Yargıtay ve İstinaf Mahkemelerinin “Fetö Silahlı Terör Örgütüne Üyelik – Ardışık Arama – Ankesörlü Telefon” Kararları

1- T.C. YARGITAY 16.Ceza Dairesi
Esas: 2018/5599
Karar: 2019/938
Karar Tarihi: 13.02.2019

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYELİK SUÇU – ANKESÖRLÜ TELEFONDAN ARDIŞIK ARAMA TESPİTİ – ATIF MADDESİ OLARAK SANIK HAKKINDA HÜKMEDİLEN SUÇ İÇİN UYGULAMA İMKANI BULUNMAYAN KANUN MADDESİNİN GÖSTERİLMESİ – HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI

ÖZET: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, tanık anlatımları, ankesörlü telefondan ardışık arama tespitine ilişkin belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden temyiz davasının esastan reddine, ancak silahlı terör örgütüne üyelikten hüküm kurulurken, hüküm fıkrasının birinci maddesinin (a) bendinde atıf maddesi olarak silahlı terör örgütlerine uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 7/1. maddesinin gösterilmesi, (b) bendinde atıf maddesi olarak sanık hakkında hükmedilen suç için uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 4. maddesinin gösterilmesi kanuna aykırı olup sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

(5271 S. K. m. 302) (3713 S. K. m. 7) (5237 S. K. m. 58)

Dava ve Karar: Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;

Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, tanık anlatımları, ankesörlü telefondan ardışık arama tespitine ilişkin belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak,

1) Silahlı terör örgütüne üyelikten hüküm kurulurken, hüküm fıkrasının birinci maddesinin (a) bendinde atıf maddesi olarak silahlı terör örgütlerine uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 7/1. maddesinin gösterilmesi, (b) bendinde atıf maddesi olarak sanık hakkında hükmedilen suç için uygulama imkanı bulunmayan 3713 sayılı Kanunun 4. maddesinin gösterilmesi,

Örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma maddesi olarak doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken TCK’nın 58/7-8 ve 221/5 maddelerinin yazılması,

Sonuç: Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeyip CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, temel cezanın tayin edildiği hüküm fıkrasının birinci maddesinin (a) bendinden “3713 sayılı yasanın 7/1. maddesi delaletiyle” ibaresinin,  (b) bendinden “3713 Sayılı Kanunun 4. Maddesinde düzenlenen suçlardan olduğu anlaşıldığından” ibarelerinin çıkarılmasına,  hükmün 2. maddesinin (a) bendinden ” TCK’nun 58/7 ve 221/5 maddeleri uyarınca” ifadesi ile “TCK’nun 8/8 maddesi uyarınca mükerririn mahkum olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin kanunda gösterildiği şekilde yapılmasına” ibarelerinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.02.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

2-SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2018/10
Karar Yıl/No: 2018/16
Karar tarihi: 24.10.2018
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU – SANIĞIN KULLANIMI DA BULUNAN TELEFONUN 3 AYRI SABİT TELEFON ÜZERİNDEN 5 KEZ ARANDIĞI – YAKLAŞIK 3 DAKİKALIK ZAMAN DİLİMİ İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞEN ARAMALARDA SANIK İLE BİRLİKTE YİNE KENDİSİ GİBİ SUBAY OLARAK GÖREV YAPMAKTA OLAN KİŞİLERİNDE ARANMIŞ OLDUĞU – ANILAN ARAMANIN ARDIŞIK BİR ARAMA OLDUĞU – SANIK İLE ÖRGÜTSEL ANLAMDA KENDİSİNDEN SORUMLU OLARAK FAALİYET YÜRÜTEN VE SİVİL İMAM OLARAK NİTELENDİRİLEN ŞAHISLARCA ANKESÖRLÜ TELEFONLARDAN ARANMAK SURETİYLE İRTİBAT KURULDUĞU – İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ

ÖZET: Dosya kapsamına göre, sanığın kullanımı da bulunan …….nolu telefonun, 3 ayrı sabit telefon üzerinden 5 kez arandığı, yaklaşık 3 dakikalık zaman dilimi içerisinde gerçekleşen aramalarda sanık ile birlikte yine kendisi gibi subay olarak görev yapmakta olan …… ve …….. isimli kişilerinde aranmış olduğu, anılan aramanın ardışık bir arama olduğu, sanık ile örgütsel anlamda kendisinden sorumlu olarak faaliyet yürüten ve Sivil İmam olarak nitelendirilen şahıs/şahıslarca ankesörlü/kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle irtibat kurulduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

(5271 S. K. m. 280, 286) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 14.07.2017 T. 2017/1443 E. 2017/4758 K.)

İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelenip görüşüldü, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 Esas, 2017/370 Karar sayılı kararı ve 16. Ceza Dairesinin 14.07.2017 tarih ve 2017/1443 Esas, 2017/4758 Karar sayılı kararı ile benzer nitelikteki kararlarında kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü (sui generis) özellikleri olan silahtı bir terör örgütüdür.

Kocaeli ili ve ilçeleri genelinde FETÖ/PDY terör örgütünün tüm askeri birliklerde birim yapılanması adıyla ülke genelinde olduğu gibi mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda Müdür. Müdür Yardımcısı, Öğretmen veya Asistan olarak isimlendirilen Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların askeri personel/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyet yürüttükleri, yürütülen faaliyetler kapsamında örgüte mensup askeri personel/öğrencilerle Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların sohbet toplantıları yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personel/öğrenciler vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü, örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına ise yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği TEDBİR olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişki/irtibatlı olan ve Sivil İmam olarak tabir edilen şahısların Ankesörlü/Kontörlü telefon hatları üzerinden irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek 3-4 kişilik gruplardan oluşan askeri personel/öğrencinin katılımı ile örgütsel toplantılar yaptıkları bilinmektedir. Gizlilik sağlamak amacıyla oluşturulan haberleşme yönteminin tespiti amacıyla CMK 135 maddesine göre alınan Kocaeli 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2018/836 D.İş sayılı kararı dairemizce dosya arasına alınmıştır.

Dosya kapsamına göre, sanığın kullanımı da bulunan …….nolu telefonun, 17.11.2013-24.01.2014 tarihleri arasında 3 ayrı sabit telefon üzerinden 5 kez arandığı, 17.11.2013 tarihinde yaklaşık 3 dakikalık zaman dilimi içerisinde gerçekleşen aramalarda sanık ile birlikte yine kendisi gibi subay olarak görev yapmakta olan …… ve …….. isimli kişilerinde aranmış olduğu, anılan aramanın ardışık bir arama olduğu, sanık ile örgütsel anlamda kendisinden sorumlu olarak faaliyet yürüten ve Sivil İmam olarak nitelendirilen şahıs/şahıslarca ankesörlü/kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle irtibat kurulduğu anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde isabetsizlik bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,

Kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliğine,

Sakarya BAM Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş tarihinden, sanık ve müdafii yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere, zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle onbeş gün içerisinde CMK’nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 24/10/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

3-GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2018/283
Karar Yıl/No: 2019/429
Karar tarihi: 14.03.2019
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU – SANIĞIN ARDIŞIK ARAMA YÖNTEMİ İLE SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MAHREM YAPILANMASI İÇERİSİNDE BULUNAN ÖRGÜT ÜYELERİYLE İRTİBAT KURMAK SURETİ İLE ÖRGÜTÜN HİYERARŞİK YAPISI İÇERİSİNE GİRDİĞİ İDDİASI – ASKERİ PERSONEL OLAN SANIĞIN GÖREV YAPTIĞI YERLERİN TESPİTİ İLE BU YERLERDE DE ARDIŞIK ARAMA YÖNTEMİ İLE ARANIP ARANMADIĞI – EKSİK ARAŞTIRMA – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Sanıkla birlikte ardışık olarak aranan ve kendileri de askeri personel olduğu tespit edilen şahıslar ile ilgili olarak silahlı terör örgütü yönetici/üyesi olma suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise bu soruşturma/kovuşturmalarda şahısların savunmalarına ilişkin evrakların getirtilip, özellikle ardışık aranma hususunda ya da sanık yönünden etkin pişmanlık hükümleri kapsamında vermiş oldukları beyanlarının olup olmadığının araştırılarak, birer örneklerinin İstinaf/Yargıtay denetimine esas olmak üzere getirtilerek dosyaya eklenmesi, askeri personel olan sanığın D… ilinden önce görev yaptığı yerlerin tespiti ile, bu yerlerde de ardışık arama yöntemi ile aranıp aranmadığı hususunda ilgili birimlere araştırma yaptırılıp, bu yerler ile ilgili olarak da tespit yapılması halinde buna ilişkin evrakların temini ile evrakına eklenmesi ile tüm bu işlemler neticesi sanığın yasal durumunun tayin ve taktiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan sanık ve Cumhuriyet savcısının istinaf itirazları yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

(5237 S. K. m. 314) (5271 S. K. m. 206, 209, 214, 216, 217, 288) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.)

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;

5271 sayılı CMK’nın 206, 209, 214, ve 216. maddeleri uyarınca, sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulması, hükme esas alınacak delil niteliğindeki belgelerin duruşmada ortaya konulup, anlatılıp, okunması ve tartışılması gerekmektedir. Aynı Kanunun 217. maddesinde mahkemece kararın ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırılabileceği düzenlenmiş, yine Kanunun 288/2 maddesinde ise bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasının hukuka aykırılık oluşturacağı hususları belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarihli, 2015/16-956 esas ve 2017/370 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, FETÖ/PDY küresel stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkıp ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek için hareket etmiştir. Gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan yöntem, bir kısım örgüt mensuplarının silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının var olması ve örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK’nın 314. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında bir silahlı terör örgütü olduğu izahtan vareste olan bu terör örgütünün, tüm askeri birliklerde “birim yapılanması” adıyla ülke genelinde olduğu gibi mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda müdür, müdür yardımcısı, öğretmen veya asistan olarak isimlendirilen mahrem yapı imamı/sivil imamların askeri personel/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyet yürüttükleri, yürütülen faaliyetler kapsamında örgüte mensup askeri personel/öğrencilerle mahrem yapı imamı/sivil imamların dini sohbet toplantıları yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personel/öğrenciler vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü, ayrıca mahrem yapı imamların/sivil imamların Fetö/Pdy terör örgütü üyesi askeri personel ile henüz muvazzaf olmadan askeri öğrenci oldukları zaman görüşmeye başladıkları, mezun olduklarında ise tayin oldukları ilde bulunan mahrem yapı sorumlusunun öğrencinin mezun olduğu askeri okulun bulunduğu il merkezine giderek, mezun olan bu askeri öğrencilerle yüz yüze görüştükleri, ardından mezun olan askeri personel ile atandıkları illerde tekrar buluşarak bulundukları illerde örgütsel faaliyet yürüten mahrem yapı sorumluları/sivil imamlar ile askeri personelin tanıştırıldığı ve örgütsel faaliyetlere atandıkları illerde devam ettikleri, örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına ise yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği “tedbir” olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişki/irtibatlı olan ve sivil imam olarak tabir edilen şahısların ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden kamuoyunda “ardışık arama” olarak tabir edilen yöntemle askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek üç/dört kişilik gruplardan oluşan askeri personel/öğrencinin katılımı ile örgütsel toplantılar yaptıkları silahlı terör örgütü yöneticileri ve üyeleri hakkında yapılan soruşturmalar neticesi tespit olunmuştur.

Bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede;

Askeri personel olan sanığın ardışık arama yöntemi ile silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde bulunan örgüt üyeleriyle irtibat kurmak sureti ile örgütün hiyerarşik yapısı içerisine girdiğinin iddia olunduğu anlaşılan dosya kapsamından;

Sanıkla birlikte ardışık olarak aranan ve kendileri de askeri personel olduğu tespit edilen şahıslar ile ilgili olarak silahlı terör örgütü yönetici/üyesi olma suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise bu soruşturma/kovuşturmalarda şahısların savunmalarına ilişkin evrakların getirtilip, özellikle ardışık aranma hususunda ya da sanık yönünden etkin pişmanlık hükümleri kapsamında vermiş oldukları beyanlarının olup olmadığının araştırılarak, birer örneklerinin İstinaf/Yargıtay denetimine esas olmak üzere getirtilerek dosyaya eklenmesi, askeri personel olan sanığın Diyarbakır ilinden önce görev yaptığı yerlerin tespiti ile, bu yerlerde de ardışık arama yöntemi ile aranıp aranmadığı hususunda ilgili birimlere araştırma yaptırılıp, bu yerler ile ilgili olarak da tespit yapılması halinde buna ilişkin evrakların temini ile evrakına eklenmesi ile tüm bu işlemler neticesi sanığın yasal durumunun tayin ve taktiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu,

Kabul ve uygulamaya göre de;

1-Örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafçı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı anlaşılmakla, başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının araştırılarak neticesine göre sanığın yasal durumunun tayin ve taktirinin gerektiği,

2-Hükümden sonra dosyaya gelen sanığın Çanakkale ilinde Ü… Ç… ve B…G…’le birlikte ardışık arandığına dair Kom Şube Müdürlüğüne hitaben yazılan rapor ile dijital incelemeye ilişkin bilirkişi raporlarının sanığa okunarak bu deliller yönünden de savunması alındıktan sonra yasal durumunun tayin ve taktirinin gerektiği,

3-Gözaltında kaldığı anlaşılan sanık yönünden gerekçeli karar başlığında gözaltı tarihlerinin gösterilmediği

4-“Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanık yönünden suç adının gerekçeli karar başlığında “silahlı terör örgütüne üye olma” olarak gösterildiği,

5- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarında suç tarihinin yardımın yapıldığı tarih olması karşısında gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “24/02/2014” yerine yazılı şekilde yazıldığı,

Anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan sanık ve Cumhuriyet savcısının istinaf itirazları yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CMK’nın 280/1-d maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,

Dosyanın, yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

5271 sayılı CMK’nın 286/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere 14/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

4-BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2018/2148
Karar Yıl/No: 2019/376
Karar tarihi: 02.04.2019
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU – ARDIŞIK ARAMA – SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN HİYERARŞİK YAPISINA DAHİL OLDUĞU KABUL EDİLEN SANIK – HÜKÜMDE USULE VE ESASA İLİŞKİN HERHANGİ BİR HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI – İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ

ÖZET: Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, karar yerinde tartışılan somut delillere göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, incelenen dosyaya göre istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

(5271 S. K. m. 279, 280)

Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. CMK’nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK’nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.

Sanık hakkında ilk derece mahkemesince Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmakla,

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tüm askeri birliklerde “birim yapılanması” adıyla ülke genelinde olduğu gibi mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde Müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda Müdür, Müdür Yardımcısı, Öğretmen veya Asistan olarak isimlendirilen Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların askeri personel/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyet yürüttükleri, yürütülen faaliyetler kapsamında örgüte mensup askeri personel/ öğrencilerle Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların dini sohbet toplantıları yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personel/öğrenciler vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü,

Ayrıca Mahrem Yapı İmamları/Sivil İmamların FETÖ/PDY terör örgütü üyesi askeri personel ile henüz muvazzaf olmadan askeri öğrenci oldukları zaman görüşmeye başladıkları, mezun olduklarında ise tayin oldukları ilde bulunan mahrem yapı sorumlusunun öğrencinin mezun olduğu askeri okulun bulunduğu il merkezine giderek, mezun olan bu askeri öğrencilerle yüz yüze görüştükleri, ardından mezun olan askeri personel ile atandıkları illerde tekrar buluşarak bulundukları illerde örgütsel faaliyet yürüten Mahrem Yapı Sorumluları/Sivil İmamlar ile askeri personelin tanıştırıldığı ve örgütsel faaliyetlere atandıkları illerde devam ettikleri,

Örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına ise yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği TEDBİR olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişki/irtibatlı olan ve Sivil İmam olarak tabir edilen şahısların Ankesörlü/Kontörlü telefon hatları üzerinden askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek 3-4 kişilik gruplardan oluşan askeri personel/öğrencinin katılımı ile örgütsel toplantılar yaptıklarının anlaşıldığı,

Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda sürdürülen çalışmalarda FETÖ/PDY terör örgütünün Mahrem Yapı/Birim Yapılanması olarak adlandırdığı bu gizli yapı içerisinde faaliyet yürüten Sivil İmamların örgütsel faaliyetler kapsamında kullandıkları ve askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları değerlendirilen sabit ankesörlü/kontörlü telefon hatlarından Balıkesir il merkezinde bulunan hatlardan 266 416 28 … nolu hat ile 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arasında yapılan tüm görüşmeler ile diğer (73) hat ile 01.01.2014-30.04.2017 tarihleri arasında yapılan tüm görüşmelere ait HTS kayıtları belirtilen tarihlerdeki örgütsel iletişimin tespiti amacıyla Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumundan temin edildiği, temin edilen HTS kayıtları gerekli analiz işlemleri yapıldığı,

Bakım Okul ve Eğitim Merkezi Eğitim Tabur Komutanlığında Bakımcı Üsteğmen olarak görev yapan sanık U… G…’ın 0554 543 81 … numaralı adına kayıtlı söz konusu telefon hattı ile sivil imam adı verilen şahıslar tarafından 7 ayrı kontörlü telefondan 10/01/2015 ile 30/06/2016 tarihleri arasında (95) kez ankesörlü telefonlardan arandığı, bu aramaların 49’un da (21) ayrı ardışık arama içerisinde yer aldığı, HTS kayıtları incelendiğinde kendisi gibi asker olan B… Y…, R… B…, M… G…, O… Ç…, A… A… İ…, K… P…, S… A…, E…T…, İ… Ç…, U… B… ve Y… B… isimli şahıslar ile (21) kez ardışık olarak arandığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce kadrolaşma hedef ve amacı doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine yerleştirilmiş bir örgüt mensubu olduğu, Balıkesir ilinde görev yaptığı sırada irtibatlandırıldığı mahrem yapı mensuplarıyla düzenli ve gizlilik esasına dayalı örgütsel ve ideolojik niteliğe sahip faaliyet ve ritüeller içeren görüşmeler yaptığı anlaşıldığından,

Bu hali ile;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, karar yerinde tartışılan somut delillere göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, incelenen dosyaya göre istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

Esastan Red kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 02/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

5-SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/637
Karar Yıl/No: 2019/741
Karar tarihi: 02.04.2019
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA SUÇU – SANIĞIN ÖRGÜTÜN ASKERİ MAHREM YAPILANMASINA ÖRGÜT İÇERİSİNDEKİ ADIYLA ÖĞRENCİ VASFINDA DAHİL OLDUĞU VE ÖRGÜTÜN ÜYESİ OLDUĞU – ARDIŞIK ARAMA – VERİLEN HÜKÜMDE USULE VE ESASA İLİŞKİN HERHANGİ BİR HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI – SANIK VE MÜDAFİSİNİN İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİ

ÖZET: Sanık ile aralarında öncesine dayanan ve dosya kapsamına yansıyan herhangi bir husumeti bulunmadığı cihetle sanığa işlemediği bir fiili isnat ederek iftirada bulunmasını gerektiren neden de bulunmayan tanık M… A…’un, kendisinin B…’ta Tüketici Hakem Heyetinde çalıştığını ve aynı zamanda FETÖ’nün askeri mahrem yapılanması içerisinde yer aldığını, B… İlçe Jandarma Komutanlığında çalışan sanığın kendisinin sorumluluğunda bulunan kişilerden olduğunu, sanık ile 2014 yılında tanıştırıldığını, 2-3 haftada bir sanık ile kendisinin evinde veya sanığın evinde görüşüp sohbet ettiğini belirttiği ve sanığı fotoğrafından teşhis ettiği, tanık E… A…’ın gerek kovuşturma aşamasında mahkeme huzurundaki anlatımlarında ve gerekse soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinde, tanık A… K…’nın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinde ve başka dosya sanığı A… Ş…’in de soruşturma aşamasında ektin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinde; 2006-2007 yıllarında İ… ili F… ilçesinde bulunan örgüte ait evde sanık ile birlikte kalıp askeri okulların sınavlarına hazırlandıklarını belirttikleri dikkate alındığında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağı bulunduğu anlaşılan sanığın, söz konusu örgütün askeri mahrem yapılanmasına örgüt içerisindeki adıyla öğrenci vasfında dahil olduğu ve dolayısıyla da bu örgütün üyesi olduğu netice ve kanaatine varılmıştır. İncelenen dosyaya göre istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, sanık ve müdafisinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

(5271 S. K. m. 280)

İNCELENEN İLK DERECE KARARININ;

Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı sanık müdafî tarafından yapılan istinaf başvuruları üzerine dosya Daireye verilmekle, heyetçe incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonucunda;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı,

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tüm ülke genelinde olduğu gibi askeri birliklerde de “birim yapılanması” adıyla mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde Müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda Müdür, Müdür Yardımcısı, Öğretmen veya Asistan olarak isimlendirilen Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların askeri personellere/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyetlerde bulundukları, yürütülen faaliyetler kapsamında Mahrem Yapı İmamları ile örgüte mensup askeri personelin gizliliğe azami ihtimam göstererek belli aralıklarla bir araya geldikleri ve sözde dini sohbet adı altında toplantılar yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personeller vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, medya parası, promosyon parası gibi adlar altında nakdi yardım toplama gibi örgütsel faaliyetlerde bulundukları,

Ayrıca; örgütün Mahrem Yapı İmamlarının örgüt üyesi askeri personel ile henüz askeri öğrenci oldukları zaman görüşmeye başladıkları, mezun olduklarında tayin oldukları ilde bulunan mahrem yapı sorumlusunun öğrencinin bulunduğu ile giderek kendisiyle yüz yüze görüştüğü, ardından mezun olan askeri personel ile atandığı ilde tekrar görüşüp kendisini bulundukları illerde örgütsel faaliyet yürüten Sivil İmam ile tanıştırdığı ve bu şekilde söz konusu askeri personelin atandığı ilde örgütten uzaklaşmadan ve deşifre olmadan örgütsel faaliyetlerine devam etmesinin sağlandığı,

Örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği “TEDBİR” olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde Sivil İmam olarak tabir edilen şahısların sorumlu oldukları örgüt üyesi askeri personel ile örgütsel faaliyetleri kapsamında Ankesörlü / Kontörlü (Büfe) sabit telefon hatları üzerinden irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personelin kaldığı evde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek 3-4 kişilik gruplardan oluşan askeri personelin katılımıyla örgütsel toplantı yaptıkları anlaşılmıştır.

Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda sürdürülen çalışmalarda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Mahrem Yapı/Birim Yapılanması olarak adlandırdığı bu gizli yapı içerisinde faaliyet yürüten Sivil İmamların örgütsel faaliyetlerinde deşifre olmamak ve gizliliği temin etmek için sorumluluklarına verilen örgüt üyesi askeri personellerle/ askeri öğrencilerle sabit ankesörlü ve kontörlü telefon hatları üzerinden irtibat sağlayarak görüşme yer ve zamanını belirledikleri anlaşılmıştır.

Bu kapmasında; Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/8122 soruşturma sayılı dosyasında, Trabzon ilinde bulunan 462 323 32 …, 462 323 28 … ve 462 328 06 … numaralı sabit hatların iletişimleri tespit edilmiştir.

Gelen HTS kayıtlarının incelenmesinde; sanığa ait 0506 285 16 … numaralı GSM hattının Trabzon ilinde bulunan 462 328 06 … ve 462 323 28 … numaralı sabit hatlarından 09/05/2012 tarihinde saat 15:41:37’de ve 18:07:41’de arandığı, bu aramaların ardışık arama olduğu, nitekim; Kalkınma Mah. Farabi Cad. üzerinde bulunan Trabzon KTÜ Farabi Hastanesi eski acil girişi yan tarafından kurulu bulunan 462 328 06 … ve 462 323 28 … numaralı sabit hatlardan sanığa ait 0506 285 16 … numaralı GSM hattının 09/05/2012 günü saat 15:41:37’de ve 18:07:41’de aranarak 0 ve 48 saniyelik görüşme yapılmasının hemen ardından saat 15:24:04’de ve 18:08:47’de bu sefer Uzman Jandarma Çavuş Y… Y… tarafından kullanılan 0505 937 77 … numaralı GSM hattının arandığı anlaşılmıştır.

Yine, 462 323 32 … numaralı sabit hattan sanığa ait 0506 285 16 … numaralı GSM hattının 11/11/2011 günü saat 21:28:05’de aranmasından 48 saniye sonra yine Uzman Jandarma Çavuş Yakup Yurdagül tarafından kullanılan 0505 937 77 … numaralı GSM hattının arandığı anlaşılmıştır.

Sanık ile ardışık araması bulunan Y… Y… hakkında başka dosyada kovuşturma bulunduğu anlaşılmıştır.

Öte yandan; sanık ile aralarında öncesine dayanan ve dosya kapsamına yansıyan herhangi bir husumeti bulunmadığı cihetle sanığa işlemediği bir fiili isnat ederek iftirada bulunmasını gerektiren neden de bulunmayan tanık M… A…’un, kendisinin Bulancak’ta Tüketici Hakem Heyetinde çalıştığını ve aynı zamanda FETÖ’nün askeri mahrem yapılanması içerisinde yer aldığını, Bulancak İlçe Jandarma Komutanlığında çalışan sanığın kendisinin sorumluluğunda bulunan kişilerden olduğunu, sanık ile 2014 yılında tanıştırıldığını, 2-3 haftada bir sanık ile kendisinin evinde veya sanığın evinde görüşüp sohbet ettiğini belirttiği ve sanığı fotoğrafından teşhis ettiği, tanık E… A…’ın gerek kovuşturma aşamasında mahkeme huzurundaki anlatımlarında ve gerekse soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinde, tanık A… K…’nın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinde ve başka dosya sanığı A… Ş…’in de soruşturma aşamasında ektin pişmanlık kapsamında alınan ifadesinde; 2006-2007 yıllarında İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan örgüte ait evde sanık ile birlikte kalıp askeri okulların sınavlarına hazırlandıklarını belirttikleri dikkate alındığında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağı bulunduğu anlaşılan sanığın, söz konusu örgütün askeri mahrem yapılanmasına örgüt içerisindeki adıyla öğrenci vasfında dahil olduğu ve dolayısıyla da bu örgütün üyesi olduğu netice ve kanaatine varılmıştır.

Bu haliyle; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, karar yerinde tartışılan somut delillere göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, incelenen dosyaya göre istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, sanık ve müdafisinin istinaf başvurularının 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Kararın Dairemizce ilgililere tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 02/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
%d blogcu bunu beğendi: