.12.2017 tarihli kararın Yargıtay’ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı … Ltd. Şti. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.12.2018 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı şirket vekili 24.05.2016 tarihli dilekçesi ile 1683 sayılı parselde 45 ve 46 nolu iki daireyi davacı şirketin sahibi … ile evlenme vaadi karşılığında inançlı akitle davalı … tapuda gerçekte satış bedeli ödemediği halde … ‘un talimatı ile tapu maliki dava dışı … Yapı Ltd.Şti. adına kayıtlı iken 13.1.2015 tarihinde davalı tarafından davacının evlenme vaadi ile kandırarak bedelsiz olarak resmi senet ile satış yapılarak devralındığını, taşınmazların kıymetinin resmi senette 45 no’lu bağımsız bölüm 60.000,00TL, 46 no’lu bağımsız bölüm 75.000,00TL olduğunu, gerçekte hibe olduğu ancak resmi senette … Ltd şirketinden satın alan davalı altınları ve ev eşyaları dahil evden malzemelerini alıp kaçtığını, davalı 47 yaşında, davacı şirketin ortağı … ‘un 70 yaşında olduğunu, davalının, ben sana bakarım seninle evleneceğim vaadi ile mezkur iki daireyi evlenme vaadi ile kandırarak bedelsiz üzerine geçirdiğini, … marka sıfır araç aldığı, davacı şirket müdürü ve ortağı ve ayrıca … ‘un oğlu… ile davalı …’in imzalamış oldukları yazılı protokolde “……1683 ada üzerinde yer alan … Yapı inşaat tarafından tamamlanmış olan 45 ve 46 no’lu bağımsız bölümler … İnşaat Ltd. Şti.nin mülkü iken … ‘un talebi üzerine HİBE yoluyla (bedelsiz olarak) …’e devredilmiştir…” şeklinde yazılı olup 13.01.2015 tarihli protokol inançlı akit üzerine aynı gün 13.01.2015 tarihli, 398 yevmiye numarası ile dava konusu iki dairenin resmi senetleri dava dışı … Yapı Ltd.Şti. ile davalı … arasında yapıldığını, en son oturacakları … ‘de bulunan dairenin tapusunu isteyince kavga çıkarıp davalının evi terk ettiğini belirterek ve 70 yaşındaki eşini kaybetmiş yalnızlığa düşmüş insanı müstakbel eşi olarak gördüğü davalı … tarafından aldatılıp kandırılarak edindiği 45 ve 46 no’lu bağımsız bölümlerde bulunan iki dairenin tapusunun iptali ile davacı şirket adına tescilini istemiştir.

Davalı vekili öncelikle davayı kabul etmediklerini (dava sebebinin ne olduğunun açıklatılması) için süre verilmesini, ayrıca … nikahı ertelemek ve imam nikahlı olarak yaşamaya zorlamak için dava konusu taşınmazları müvekkile devrettiğini, sonrasında ise müvekkilin oğlundan dolayı aralarında anlaşmazlık çıktığından ve de … resmi nikaha yanaşmadığından müvekkil bu birlikteliği daha fazla sürdüremediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 81. maddesine göre (nikahsız bir şekilde birliktelik yaşayabilmek) için verdiği şeyi geri isteyemeyeceği, davalının nikahsız olarak bir birliktelik yaşamayı reddettiği için iş bu davaya ve bu iddialara maruz kaldığını, ayrıca dava inançlı akde dayanmakta ise davacı şirket yine akdin ve davanın tarafı olmayacağını, ayrıca … ‘un kendi mirasından davalı pay almasın diye davalı ile resmi nikah yapmadığını, bu nedenlerle öncelikle husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, her ne kadar davacı ve davalı tanıklarının beyanlarında evlilik için bir hazırlığın olduğu beyan edilmiş ise de, daha sonra davacının çocuklarının bu evliliğe karşı geldiklerinin anlaşıldığı, uzun süre gayri resmi birlikteliğin mevcut olduğu, hem davalı hem de davacı tanık beyanları ile sabit olduğu, davacı birlikteliği sürdürebilmek amacıyla davaya konu taşınmazları devrettiğine ilişkin mahkemece kanaat oluşmuş olup, davacı, davalı ile gayri resmi imam nikahlı evlilik olarak adlandırılan birlikteliği sağlamak için dava konusu taşınmazları davalıya devretmiştir. Borçlar Kanununun 81. maddesinde “Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin devlete mal edilmesine karar verebilir.” düzenlemesi karşısında davacının ahlaka, adaba, aykırı resmi evlilik akti olmaksızın birlikte yaşamayı temin maksadı ile davalıya devrettiği dava konusu gayrimenkulleri geri isteyemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İstinaf mahkemesince: Dava, inançlı işlem ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili müvekkili şirketin kayden malik olduğu dava konusu 45 ve 46 no’lu bağımsız bölümleri şirket ortağı ve diğer ortakların babası olan… ‘un istemi üzerine ve … ile evlenme vaadi karşılığında tapuda satış göstermek suretiyle bedelsiz olarak davalıya temlik edildiğini, taşınmazın devrinden sonra davalıdan kaynaklı olarak ortaya çıkan sorun ve anlaşmazlıklar nedeniyle tarafların evlenmekten vazgeçtiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazlar tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Somut olayda iddianın ileri sürülüş biçimi ve toplanan delillerden temlikin iradi olduğu, davacı şirketin ortağı olan dava dışı …’un, davalı ile evlilik hususunda, çocuklarını ikna edememesi üzerine, davalı ile nikahsız birlikteliğini sürdürmek amacıyla dava konusu taşınmazların davalıya devrinin yapılmasını sağladığı, sözleşmenin tarafı olan davacı şirketin de bu amaçla işleme katılmış olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, Borçlar Kanununun 65. maddesi (TBK 81 maddesi) hükmü karşısında davanın dinlenilmesine yasal olanak bulunmadığı açık olduğundan (Yargıtay 13. HD nin 24/04/2006 tarih 2006/355 Esas 2006/6349 Kararı); gerekçesiyle, davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dosya üzerinden oybirliği ile 05.12.2017 tarihinde karar verilmiştir.

Hükmü, davacı … Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir.

Davacı ile davalı arasında taraflarca inkar edilmeyen ve dosyada mevcut davalı … ve davacı … Taah. Kum. Nak. Hafr. Tic. San. Ltd. Şti. ortağı ve temsilcisi Fatih Top (…’un oğlu) tarafından imzalanan 13.01.2015 tarihli protokole göre taşınmazlar hibe ile devir edileceği yönünde anlaşmalarına rağmen dava dışı satıcı… Gıda Temizlik Tekstil Turizm İnşaat Müteahhitlik Mimarlık Mühendislik Mobilya Hafriyat Nakliyat Tarım Petrol Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı … arasındaki 13.01.2015 tarihli, 398 yevmiye numaralı tapudaki resmi senette satış olarak gösterilmiş olmakla resmi satış tarafların iradelerine uymadığından geçersiz olduğu gibi davacı … Beton İnşaat Ltd. Şti’nin dava dışı tapu maliki … İnş. Müt. Mim. Müh. Mob. Haf. Nakl. Tar. Pet. San. Tic. Ltd. Şti’den olan alacağına karşılık olarak hak ettiği dava konusu taşınmazları yine dava dışı …’un talimatı ile hibe olarak davalıya verildiği bu durumda davacı şirketi ile davalı arasındaki uyuşmazlığın hukuki temeli inançlı işlem olgusuna dayandırılması olayın özelliğine uymamaktadır.

6100 sayılı HMK m. 33’e göre, hakim Türk hukukunu re’sen uygular. Yani, mahkeme önüne gelen bir davada dava ve cevap dilekçesindeki taraf beyanlarını yorumlayarak davanın hukuki nitelendirmesini yapacaktır. Bundan dolayı davacının iddiasını haklı göstermek için bir veya birden fazla hukuki sebep göstermesi veya hiçbir hukuki sebep göstermemiş olması onun aleyhine sonuç doğurmaz. Şu halde hakim, tarafların ileri sürmüş oldukları hukuksal sebeplerle bağlı olmayıp, onların ileri sürmüş bulundukları vakıalara uygun olan hukuksal sebebi kendiliğinden uygulayacaktır.

Davacı şirketin hakettiği iki adet davalı taşınmazın dava dışı …’un evliliğinin sağlanması için davalı adına tescil edildiği ancak evliliğin gerçekleşmediği uyuşmazlık konusu değildir.

Davalı ile dava dışı … arasında evliliğin sağlanması için davacı şirketin taşınmazları gerçekte bağış; tapuda ise satış olarak gösterilerek davalıya temlik edildiği sabittir.

Taraflar arasında evlilik gerçekleşmemiştir.

Taşınmazların bedeli davacı şirket tarafından karşılandığı da uyuşmazlık konusu değildir.

Davalı, taşınmazların evlilik umuduyla kendisine verildiğini kabul etmekte ancak evliliğin gerçekleşmemesinde kusuru olmadığını savunmuştur.

Dava, hata, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili ile alacak isteğine ilişkindir.

Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K’nun 28/l. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 36/1.) maddesinde açıklandığı üzere, taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Hile hukuksal sebebine dayalı dava, evlilik umudunun yitirildiği tarih itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır.

Dava dışı … 1946, davalının ise 1969 doğumlu olduğu, aralarında önemli bir yaş farkının bulunduğu, dosyada mevcut belgeler ile tanık anlatımlarına göre, … ile evlenme karşılığı olarak davalıya niza konusu taşınmazların hibe olarak verildiği ancak işlemin satış suretiyle gerçekleştirildiği, davalının alım gücünün olmadığı, davalının birlikteliğe yanaşma amacını kullanarak …’un iradesini fesada uğrattığı, evlilik birliğinin kurulamadığı anlaşılmaktadır.

Temlikteki amacın resmi evlilik birlikteliğini sağlamak olup, gayri ahlaki bir amaç taşınmadığı, buna göre, Türk Borçlar Kanunu’nun 81. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı, davalının kandırması sonucu, hataya düşürülen …’un ortağı olduğu davacı şirketin, çekişme konusu taşınmazları davalıya temlikinin sağlanmasında yasal geçerliliğinden söz edilmesi mümkün değildir.

Kaldı ki, dava konusu 45 ve 46 no’lu bağımsız bölümlerin davalı adına tesciline ilişkin 13.01.2015 tarih, 398 yevmiye numaralı görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., eski 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 213. ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, resmi sözleşmenin geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik işlemi resmi şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile HMK 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2017 tarih, 2016/187 Esas – 2017/221 Karar sayılı hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 1.630,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 18.12.2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.

Bir Cevap Yazın

WhatsApp Bize Ulaşın
%d blogcu bunu beğendi: