TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMELERİNDE ZAMAN AŞIMI

TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMELERİNDE ZAMAN AŞIMI

T.C. YARGITAY

14.Hukuk Dairesi
Esas: 2013/12314
Karar: 2014/2047
Karar Tarihi: 18.02.2014

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN SÖZLEŞMENİN İFA OLANAĞININ DOĞDUĞU ANDAN İTİBAREN İŞLEMEYE BAŞLAYACAĞI – DAVA ZAMANAŞIMI SÜRESİ GEÇTİĞİ GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ

ÖZET: Zamanaşımı süresi, sözleşmenin ifa olanağının doğduğu andan itibaren işlemeye başlar. Taşınmazın teslim edilmiş olması halinde zamanaşımı savunması T.M.K.nın 2. maddesine uygun değildir. Ayrıca, 26.5.1954 tarihli ve 7/17 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mirasçılar arasında zamanaşımı işlememektedir. Bu nedenle, davalı D…. hakkındaki davada işin esasının incelenmesi gerekirken dava zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(818 S. K. m. 22, 125, 213) (4721 S. K. m. 2, 706, 716)

Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.5.2010 gününde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.12.2012 tarihli hükmün Yargıtay’ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 9.7.2013 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili ile karşı taraftan davalı D. K. vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Dairemizin 9.7.2013 gün ve 2013/5628-10434 Sayılı mahalline iade kararı üzerine eksiklik ikmal edilerek dosya gönderilmiştir. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Davacı, Beyoğlu 7. Noterliği’nin 28.12.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca tarafların murisi Z.’nın 4 parsel sayılı taşınmazdaki hak ve hissesinin satışını vaat ettiğini, ferağın intikal işleminden sonrasında verileceğinin belirtildiği intikal yapıldığı halde tapu kaydının devredilmediğini ileri sürerek, taşınmazdaki payın adına tescilini istemiştir.

Davalılardan A., A., N. davayı kabul etmişler; davalı D., zamanaşımı süresinin geçtiğini, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh verilmediğini, payını satış vaadi sözleşmesiyle dava dışı üçüncü kişiye sattığını davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalıların kabulü dikkate alınarak 31540 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarının davacı adına tesciline 90224 ada 1 parselde paydaş olmadıkları gerekçesiyle bu parsel yönünden reddine: davalı D. hakkındaki davanın ise, dava zamanaşımı süresi dava tarihinde dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Kaynağını 818 Sayılı Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesiyle Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğmasıyla işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşmeyle veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.

Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafların murisi Y. Z. I. düzenlenen 28.12.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. Sözleşmeye konu 1764 ada 4 Sayılı parselden 22.8.1991 tarihli imar uygulamasıyla 31540 ada 3 ile 4 ve 90224 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar oluşmuştur. Davalıların 31540 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlarda paylı malik oldukları: 90224 ada 1 Sayılı parselde de davalılar D. ve N. murisi A.’la A. ve A.’un da paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Anılan taşınmazda paydaş olan satış vaadi sözleşmesinde mülkiyeti nakil borcunu yüklenen Y. Z. I.’in mirasçısı A. I.’in veraset ilamında davalı D. ve N. dışında mirasçısı bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle. 90224 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davayı kabul eden davalılar A., A. ve N.’nın paydaş olmadıkları gerekçesiyle bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Bunun yanında, davacıyla davalı D.’nun kök murisleri Y. Z. I.’dir. Satış vaadi sözleşmeleri 818 Sayılı B.K.nın 125. maddesi hükmü gereği on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, sözleşmenin ifa olanağının doğduğu andan itibaren işlemeye başlar. Taşınmazın teslim edilmiş olması halinde zamanaşımı savunması T.M.K.nın 2. maddesine uygun değildir. Ayrıca, 26.5.1954 tarihli ve 7/17 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mirasçılar arasında zamanaşımı işlememektedir. Bu nedenle, davalı D. hakkındaki davada işin esasının incelenmesi gerekirken dava zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 1.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde yatırana iadesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

T.C. YARGITAY

14.Hukuk Dairesi
Esas: 2014/2319
Karar: 2014/6404
Karar Tarihi: 14.05.2014

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – DAVA KONUSU DÜZENLEME ŞEKLİNDE SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNDE TAŞINMAZIN ALICININ TASARRUFU ALTINDA OLDUĞU – İŞİN ESASININ İNCELENMESİ GEREKİRKEN DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN DOĞRU GÖRÜLMEDİĞİ

ÖZET: Somut olayda, dava konusu ……….. 1. Noterliğinin 02.06.1997 tarihli ve 7995 yevmiye no’lu düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesinde, taşınmazın alıcının tasarrufu altında olduğu belirtildiğinden zamanaşımı savunması ve bu yöndeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Mahkemece, işin esasının incelenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.

(818 S. K. m. 22, 125, 213) (6098 S. K. m. 146, 237, 299) (4721 S. K. m. 716)

Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.04.2012 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.10.2012 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davalı, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Kaynağını Borçlar Kanununun 22. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 29.) maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237.) maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146.) maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.

Somut olayda, dava konusu Kırşehir 1. Noterliğinin 02.06.1997 tarihli ve 7995 yevmiye no’lu düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesinde, taşınmazın alıcının tasarrufu altında olduğu belirtildiğinden zamanaşımı savunması ve bu yöndeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir.

Mahkemece, işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın bozulmasına, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.05.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.

Bir Cevap Yazın

WhatsApp Bize Ulaşın
%d blogcu bunu beğendi: