Mirasbırakan Tarafından Davalı Oğullarına Yapılan Temlikin Mirastan Mal Kaçırma Amaçlı Ve Muvazaalı Olduğu

Published by Av.Mehmet CANSIZ on

T.C. YARGITAY

1.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/3043
Karar: 2018/572
Karar Tarihi: 30.01.2018

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI – MURİS MUVAZAASI – TAŞINMAZIN MİRASBIRAKAN TARAFINDAN DAVALI OĞULLARINA YAPILAN TEMLİKİN MİRASTAN MAL KAÇIRMA AMAÇLI VE MUVAZAALI OLDUĞU – DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Taşınmazın mirasbırakan tarafından davalı oğullarına yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu; değinilen somut olgular karşısında davalıların tutarsız ve soyut savunmasının muvazaanın aksini kanıtlar nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

(4721 S. K. m. 6, 706) (6098 S. K. m. 237) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (6100 S. K. m. 190) (YİBK. 01.04.1974 T. 1974/1 E. 1974/2 K.)

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 30.01.2018 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ….geldi, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalılar vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakan…’ün kayden maliki olduğu 618 parsel sayılı taşınmazını davalı oğullarına satış suretiyle devrettiğini, temlikin kız çocuklarından mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, murisin mal satmaya ihtiyacının olmadığı gibi davalıların da alım güçlerinin bulunmadığını, taşınmaz üzerindeki binanın da mirasbırakan tarafından yapıldığını ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali ve tescil ile taşınmaz üzerindeki binanın mirasbırakan tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.

Davalılar, zamanaşımı itirazında bulunup taşınmazı bedeli karşılığı satın aldıklarını, mirasbırakanın maddi sıkıntılar nedeniyle üçüncü kişilere de taşınmaz sattığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan …’ün kayden maliki olduğu 618 parsel sayılı taşınmazını 16.01.1985 tarihinde davalı oğullarına 1/2’şer payla satış suretiyle temlik ettiği, 1913 doğumlu murisin 31.05.2011 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı kızları … ve …’den olma torunları …, …, … ile davalı oğulla… ve …un kaldığı, başkaca mirasçının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda HMK 190. madde ve TMK 6. madde gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.

Somut olayda, mirasbırakanın taşınmazı davalı oğullarına temlik ettiği tarih itibariyle taşınmazın akit bedeli ile gerçek değeri arasında bariz fark olduğunun keşfen saptandığı, murisin başkaca taşınmazlarının olduğu, dinlenen tanık anlatımlarından evinin de içerisinde bulunduğu davaya konu taşınmazı satmasını gerektirir haklı ve geçerli bir nedeninin bulunmadığı, öte yandan davalıların satıştan elde edilen parayı mirasbırakanın kendisi ve eşinin sağlık harcamalarına kullandığı savunulmuş ise de sağlık harcamalarının yapıldığı belirtilen tarihlerin temlik tarihinden çok sonrasına ilişkin tarihlere ait olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda değinilen ilkeler ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın mirasbırakan … tarafından davalı oğullarına yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu; değinilen somut olgular karşısında davalıların tutarsız ve soyut savunmasının muvazaanın aksini kanıtlar nitelik taşımadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.

Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 30.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince temyiz eden taraflardan gelen davacılar vekili için 1.630.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin diğer temyiz edenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.01.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Birleştirilerek görülen davada muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal tescil isteğinde bulunulmuştur.

Davalılar işlemin gerçek satış olduğunu bildirip davanın reddini savunmuşlardır.

Murisin 2001 yılında öldüğü, davacıların murisin kızları ve 1974 yılında ölen kızından olma torunları, davalıların murisin oğulları oldukları, murisin 618 parsel sayılı taşınmazını 16.01.1985 tarihinde davalılara satış suretiyle temlik ettiği muris adına kayıtlı başkaca taşınmazların da olduğu kayden sabittir.

Bilindiği ve 01.04.1974 gün 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere muris muvazaası murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile yaptığı temlikler bakımından söz konusu olabilir.

Somut olayda dinlenen davacı tanıkları murisin mal kaçırmak amacı ile temliki yaptığı yönünde bir beyanda bulunmamışlar aksine davalı tanıkları murisin maddi sıkıntı içinde olduğunu eşi ve kendisinin hasta olduğunu, bu nedenle dava dışı kişiye de taşınmaz sattığını, satıştan elde ettiği paranın bir kısmını kızlarına verdiğini, taşınmazda uzun süre satılık ilanı asıldığını bildirmişlerdir.

Ayrıca murisin diğer mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirecek somut bir olgu da ortaya konulamamıştır.

Muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı, davanın reddinin doğru olduğu, muvazaa hukuksal nedenine dayalı davalarda dava değerinin taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların payına isabet eden değer olduğu gözetildiğinde davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin de doğru olduğu ve hükmün onanması düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılamıyoruz.

Yazıya puan vermek ister misiniz?
[Total: 0 Average: 0]

Av.Mehmet CANSIZ

1972 yılında Ödemiş'te doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ödemiş'te tamamladım. 1995 Yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini başarıyla tamamladım. 10 yıl özel bir şirkette üst düzey yöneticilik ve hukuki danışmanlık görevlerinde bulundum. 2007 Yılında serbest avukatlık yapmaya başladım. 2011 Yılından beri "CANSIZ HUKUK BÜROSU"nda kendi ofisiminde avukatlık hizmeti veriyorum. Evliyim, 3 çocuk babasıyım.

0 Comments

Bu yazımıza yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: